Henüz hamileyken birçoğumuz evlerimizin düzenini bebeğe göre ayarlamışızdır. Tehlikeli köşeler tespit edilmiştir. Yasaklar belirlenmiştir bile. Ancak aynı şeyi evliliğimiz için de yapıyor muyuz? Evliliğimizin, çocukların varlığı yüzünden zarar görmemesi için hazırlanıyor muyuz? Çocukların dahil olmadığı bir evlilik hayatı yaratıyor muyuz?

Çocuklar, uyku düzenimizi alt üst ederler, mali olarak sarsıntı geçirmemize neden olurlar. Aynı zamanda çiftler arasındaki ilişkiyi de değiştirirler. En büyük darbeyi elbette seks hayatımız alır. Yeni annenin en büyük fantezisi deliksiz sekiz saatlik uykudur, ateşli geceler değildir. Aklına bile gelmez kadının seks.

Bu durum yüzünden ne yapacağını bilemez yeni babanın da hali içler acısıdır. Ancak hem kendinize hem de eşinize bu durumun geçici olduğunu defalarca hatırlatmayı ihmal etmeyin. Gün gelecek hormonlar yeniden ‘kadın’ olmanıza izin verecek. Doğumun hemen ertesi günü çekilen fotoğraflara ayıla bayıla bakar, baş köşeye koyarsınız da doğumdan bir kaç hafta sonrakileri çöpe atmak istersiniz. Devamlı at kuyruğu şeklinde topladığınız saçlar, makyajsız yorgun bir yüz, forma haline gelmiş eşofmanınız, yer yer süt lekeleri olmuş tişörtünüz… ve kucağınızda bir bebek. Dedim ya, bir gün bundan kurtulacaksınız.

Ancak siz ne kadar meşgul olursanız olun, evliliğiniz ve eşinizle olan ilişkiniz bir kenara atılmayı hak etmiyor. Elbette çocukların bakımı ve ihtiyaçları öncelikli olacaktır. Siz ‘kadın’ olduğunuzu unutmayın. Kimi zaman anne olmak öyle tatmin edici gelir ki, eski kimliklerinizi unutursunuz. Eşiniz dahil çevrenizdeki herkese annelik yapmaya başlarsınız.

Washington Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre kadınların %60’ı ilk bebeklerinin doğumundan sonra evliliklerinde ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirtmişler. Büyük çoğunluk boşanmasa da dönem dönem sarsıntı geçiriyorlarmış ve çocuklar 4 yaşındayken kopma noktasına gelenler kesin olarak boşanıyorlarmış. Moral bozucu değil mi? Elbette bu durum illa başımıza gelecek, diye bir kural yok. Sorunlar artmadan önlemini almakta yarar var sadece. Evlilik terapistlerine göre çiftler, ilk çocuğun hayatlarında ne büyük değişimlere sebep olacağını önceden fark etseler boşanmaları önlenebilirmiş.

 

Bilin…

Bebekli hayat başlayınca sosyal hayatınızın sıfıra yakın bir hale geleceğini bilin. En kötüsüne hazırlanın en azından. Bir süre sadece bebeğinizle bir odaya kapanacaksınız çünkü. Beklentilerinizi azaltın.

Karı-koca arasında tartışmaların konusu değişecek. Kocanız zaman zaman sizi eleştirme cüretinde(!) bulunabilir. Hazır olun.

Bebek bakımı için eşiniz iyi bir yardımcı olmayabilir. Şaşırmayın.

 

Yapın…

Doğumdan önce hatta hamilelik planları yaparken eşinizle birbirinize mümkün olduğunca çok vakit ayırın. İmkanınız varsa sık sık seyahate çıkın, akşam romantik yemekler hazırlayın, daha önce yapmadığınız aktivitelerde bulunun. Bebek doğduktan sonra bu depodan anılarınızla bir süre idare edersiniz. Pişman olmamak için yapın bunları.

Aslında çocuklu yaşam evliliğin daha da hareketlenmesinin sağlayabilir. Çocuğunuz uyuduktan sonra kocanızla televizyon karşısına geçmek için hayal kurmak çok zevkli mesela. Çok basit gelebilir ama o anda o kadar değerlidir ki… anlayacaksınız.

Bebekten sonra biraz toparlandığınızda eşinizle en azından 1 saat ayrı zaman geçirebilmenin yollarını arayın. Bakıcınız yoksa, annenizden, bir arkadaşınızdan bebekle ilgilenmesini isteyebilirsiniz. Bu kısacık zaman bile sizin için harika olacaktır. Hiç bir şey yapmayın. Kapının önünde, kocanızın kollarında sarmaş dolaş oturun.

Yeter de artar bile.

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

1 Comment

  1. hakikaten zor. özellikle de ilk 1 yıl sanırım. alışma dönemi oluyor. ilk 40 günü zaten geçtim :) bir de şöyle bişey oluyor, çalışınca bu sefer çocuğu da kimselere bırakmak istemiyorum. bari evdeyken dışardayken fln yanımda olsun istiyorum. e kocamla da başbaşa kalmak istiyorum. Nolacak halimiz bilmiyorum :)

Leave a Response