Ben, bugün anladım ki tecrübe hayat kurtarıyor.

Yuvaya başladık. Bunu duyanlar  ¨hastalanmaya hazır olun¨ dediler. Hazırlıklıydım ama daha ilk haftadan eve ateşle döneceği hiç aklıma gelmemişti. Koray’ın üç gündür devam eden bir ateşi var. Gittikçe azalan ama bir türlü sonlanmayan bir ateş. Üçüncü günün sonunda bir şey çıkacağını biliyordum. Genelde öyle oluyor ya. Ya tamamen geçiyor ya da ateşe neden olan hastalık kendini gösteriyor. Dün akşam uykusundan kesik kesik bir öksürükle uyandı Koray. Havlar gibi ses çıkarıyordu ve çok ağlıyordu. Belli ki canı çok yanıyordu. Şanslıydım evde ve yalnız değildim. Babamız şehir dışında olduğundan kuzenlerde almıştım soluğu ve benden oldukça tecrübeli bir anne olan kuzenim ¨aaa krup bu¨ dedi. Ben de her zamanki gibi ¨yok ya hep böyle öksürüyor hastalandığında¨ diye attım kafadan. Resmen attım ama. Nedense oğlumda bilmediğim bir hastalık cinsi olması fikrini inkar etmek istedim. Neyse ki doktor olan eşi ¨Kalkın hastaneye gidiyoruz, soğuk buhar verelim de ödem çözülsün¨ dedi. Ödem?!?

Krup yani daha çok bilinen adıyla larenjit ses telleri iltihabıymış. Soğuk algınlığı veya gribal virüslerin larenks (gırtlak)’e yerleşmesi ile ortaya çıkıyormuş. Bir çeşit üst solunum yolları enfeksiyonu. 6 ay – 3 yaş arası çocuklarda ve çok sigara içen yetişkinlerde görülürmüş. Sonbahar ve kış aylarında daha çok ortaya çıkarmış.
Virüsler doğrudan temasla veya havayla bulaşırmış.
Çocuklarda ve bebeklerde sıklıkla havlar tarzda öksürük, nefes darlığı görülüyormuş.
Öksürük daha sonra 3 ile 7 gün içinde gerileyerek geçermiş.
Hastalık çok ilerlerse ciddi ses kısıklığı olurmuş.

Tedavisi ise ateş düşürücü ve antihistaminik ilaçlar. Öksürüğün yoğun olduğu zamanlarda en iyi çözüm buzluğu açıp soğuk havayı solumakmış. Ballı, limonlu ıhlamur da iyi geliyormuş.

Dün akşam larenjit teşhisi ile hastaneye gittik. Boğazdaki ödemi hafifletecek ilaçların eklendiği soğuk buhar maskesi yapılması gerekiyordu. Maske ve Koray. Nasıl olacak derken, maskeyi takmadan suratına yaklaştırmama izin verdi. Biraz sonra boğazı rahatlayınca uykuya daldı ve ben maskeyi iyice dayadım burnuna. Bir- iki saatlik bir tedavi ile evin yolunu tuttuk. Rahatlamıştı. Meğer yutkunma hareketi bile çok acı verirmiş. Gece yarısı uykusundan ağlayarak uyanması boşuna değil yani.
Ben sağı solu durumdan haberdar ederken bir arkadaşım ¨larenjit kreşleri çok sever¨ dedi. Anladım ki bizim oğlan tam kreş çocuğu oldu. Bu arada aynı şeyleri babaolmak Özgür ve kızı Z. de geçirmiş. Maceralarını buradan okuyabilirsiniz.

Normalde ben evde yalnız olsam bu öksürüğün karşısında pek panik olmadan ıhlamur içirmeye çalışır, göğsünü sıcak tutmaya çalışırdım. Ertesi günü ancak doktora görünürdük. Erken müdahale hastalın daha hızlı ve kolay geçmesini sağlıyor. Hep öyle değil midir zaten?!

Diyeceğim  TECRÜBE HER ŞEYDİR!

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

3 Comments

  1. çoook çok geçmiş olsun..
    işte kreş böyle bişey sanırım, hiç vakit kaybetmeden başlıyor hasta etmeye;
    artık hangi türü denk gelirse..
    bizde bilinçleniyoruz bu sayede..
    dilerim toparlar kuzucuk biran önce..

  2. en sonunda eve Nebul + içine kattığımız ilaçları aldık, şimdi gerektiğinde evde buharımızı yapıyoruz ,yoksa feci halde tıkanıyor yavrum :(( Allah tüm annelere yardım etsin

Leave a Reply to burcu (zeynep'li hayat) Cancel reply