Yazının başlığı migren ile baş etmek olmalı aslında ama ben tedavisi olmayan ya da olmadığı iddia edilen bu hastalıkla yaşamayı öğrendim. Eskiden bir çeşit baş ağrısı olarak görülürken artık tıp dunyası bunu hastalık olarak tanımış durumda.

Yaşamayan bilmez, anlayamaz. Baş ağrısı değil bu çünkü. Başka bir şey. Enseden başlıyor sonra genellikle başın bir yarısından yukarı doğru ilerliyor. Gözünüzü açamıyorsunuz, yüzünüz uyuşuyor. Kalbiniz beyninizde atıyor gibi hissediyorsunuz. Nabzınız alnınızda, acı veriyor. Sanki biri bıçak saplıyor beyninize. Abartmıyorum.
Işığa, sese ve bazen de kokulara karşı hassasiyet oluyor. En kötüsü ışık zaten. Karanlık bir odaya kendinizi kapatıp uyumaya çalışmaktan başka çare yok. Yanlışlıkla ışık kaynağına maruz kaldığınızda hissettiğiniz ağrı-acı karışımı midenize vuruyor.

İlaçlar? Bir takım ağrı kesiciler var elbette ama hiçbiri tedavi amaçlı değil, tüm bu belirtileri azaltmaya yarıyor etkileri. Bir sonraki migren atağını engellemiyor hiçbir ilaç. 4 saat de sürebiliyor bu ataklar, 3 gün de. Bir atak geçtiğinde sonrakinin ne zaman geleceğini bilemiyorsunuz. Endişe ile bekliyorsunuz sadece. Hayat standardınız düşüyor. Sosyal ilişkileriniz sınırlanıyor. Beynine saplanan(!) ağrının karanlık ve sessiz bir odada geçmesini bekleyen biri oluyorsunuz saatler boyunca.

Alternatif tıp? İşe yarayabilir. Tamamen tedavi ediyor mu yoksa atakların sıklığını ve etkisini mı azaltıyor bilmiyorum ama kendimi toparladığımda yapacağım ilk şey bunu araştırmak olacak.

Sanırım genetik olma ihtimali de var. Annem de migren ile boğuşur kendimi bildim bileli. Zaten kadınlarda daha sık görülüyormuş.
Neden oluyor, ne oluyor tahminlerden ibaret ama hava değişimi, hormonal değişiklikler, bir şeye aniden sinirlenme sayılıyor tetikleyen nedenler içinde.

Yani baş ağrısı değil migren dedikleri. İnsanı delirten, sabrını sınayan, dayanıklılığını ölçen bir tuhaf durum. Benim durumumda işler daha da karışık. Grip ve sinüzit ile başlayan bir sürecin sok halkası bu geçirdiğim atak. Anladığım kadarıyla sinüzit ve yorgunluk tetiklemiş. Üzerine bir de hamilelik. Hormonlar zaten havada. Yaklaşık 48 saati yarasa gibi karanlıkta geçirdikten sonra bu sabah daha iyi uyandım. Grip devam ediyor ama hiç değilse migren azaldı. Gözümü açabiliyorum, ışığa bakabiliyorum. Hamileliği boyunca defalarca migren atakları geçirenler olduğunu biliyorum ama ben onlardan biri olmak istemiyorum. Bana önereceğiniz alternatif yöntemler, tedaviler varsa duymaya okumaya hazırım.