¨Sosyal medyayı bırakıyorum¨

slingomom-instagram

Yok bu cümleyi ben söylemiyorum. Seviyorum sosyal medyayı. Kendimden ve çevremden bıkacak kadar da kontrolümü kaybetmediğim için bir terslik olmazsa buralardayım ama bazılarımız için durum farklı. Sosyal medyaya kaptırmış, dışarıdaki gerçek hayatını kaçırmaya başlamış ve en sonunda geldiği durumun ne olduğunu anladığında da kendisiyle yüzleşip bu platformları bıraktığını açıklayan instagram ünlüsü Essena O’Neill’dan bahsediyorum.

800 binden fazla takipçisi olan bu genç kız -evet bayağı genç sanırım 18 yaşında- neler yaşadı, nelere maruz kaldı ki böyle bir aydınlanmadan geçti merak ediyorum ama zaten aşağı yukarı neler olabileceğini tahmin ediyoruz öyle değil mi? Essena, 2 binden fazla fotoğrafı hesabından sildikten sonra bir video yayınlayarak bu kararı almasındaki nedeni açıklamış:

“Kendi reklamımı yapmaktan başka bir amaç taşımayan bu fotoğrafların tümünü siliyorum. Farkında olmadan genç kızlığımın büyük bir kısmını sosyal medyaya, sosyal onaya, statüye ve fiziksel görünümün nasıl olduğuna bağımlı hale gelerek geçirdim. Sosyal medya, özellikle de benim kullandığım şekliyle gerçek değil. Sosyal onay, beğeniler, tasvip edilme ve takipçi sayısındaki başarıdan ibaret olan bir düzen, son derece benmerkezci bir yargılamadan ibaret. Ve bu beni tüketti.”

Daha sonra da hesabında bıraktığı fotoğrafların gerçeklerini açıklamış. Bir fotoğraf koymadan önce aslında nasıl hazırlandığını, onlarca kare çektikten sonra en güzelini seçip yayınladığını yazdı. İbretlik.

essena1 essena2

Bu gerçek değil. Bu hayat normal değil. Ve bu şekilde yaşayan kim bilir kaç kişi var.

Tanımadığımız insanlardan gelen övgüler ve beğenilerle ayakta kalmak hatta bunların hayatın tek amacı olması bence korkunç. Ürkütücü olmasının bir diğer sebebi de güvenli olmaması. Şimdi instagram hesaplarımıza bakalım. Hayatımızla ilgili ne kadar çok detay barındırıyor farkında mısınız? Ne yediğimiz, nereye gittiğimiz, kiminle arkadaşlık yaptığımız, neyi sevdiğimiz… her şey orada. Binlerce insanın da bunları bildiğini bilmek biraz olsun korkutucu değil mi? Evini, arabasını, çocuğunun gittiği okulu paylaşanlar adına ben endişeleniyorum örneğin. Sosyal medya iletişimde kalmak, paylaşmak, öğrenmek, fark etmek adına harika bir yer ama bir o kadar da kara delik. İnternetin ne kadar derin olduğunun, o derinlerin de ne kadar karanlık olduğunun yeterince farkında mıyız?

Bu benim için de geçerli. Sonuçta sosyal medyada varlık gösteriyorum ve yapabildiğim tek şey kontrollü olmak. Biliyorum düzenli ve çokça fotoğraf, video paylaşmak takipçi kazandırıyor da gerçekten bunu istiyor muyum? Takip edilmek kötü bir şey değil elbette ama bu arada fark ettim ki sayı arttıkça eskiye oranla daha az kendimle ilgili şey paylaşıyorum. Peki yıllar önce sosyal medyada hesap açarken aklımda neler vardı? Binlerce takipçi edinip markalar tarafından fark edilmek mi? Yoksa daha çok kişiye ulaşmak mı? Ben daha çok okunmak isteyen bir içerik üreticisiyim sadece. Yazdıklarımı ve paylaştıklarımı önemseyip okuyanlarla iletişimde kalmayı seviyorum. Gezdiğimi, gördüğümü, denediğimi, çocuklarla günlük maceralarımı paylaşıp aynı zamanda da güvenli bölgede kalmaya devam edeceğim.

Bu arada geçen sene yazdığım bir yazıda detaylı olarak telefon ve sosyal medya bağımlılığını ele almıştım. Biz anne babaların bu ortama gayet meraklı olduğumuzu gözler önüne seren araştırmalara da değinmiştim. Merak ederseniz yazı şurada: slingomom.com/aile-2/telefon-bagimliligi-sosyal-medya-detoksu

4

1 Yorum

Leave a Reply