Cheetos etkinliğine davet edildiğimde ‘Anne blogger’a daha doğrusu bir anneye cips markası neden ulaşmak ister?’ diye düşündüm. Anne bloggerlar ile Cheetos biraraya gelmek istiyor, kendilerini anlatmak istiyorlar, ürünlere yönelik yaptıkları iyileştirmelerden bahsetmek ve sosyal sorumluluk projelerinin sonuçlarını paylaşmak istiyorlarmış. Dinlemek istedim. Buluşmanın bir de sürprizi vardı; Ayşe Arman. İtiraf ediyorum en büyük motivasyon kaynağım kendisiydi.

PepsiCo global bir şirket olarak ürünlerin içeriğinde bir takım iyileştirme taahütlerinde bulunmuş. Yağ, şeker, tuz oranlarında ve niteliğinde ciddi değişiklikler yaptıklarını anlattılar. Söylediklerine göre ürünler; fırınlanıyor, %100 bitkisel yağlarla üretiliyor, trans yağ hiçbir şekilde kullanılmıyor, tuz ve şeker oranlarında iyileştirmeye gidiliyor, koruyucu katkı maddeleri içermiyormuş. Bir diğer nokta da hammaddesi mısır olan ürünlerin gdo içermediği bilgisi. Şirket ürünlerinde iyileştirme çalışmalarına gitmiş. Daha iyisini yapmak için de araştırmalarının sürdüğünü belirtiyorlar.

Her ailenin beslenme alışkanlığı farklıdır ve aynı şekilde abur cubur – atıştırmalık tercihi de öyle. Seviyor da olabilirsiniz, eve sokmuyor da olabilirsiniz. Bu tamamen size, yaşam tarzınıza ve hayata bakış açınıza bağlı. Bizim için ise bilinçli beslenme her zaman ilk tercihimiz.

 Her büyük şirketten beklendiği gibi PepsiCo’da Cheetos ile bir takım sosyal sorumluluk projelerine imza atmış. Etkinlikte hediye ettikleri ‘Gelişimin Gurur Dolu 10.yılı’ kitabının sayfalarını çevirirken çocukların yaşam kalitesinin ne olduğu, ne olmadığı hakkında düşündüm. Sadece şirketlerin değil biz vatandaşların da bireysel olarak elimizi taşın altına koyup ulaşabildiğimiz kadar  çok çocuğa ulaşmamız gerektiği gerçeğiyle bir kez daha yüzleştim. Bu iyi bir şey. Hepimiz için.

2003 yılında GAP İdaresi desteği ile Batman ve Nusaybin’le başlayan GAP-Cheetos Çocuk Gelişim Merkezleri bugün Adıyaman, Gölbaşı, Ömerli, Silvan, Hilvan, Kilis, Siirt ve Kızıltepe’de 28.000’den fazla çocuğa sosyal, kültürel, sanatsal, sportif ve eğitsel alanlarda destek olmaya çalışıyormuş. Bir çocuğa ulaşmak, geleceklerinde az da olsa olumlu bir katkı sağlamak önemli. Bir yandan cips üretip bir yandan da sosyal sorumluluk yapıyorlar diyenler çıkacaktır. Sonuca bakalım, 28.000 çocuğun hayatına öyle veya böyle dokunulmuş. Umarım dengeli ve sağlıklı beslenme konusunda da daha fazla olumlu gelişmeler duyarız.

 Bir de “Cheetos İstanbul’un En Hızlısı¨projesi varmış. Söylendiğine göre spora teşvik ederek atletizm alanında çocuklara yönelik en geniş kapsamlı spor etkinliğine imza atılmış.

Etkinliğin bir diğer konusu ise Ayşe Arman’dı. Kendisi ¨Cheetos Eğlence Üssü¨ dijital projesini anlattı. Kızı Alya ile birlikte ¨En Eğlenceli Fikirler¨ yarışmasında jüri üyeliği yapmışlar. Biz anne bloggerları da merak etmiş ve sohbet etmek için aramıza katılmış. İyi ki de yapmış. Onun o pozitif enerjisiyle insan her şeyin üstesinden gelirmiş gibi hissediyor. Sıcacık sohbetiyle güne harika başladık. Blogger olmanın dayanılmaz hafifliğini(!) konuştuk, çocukları anlattık, sosyal medyadan  bahsettik. Güldük, çok güzel birkaç saat geçirdik. Sonunda da kendi hamilelik ve doğum hikayesini anlattığı ¨Alya, Sevgili ve Ben¨ adlı kitabını anlatıp imzaladı. Harika oldu kısaca.

AA

Son gelişmeler bunlar. Bilin istedim sadece. Bilgi kötü bir şey değildir. İnanıp inanmamak, daha fazlasını talep etmek, araştırmak, test etmek, sorgulamak kişisel tercihlerimiz olmalı.

İyi şeyler olsun hep hayatımızda.

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

1 Comment

  1. Irem,

    Bir onceki yazini ve bunu okudum. Acikcasi ben senin karsilastigin olumsuz tepkilere benzer icsel ikilemden gectigim bir donem yasadim.

    Cocuklarimin gittigi devlet okulunun oyun parki yoktu ve devletin listesinde ta 2018 de (belki) yapilir diye bekliyorduk. O donemde bircok bagis programina basvuruda bulunduk. Gectigimiz bahar okulumuz bagisa hak kazandi. Tabi hem heyecanla, hem de merakla sponsorumuzun adinin aciklanmasini bekledik. Sponsorumuz saglikli beslenme kategorisine ters dusmesi ile cok meshur bir sirket olmasa da (Allahtan), sekerli ve gazli icecekler uretip, su siseleyen bir sirket cikti.

    Ismi ilk duydugumuzda “Hay bin kunduz” dedim. Olimpiyatlarin sponsorlarinin Coca-Cola ve McDonald’s oldugu bir dunyada daha farkli birsey olmasi cok dusuk bir ihtimaldi. Meyve ve sebze ureticilerinin veya organik yiyecek veya temizlik firmalarinin buyuk sosyal sorumluluk projelerine destek verecek, sponsor olacak kadar buyudukleri bir dunya hayal ediyorum ama o yol cok uzun.

    Itiraf ediyorum sirketin faydali olmadigini (zararli oldugunu) dusundugum urunlerini kullanmiyorum. Ama zaman zaman kullandigimiz meyve suyu, buzlu cay ve sise su urunleri mevcut. Sirketin ihtiyaci olan mahallelerde oyun alanlari yapmak icin yaptigi yatirimlar, cocuklara sporsal urunler bagislayan sirketlerle ortak calismalari ve her oyun alani insaatina en az 50 calisanin destek vermesi, saglikli beslenmeyle kafayi bozmus bir anne olarak, bu buyuk sirketlerle musteri olarak farkli yontemlerle iliskiler kullanilmasi gerektigine kanaat getirdim.

    Bu da musterinin bilinclenmesi / bilinclendirilmesi ve uretici firmalara uretim ve icerik konusunda dogru yola yonlenmeleri konusunda baski yapilmasi. Firmalarin urun profillerini ve iceriklerini degistirirlerse hem kendiler hem de musteri kazanacagini vurgulamak. Bu yuzden kendi cevremde okul yemeklerinin iyilestirilmesi icin kurulmus ebeveyn gruplari ve organic consumers association gibi derneklere destek vermeye calisiyorum. Amac sirketleri yikip devirmek, insanlari issiz birakmak degil, musteriye zararli uygulamalari duzeltmeleri icin baski yapmak. Belki sizin bu tanitima katiliminiz ve gelen tepkiler sirketin uretim uygulamalarini gozden gecirmeleri icin cok cok onemli bir isaret olacak.

    Iklim degisikligi icin gerekli onlemlerin alinmasi, tarimin dogal yontemlere geri donusturulmesi ve kimyasallardan arindirilmasi, islenmis gidalarin basitlestirilmesi benim cocuklarim icin hayal ettigimden daha yavas gerceklesse de, bilinclenen musterilerin baskisi sayesinde yavas yavas seyir degistiriyor.

    O yuzden diyorum ki, bu tanitima katilmani yanlis bulanlar varsa, kendileri kuru gurultu disinda baska ne yapiyorlar acaba?

Leave a Response