Elimde harika iki kitap var. Çocukların en çok sorduğu, en çok düşündürten sorulara cevap arayan; yazar Dr.Susan Bartell’in 3-8 ve 8-12 yaş arasındaki çocukların ebeveynleri için ayrı ayrı hazırladığı iki kitabın da kapağında en zor, en tuhaf ve en zekice sorulara verilebilecek en doğru yanıtları içerdiği yazıyor.

– Ödevimi yapmama yardım eder misin?

– Tanrı nerede?

– Ben nasıl doğdum?

– Büyüyünce seninle evlenebilir miyim?

– Neden kardeşimle daha çok vakit geçiriyorsun?

– Dedem ölünce nereye gitti? gibi dünyanın birçok ülkesinden yazara ulaştırılan gerçek sorulara kolay yanıtlar verilmiş. En azından sıkıştığımızda bakıp bir fikir edinmemize ve çocuklarımıza ihtiyacı olanı verebilmemize yardımcı olacaktır.

Çocuklar ve soruları.

Bitmek tükenmek bilmeyen art arda gelen sorulardan hangimiz bunalmadık? Sıkılmadık? Hatta ısrarlar sonucunda sesimiz yükselmedi? Oysa gelişimin ta kendisidir ve en basit görünen soru bile ciddiye alınmalıdır. Yazar önsözünde diyor ki:

Çocuğunuzun sorularını tam olarak anladıktan sonra, konuşmayı sonlandırmaktan çok onu sizinle daha çok paylaşımda bulunmaya teşvik edecek şekilde yanıtlamayı öğrenebilirsiniz.

3-8 yaş grubunu kapsayan okul öncesi ve erken ilkokul dönemindeki çocukların soruları daha derin bir anlam kazanıyor. Biz ebeveynlere onun isteklerini, hayallerini, korkularını, umutlarını anlamamız konusunda yardımcı oluyor. Burada önemli olan soruların gerçek anlamlarını keşfetmek, ‘buzdağının altındaki kısmı görmeyi’ öğrenmek.

8-12 yaş arasındaki çocukların soruları gelişimlerine paralel olarak daha da sıklaşabiliyormuş. Onlar için endişelerini, ilgi alanlarını, kaygılarını ve korkularını bize ifade etmelerinin bir yoluymuş. Çocuğun sorularını dikkatle dinlersek  zihnini okuyabilmek mümkün diyor yazar.

Tara Kitap’tan çıkan Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soru’nun tanıtımında Psikolog Jülide Sevim’in çocuklar ve sorulara dair anlattıklarını aktarmak istiyorum. Ben kendi adıma çok şey öğrendim diyebilirim:

Çocuklar bizden daha zekiler ve bizden daha kompleks düşünüyorlar. Çocukların ne sorduğundan çok neden sorduğunu öğrenmeye çalışın. Ne sorarsa sorsun, sizi ne kadar şaşırtırsa şaşırtsın ses tonunuz ve beden hareketleriniz rahat olmalı ki çocuk ikinci soruyu da sorabilsin çünkü mutlaka ikinci soru gelecektir. Bütün soruların gerisinde güvenlik ihtiyacı vardır. Akşam kaçta yemek yiyeceğiz? Babam eve gelecek mi? Biz beraber miyiz? Bana sahip çıkıyor musunuz? gibi en basit ve güncel soruların amacı temel güvenlik sorularını cevaplamaya yönelik bir ihtiyaçtan doğar. Soruların tamamında bir güvenlik ihtiyacı olmakla birlikte bazen de anne babayı çıldırtmaya(!) yönelik de sorular gelebilir. Sürekli aynı şeyi sorarlar. Tekrarlayıcı sorularda da güvenlik beklentisi, devamlılık arzusu vardır ve daha da önemlisi gerisinde mutlaka başka bir şey vardır. Ne olduğunu anlamaya çalışın.

Çocukla konuşurken uzun cümleler kurmamaya özen gösterin sizi dinlemeyecektir, ilgisi dağılacaktır. Sorun neyse soruya çünkü ile başlayıp kısa bir cevap verip anlaştık mı? diye sormanız gerekiyor. Anlaşmayı sağlamaya çalışın.

Çocuğu disipline ederken ona özgürlük de sağlamalısınız? Ya da tam tersi çocuğu özgür yetiştirirken ona sorumluluk vermelisiniz ve bunun için onu disipline etmelisiniz. Nasıl mı? Seçim hakkı verin, bunun sorumluluğunu almasını sağlayın. Çok basit şeyleri seçmekte zorlanan ya da kendilerine iyi gelen şeylere karar verip bunu sürdürmekte sorun yaşayan yetişkinlerin çoğuna çocukluklarında karar verme hakkı tanınmamıştır. Karar vermenin sorumluluğunu taşımalarına da izin verilmemiştir. Özgür düşünceli, üreten, yaratan, kendine güvenen, paylaşabilen bir çocuk yetiştirmek için kurallara ihtiyaçları vardır.

Sevmenin de kuralları vardır. Erojen bölgelere çok dikkat etmelisiniz. Belli yaştan itibaren çocuklarda cinsel uyarım başlar. Ne zaman nerede nasıl yönlendirmeniz gerektiğinizi bilmeniz gerekiyor. Bu yüzden de çıplaklığınızı, öpme şeklinizi ve temasınızı sınırlamalısınız. Onlar sandığınız kadar cinsiyetsiz değiller. Çocuğun kadını ve erkeği görüş şekli onun gelecekteki partnerini seçişine de etki edecektir.Yani aslında sandığınızdan da çok şey yapıyorsunuz. Sadece beslemiyorsunuz, sadece okutmuyorsunuz. Onun gelecekteki eşini seçme konusunda da format atmış oluyorsunuz. Her hareketinizin onda bir yansıması olduğunu dikkate almalısınız.

Cinsellikle ilgili soru geldiğinde çok yumuşak bir ses tonu ile konuşun. Açık olun. Vajin ve peniz kelimelerini kullanın. Onu öperken izin isteyin, istemezse asla ona dokunmayın, öpmeyin. Böylece siz bile o istemediği zaman öpmediğinizde bedeninin kendisine ait olduğunu öğrenecektir. Cinsellikle ilgili bir şey aklına geldiğinde size sorabilmeli. Ne kadar net olursanız o kadar koruyucu olursunuz. Yaşına uygun biçimde bilgilendirirseniz koruyabilirsiniz, korkarak değil. Çocuklar iyi niyeti kötü niyeti anlarlar. Yeter ki size gelebileceğini bilsin.

Kitapların ikisini de alıp okumanızı tavsiye ediyorum çünkü 3-4 yaşındaki de bir gün büyüyecek. Ya da benimki gibi 7 yaşına yakın bir çocuğun soruları 8-12 grubuna da giriyor olabilir. Bazen daha küçüklerden çok daha karmaşık, beklenmedik sorular gelebiliyor. Çocuğu anlamak için sorularını dikkatle dinlemek ve aslında ne demek istediğini öğrenmek yapılacak en doğru hareket. Bu onunla olan ilişkiyi de güçlendirecek ve iletişimi daha da sağlıklı hale getirecek. Ben şimdi nefes almadan kitapları bitirmeye çalışıyorum. Sonra da başucuma koyacağım. Ne zaman hangi soru gelecek belli olmuyor çünkü.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

1 Comment

  1. Tesekkurler İrem Hanim bu guzel yazi ve tavsiye icin. Sevgiler.

Leave a Response