Şekersiz, unsuz, tuzsuz 21 gün

sekersizunsuztuzsuz copy

Şekersiz beslenme hikayem devam ediyor. Hayatımdan tamamen çıkarabilmiş değilim ama sanırım %90 rafine şekersiz besleniyorum. Bunun yanı sıra tatlandırıcı da kullanmıyorum. Bal, agave veya diğer doğal şurupları zaten sevmem. Balı ise metabolizma arttırıcı olarak ele alıp bazen ılık limonlu suyumun içine ekliyorum bir çay kaşığı kadar. Şekeri meyvelerden alıyorum artık. Bazen de canım çok çekerse kek yapıyorum. Bayağı beyaz şeker, beyaz undan. Onu da iki ayda bir yapıyorum bari layığıyla olsun diye düşünüyorum. Hem arada vücudu şaşırtmak gerekir diyorlar. Zaten şu hayatta dayanamadığım ne nutella, ne çikolata ne de pastadır; benim en sevdiğim vanilyalı kek ve yanında bir fincan kahve. Biliyorum, şeker yerine kuru meyvelerle tatlandırmak mümkün ama ben istemiyorum. Zaten kek de yemeyelim. Hoş ben böyle diyorum da Koray seviyor kek, çikolata her çocuk gibi. Eskiye oranla daha az yiyor veya şeker miktarını soruyor ama yiyor işte. Sabahları nutella’lı tost yediği günler de var. Yasaklamıyorum, kısıtlamaya çalışıyorum ve devamlı konuşuyorum. Devamlı hem de. Bir gün anlayacak beni eminim.

Gelelim benim yeni beslenme sürecime. Ben şimdi bir çılgınlık yaparak şekerin yanında un ve tuzu da çıkararak 21 günlük bir küre başladım. Hayatım boyunca şekersiz yaşayabilirim belki, hatta unsuz da olur ama anladım ki tuz çok başka bir şey. Yemekten aldığım tadı değiştiriyormuş meğer. Her şeyin içinde var. Her sevdiğimde var. Doğal olarak da var, eklenmiş olarak da var. 21 günüm hafta sonu bitti. Sonra az tuzla pişirilmiş ıspanak yemeği attım ağzıma. İnanır mısınız sanki tuz yaladım öyle tuhaf bir şey oldu. Sebzenin tadını alamadım sadece tuz. Bu iyi mi kötü mü anlamadım. Çok mu tuzlu besleniyormuşum yoksa tuzsuzluktan mı böyle oldu karar veremedim ama tuzu azaltınca yemeklerin tadına daha güzel varılacağını anladım. Biraz da alışkanlıktan sanırım bizim tuz kullanımı. Elbette o minerallere ihtiyacımız var ama ne kadar tuz? Az mı kararında mı?

Bu 21 gün boyunca bolca ekşi elma, yoğurt, yumurta, yulaf,  bol yeşillik, çiğ veya ızgara sebze, ızgara tavuk, balık ve biraz da ceviz bademle beslendim. Bolca limon ve baharatlarla tatlandırdım öğünlerimi. Su ve bitki çayları içtim. Sabahları güne her zamanki gibi ılık limonlu su ile başladım akşamları da aynı şekilde bitirdim. Ve ne oldu biliyor musunuz? 4 kilo verdim. Vücudumdaki tüm ödemi attığımı hissediyorum. Üstelik ideal beslenip her sabah 5-6km koştuğum için de tartıdan ziyade kıyafetlerdeki farkı gördüm. Peki hayat boyu bu şekilde beslenebilir miyim? Keki, böreği, hamburgeri, kıymalı makarnayı hayatımdan çıkarabilir miyim? Şekeri zaten zehir olarak algıladığımdan onsuz devam ediyorum ama ya diğerleri? İdeal olanı ne kadar yapabilirim?

Benim derdim zayıf olmakla ilgili değil; sağlıklı olmakla. Sağlıklı kalmak, uzun seneler sevdiklerimle huzur içinde yaşamak istiyorum. Ve beslenmenin de buna büyük etkisi olduğuna inanıyorum. Son bir senedir beslenme ile ilgili sayısız kitap ve makale okudum. Araştırmaları elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Sonuç olarak herkesin kabul ettiği işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerektiği. Bolca yeşillik, biraz tahıl, biraz et, az süt ürünü, tuzsuz kuruyemiş ile ideal beslenme düzenini oturtabiliyorsunuz. Miktarları dengelediğiniz sürece kilo da almazsınız. Bazen kaçırdığım günlerin ardından 2 gün çok dikkat edip akşamları da yemek yemeyip sebze-meyve suyu içiyorum. Hemen toparlanıyorum. Önemli olan gecikmeden müdahale etmek zaten.

Peki tatlılar, börekler hiç mi olmayacak? Bence arada olmasının hiçbir sakıncası yok. İnsanın gözünü de doyurması gerekiyor. Hem zaten şekersiz beslendiğiniz zaman bir süre sonra canınız hiç istemiyor. Ya da ufacık bir dilim bile yetiyor. Kola ve türevlerini içmeyi bırakalı 4 seneyi, Nutella ve diğer çikolataları yemeyi bırakalı ise 1 seneyi geçti. Hiç istemiyorum, hiç aklıma gelmiyor. Kakao oranı en az %85’lik olan çikolataları tercih ediyorum ama şu 21 gün içinde onu da ağzıma sürmedim. İyi miyim? Harikayım. Kek olsa yer miyim? Valla bir iki dilim kahvenin yanında kesin yerim. Sonuç: mutluyum ve kendimi sağlıklı hissediyorum.

 

2

6 Yorum

  • Sektör çok fena. Markete girdiğimde paketleri ürünleri gördükçe her yanımızın zehir kaynadığını hissediyorum. Kültürümüz de şeker, hamur işi gibi ürünler maalesef çok yaygın olduğu için insanın toplu bir ortamda kendine mukayyet olması zor olabiliyor. Evinde bir düzen oturtması yine olası insanın. Ama dışarıda olunca yada bir misafirliğe gittiğinde her şey daha zor oluyor. Ya sürekli tedarikli gezmek lazım yada nefsine % 1500 hakim olmak lazım:) Hamur işini pek bir feci seviyorum. Olunca da hunharca yiyorum:) Bu sebeple pek pişirmemeye çabalıyorum. Yaparsam da tam buğday unu, esmer şeker gibi ürünleri tercih etmeye çalışıyorum. Tadı da gayet güzel oluyor. Bu ürünlerin de organik olanlarını tedarik etmek lazım tabi. Özellikle esmer şekerde üç kağıtçılık yapıldığını ve beyaz işlenmiş şekerin boyanarak esmer şekere dönüştürüldüğünü okuduğumda çok bozulmuştum:/

  • Hande says:

    Referans aldığınız, araştırdığınız kaynakları da paylaşabilir misiniz? Ben de bu sürece kendimi hazırlamak istiyorum..

  • Aarzu says:

    Merhaba İrem hnm sizin sayenizde 5 aydır şekeri bıraktık eşim ve ben.İtiraf ediyorum benimde kek kaçamağım oldu 2 kez ama suçlu hissettim kendimi sizinde yaptığınızı okuyunca rahatladım. 106 kilo olan eşim hiç bozmadı ve tam 10 kilo verdi üstelik sadece rafine şekeri kesip pirinç pilavını bırakarak ekmek tüketimimiz ya tam buğday ya hiç yemeyerek yaptık. bende çok değişim olmadı sadece daha sağlıklı daha dinç hissediyorum birde 51 den 48 e düştüm öğünlerimi azaltmadım daha fazla vermek istemediğim için.Yeni hedefim karbonhidratı işlenmiş buğdayı çıkartmak hayatımızdan ama işte makarna börek zaafım var.Benim size sormak istediğim %85-90 kakao oranlı çikolataların isimleri ve nerden aldığınız belki çok kolay ulaşılabilirdir ama hiç okumadım içeriklerini arada hafif kaçakalara iyi gelir diye düşünüyorum.Şimdiden teşekkürler…

  • Dilek Alt says:

    Merhaba, ben de bir süre önce 21 gün boyunca tamamen şekersiz (meyve dahil) beslenmiş ve şekerin gerçekten de bir tür bağımlılık kaynağı olduğunu farketmiştim. Bu unsuz, şekersiz ve en azından az tuzlu beslenme tarzına da çok özendim. İnsülin direncim ve reaktif hipoglisemim de olduğu düşünülürse ben de böyle bir kür yapsam iyi olacak gibime geliyor. Gerçi ben pek hareketli bir insan değilim ama.. Yalnız merak ettiğim bir şey var: İçki de mi içmiyorsunuz hiç? Yoksa şarap gibi en azından daha “hafif” içkileri mi tercih ediyorsunuz? Sık içen bir insan değilim ama ayda birkaç akşam dışarı çıktığımda şarap/ rakı/ bira/ votka vs içmeyi de severim. Bu konudaki düşüncelerinizi de paylaşabilirseniz çok mutlu olurum. Bu arada Instagram hesabınızı ve blog’unuzu severek takip ediyorum. Bu vesileyle tatlılar tatlısı Slingobabygirl Alin ve abisine de selamlar ve öpücükler! Sevgiler.

    • Irem Erdilek says:

      Dilek Merhaba,
      Bu arınma süreci de bambaşka bir deneyim oldu benim için. Beslenme alışkanlığımın boyutu değiştir resmen. Tavsiye ederim :)
      İçki meselesine gelince. Ben şekersiz beslenmeye başladığımdan beri içki de çıktı hayatımdan. Bazen Blush veya Prosecco içiyorum ama eski zevki alamıyorum. 2-3 ayda bir gerçekten eğlenmek için ise tekila’yı tercih ediyorum. Rakı ve bira ile hiç aram yoktur. Ben kokteyl insanıydım ondan vazgeçtim.

  • pelininstyle says:

    Irem’cim:) Yazini zevkle okudum. Babamin tansiyonu sebebiyle onaltili yaslardan beri tuzsuz yemeye cok alistim. Bir de ben oldu bitti cok tatli yiyemem.Dilimi acitir kotu seker. O yuzden kekin pastanin da az sekerli olani ama lezzeti olanini yemekten zevk aliyorum. Bence bu duzen sana cok yaradi. Son fotograflarindan da belli harika gorunuyorsun. Bu arada pembe himalaya tuzu kullaniyorum ben buyuk ihtimal duymussundur. Bilmem kullaniyor musun:)

Leave a Reply