Bazen Belgrad Orman yolunu kullanırız trafikten kaçmak için. Sık ağaçlarla çevrili dar yolda ilerlerken bir anda yanı başımızda bir cennet ortaya çıkar ama bir türlü zaman bulup da duramadığımız için hayran hayran bakıp geride bırakırdık ¨Haftaya kesin gelelim¨ diyerek. Kaç mevsim geçti kalkıp gidemedik ta ki geçen haftaya kadar.  Sonbaharın son günlerinde güneşi bulunca elimizde fotoğraf makineleriyle attık kendimizi Atatürk Arboretumu’na.

Arboretum en basit tanımıyla ‘canlı bitki müzesi’ demek. Belgrad Ormanı’nın güneydoğusunda bulunan bu saklı cennet çok büyük değil ama içindeki yürüyüş yolları göletleri, birbirinden değişik ağaç ve bitkleri ile insanı İstanbul’un kaosundan uzak tutmaya yetiyor. Arboretuma Belgrad Ormanı yolundan gidiliyor. Biz Kemerburgaz tarafından kolaylıkla ulaşıyoruz ama şehrin diğer tarafından veya Anadolu yakasından gelecekler Maslak’tan Sarıyer yönüne doğru giderken Fatih Ormanı’ndan sonra ilk ışıklardan sola, Bahçeköy Kilyos yoluna sapmalılar. Yaklaşık 2-3 km sonra görünen kemerlerin ardından Atatürk Arboretumu tabelalarını görebilirsiniz. Zaten biraz ilerde solda karşınıza çıkacak. Arboretumun girişindeki danışmadan bitki türleri ile ilgili birçok bilgi edinebilirsiniz.

Atatürk Arboretumu aslında eğitim amacıyla, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ve Orman Bakanlığı bünyesindeki kuruluşlar ve her türlü bilimsel araştırma yapacak bilim insanları  için kurulmuş canlı bir laboratuar ancak halka da açık. Eskiden hafta sonları sadece yıllık giriş kartı olan üyeler girebiliyordu artık herkes cüzi bir miktar ödeyerek bitki müzesine giriş yapabiliyor. Hafta sonu gidecek olursanız ağaçlardan çok fotoğraf çektirmek için gelen gelin-damatları görebilirsiniz. Zaten çok da kalabalık oluyor. Mümkünse hafta içi gitmeye çalışın.

Burada piknik yapmak, evcil hayvan gezdirmek, ateş yapmak kesinlikle yasak. Ayrıca içeride yiyecek içecek satılan yer yok. Çantanıza bir şişe su ve belki atıştırmalık bir iki şey koymanızda yarar varar.

photo

Ataturk-Arboretum-sm

Ataturk-Arboretum-sm

Atatürk Arboretumu gerçekten huzurlu bir yer. Sakin, dingin. Suyun kenarında oturup kitap okumak harika olmalı. Daha önce adını duymadığım, görmediğim ya da görüp de ne olduğunu bilmediğim birçok bitki türünü gördüm ancak her ağacın ve bitkinin çiçek açma dönemi farklı olduğu için ve bir kısmı da kışın yapraklarını döktüğü için biz neredeyse yarısının ne olduğunu anlayamadık. Biraz geç kalmışız. Mevsim dönüşlerinde gelmek gerektiğine karar verdik. Kar yağınca ayrıca güzel oluyormuş, bunu da bir kenara not ettik. Gezerken ‘ya yarın öbür gün buraya da avm, rezidans, aktiviteli site yaparlarsa’ diye korkuyor insan. Dilerim kimse o kadarını yapmaya kalkmaz.

Neyse, siz de gidin görün mutlaka pişman olmayacaksınız.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

5 Comments

  1. Sayisini hatirlamadigim seneler önce gitmistim ne güzel oldu hatirlattigin ve halen duruyor olmasına da sevindim.

  2. Ben de cok severim orayi, hatta beni oraya ilk goturen kisiye, asik oldugum adama borcluyum bu guzel yeri

Leave a Response