Yaş 35. Her ne kadar kendimi hala 20’li yaşlarda hissetsem de vücudum bana zaman zaman hatırlatıyor gerçeği. İnsan gençken daha a zayıflayabiliyor mesela. Eskiden üç gün yemek yemez 1 kilo verirdim. Şimdi o bir kiloyu verebilmek için düzgün beslenme de yetmiyor spor yapmak gerekiyor. Başka şansımız yok. Zamanı geri döndüremeyiz ama yavaşlatabiliriz aslına bakarsanız. Bir yerden başlamalı. Zayıflamaktan başka aslında güçlenmek gerekiyor. Hem zihin olarak hem de fiziksel olarak yenilenmek için asla geç değil. Ben bunu şimdi fark ettim. Bugüne kadar aklım nerelerdeydi diye düşünüyorum. Aslında spor yapmak için hep niyet ettim, harekete de geçtim, spor salonlarına, grup derlerine katıldım ama devam ettiremedim. Zaten hiçbir zaman spor disiplini edinemedim bunu en büyük sebebi de sporu sağlıklı yaşam gereği olarak değil de zayıflamak için bir araç olarak görmemdi. Diyetleri nasıl bozduysam spor yapmayı da aynı şekilde yarım bıraktım. Oysa şimdi biliyorum ki sağlıklı bir yaşam için ihtiyacım olan şey bu. Aileme bakıyorum. Kalp ve damar hastalıkları, tiroid, diyabet derken bunların herhangi birinin bende de olması an meselesi. Tamam hemen değil, belki biraz abarttım ama sonuçta adayım tüm bu hastalıklara. Bunlardan korunabileceğimi düşünüyorum kendime dikkat edersem. Yani illa kalp hastası olmak zorunda değilim yaşlandığımda. Annennemde, dayımda şeker var diye bende de olacak diye bir şey yok. İnanıyorum buna ama yapmam gerekenler var:

Sağlıklı uzun ömür için beslenme, egzersiz ve uyku

Fiziksel aktivite ve Sağlıklı Yaşam

Fiziksel aktivitenin sağlıklı hayat üzerindeki etkisi araştırmacıların ilgisini 1980’lerden itibaren çekmeye başlamış. Bugün internette arattırınca binlerce makale bulunur konuyla ilgili de egzersizin insan hayatı üzerindeki olumlu etkilerini anlamak için bunları okumaya gerek de yok. Spor yapan, günlük yaşantısına biraz olsun fiziksel aktivite katan birinin hiç yapmayanlara göre kalp hastalıkları, diyabet, kanser, yüksek tansiyon, obezite ve hatta depresyona yakalanma ihtimali çok daha az. Çevremde bu hastalıkların en az birine sahip olanlara bakıyorum beslenme ve spor açısından ne kadar zayıf kaldıklarını görüyorum. Böyle yazmak, konuşmak kolay da hayatını tamamen değiştirmek zor elbette. Çünkü sağlıklı beslenme ve sporu alışkanlık haline getirmeden başarıya ulaşmak pek mümkün değil. Ben de o değişimin en başında sayılırım ve ciddi anlamda zorlanıyorum. ¨Aklımda kalacağına midemde kalsın¨ bizim ailenin en sevdiği söz. Utanmasak mutfağa tabela yapıp astıracağız. İşe buradan başlamaya karar verdim. Sonrası ise egzersizi alışkanlık haline dönüştürmek. Spora ne kadar erken yaşta başlanırsa o kadar iyi. Sadece kaslar için değil kemiklerimiz, kalbimiz, zihnimiz için de o kadar iyi.

Dünya Sağlık Örgütü ‘nün yayımladığı çalışmalara göre egzersiz yapmak birçok fizyolojik hastalığa ve hatta depresyona da iyi geliyormuş. İnsanın aynadaki görütüntüsü beğenmesi zaten güne harika başlaması demek. Bütün toplum spor yapma alışkanlığı kazanabilse belki ilişkiler çok daha iyi olur. En azından büyük şehirin stresinden daha az etkilenir herkes.

Ben bir süre önce fark ettim ki gerçekten ama gerçekten kendim için, sağlığım için bir şey yapmıyorum. Diyetler, yürüyüşler günü kurtarıyormuş meğer. Benim hayat tarzımı değiştirmem gerekiyordu sağlıklı uzun bir ömür için. Haftalardır kitaplar, dergiler okuyorum beslenme ile ilgili, egzersiz için de internette videolara bakıyorum.

İşte benim sağlıklı yaşama ilk adım listem:

Mümkün olduğunca şekerden ve tuzdan arındırılmış beslenme düzeni soktum hayatıma.

Meyvenin kendisini ye, suyunu içme.

Günde en az 2 litre detoks suyu içiyorum (Limon, salatalık dilimleri ve taze nane yaprakları ile dolu bir sürahi) Toplam su tüketimim 4 lt’nin üstünde.

Koşuyorum. 35 yaşında koşuya başladığıma inanamıyorum ve bana nasıl iyi geldiğini anlatmakta zorluk çekiyorum. Yürüyerek zaman kaybetmişim. Günlük hayatıma koşu şle başlıyorum üstelik. Koray’ı servise bindiriyorum ve yarım saatlik açık hava parkuruma gidiyorum. Parkur derken sokaktan bahsediyorum. Havalar iyice soğuyunca da koşmaya niyetliyim yeter ki deli gibi yağmur yağmasın.

 

Kısaca hayatımıza sporu, fiziksel aktiviteyi sokmazsak asla yeteri kadar sağlıklı olamayacağız.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

Leave a Response