Slingo’yu biraz daha anlatalım öyleyse.

Bir kaç gündür Slingo ile ilgili bir sürü mail almaya başladım. Diğer bebek taşıyıcılardan farkı nedir? Kaç yaşına kadar kullanılır? Bebeğin kalçası destekleniyor mu? başta olmak üzere onlarca soruya cevap yazıyorum. Haklı olarak anneler ‘Neden Slingo?’ diye soruyorlar. Türkiye’de çok yeni bir kavram sling çünkü.

Yabancı kaynakları takip eden anneler zaten biliyordur. Avrupa ve özellikle Amerika’da bebekler pusetten çok sling çeşitleriyle taşınıyor. Ünlü pediatrist Dr. Sears’ın önderliğindeki ”Attachment Parenting” , eski tip ebeveynliği yani büyükannelerimizin zamanındaki anne-çocuk ilişkisini destekleyen bir yaklaşım olarak Amerika’da hayli önemli. Doğal ebeveynlik olarak çevrilmiş Türkçeye. Yani kitapları satır satır ezberleyip çocuğa o şekilde davrananan ebeveynlerin tam aksine, iç güdüsel bir yaklaşımla bebeğini büyüten bir anne-baba profili çiziyor. Uyku, beslenme, tuvalet eğitimi, oyuncak seçimi gibi konularınçocuğun karakterine, ihtiyaçlarına ve fiziksel gelişimine göre karar verilip şekillendirilmesi gerekiyor. Önce bebeğinizi tanıyacaksınız. Uzaktan, katı bir disiplinle, şımarmasın diye teması mümkün olduğunca kısa tutarak, ağlamalarını sebeplerini bile düşünmeden görmezden gelerek bırakın çocuğun ileride daha güçlü bir karaktere sahip olmasını, en yakınındakine annesine bile güvenemeyen, büyüdükçe dünyaya daha korkulu gözlerle bakan, karşısındakine şüpheyle yaklaşan bir birey olup çıkacaktır. Henüz bebekken annesinin bakımına muhtaç dönemde ihtiyaçları, istekleri karşılanmayan ve az karşılanan bir çocuk mutlu olur mu sizce? Etraf kirlenmesin diye kendi kendine yemesini engellemek, mum gibi bir oyuncak odası olması için baskı yapmak çocuğun çocukluktan erken çıkmasını ve anlam veremediği bir mutsuzluğu olacak. Attachment Parenting ise henüz doğumdan başlayarak, doğal olanın seçildiği bir yaklaşım. Normal doğumun benimsendiği, bebeğin hazır mamalar verilmeden anne sütü ile beslendiği, kucakta büyüdüğü, bazen anne-baba ile beraber uyuduğu, kendi kendine döke saça yemek yediği, oyuncaklarının onun istediği şekilde düzenlendiği,  kısacası çocuk olmasına izin verildiği bir tarz. Normal olan yani.

 

İşte tüm bu yazdığım doğal anne babalığın, normal doğumdan sonraki ikinci basamağı bebeğin anneyle mümkün olduğunca uzun süre temas halinde olması. Bu da ‘babywearing’ kavramını ortaya çıkartmış. İlk kez Dr.Sears’ın kullandığı bu terim aynen yazıldığı gibi yani bebeği üzerinizde çanta taşır gibi taşımayı anlatıyor. Ancak klasik kangurulardan biraz daha farklı tipte ürünlerden bahsediliyor. Bebek anneye dönük şekilde taşınıyor. Sırtta, yanda veya önde annesinin bedeniyle temas halinde.Ona dokunabiliyor, onunla göz göze gelebiliyor. Bu bebek taşıma stilini Kuzey Amerika keşfetmedi tabi ki. Güney Amerika, Afrika ve Uzak doğu’da yüzlerce yıldır bebekler, yeni doğdukları andan itibaren bu şekilde taşınıyor. Bugün bile Anadolu’da köylerde tarlaya çalışmaya giden anne bebeğini bir kumaş parçası ile sarıp sarmalayıp sırtına bağlıyor, tarlada ekinlerinin başına gidiyor. ‘ilkel’ olarak nitelendirilen bu toplumların hayat standartları açısından bizden geri oldukları söylenebilir ancak insan ilişkilerinin özellikle de anne-bebek kavramının küçümsenemeyecek kadar önemli olduğu hatta modern batıdan daha ileride oldukları anlaşılıyor.

 

Dr. Harvy Karp’ın The Happiest Baby on the block kitabında okuduğum bir araştırmayı anlatmakistiyorum. Kolik bebeklerle ilgili bir araştırma yapılıyor. Farklı kültürlerde bebeklere doğumdan itibaren nasıl davrandıkları, onları nasıl büyüttükleri, nasıluyuttukları gözlemleniyor. Anlaşılan o ki, o ‘ilkel’ toplumlarda kolik bebeğe hiç rastlanmıyor. Çünkü bebekler doğdukları andan itibaren kundak yapılıyor, annesinin kucağında sling içinde geçiriyor ilk aylarını. Kolik kavramı başka biryazı konusu gerçi ama arada bahsetmekte de yarar var. Daha önce bu konuda 1-2 yazı da yazmıştım gaz sancısı olmadığı, bebeğin sinirselgelişimini tamamlayamadan dış dünya ile tanıştığı için ağlama krizlerine tutulduğu görüşü var. Bebek 3 ay erken doğuyormuş meğer. Fiziksel şartlar izin verse 12 ayda bebeğin gelişimi gerçekten tamamlandıktan sonra doğsa bu tip krizler yaşanmazmış. Bebek ilk 3 ay anne karnındaki ortamı ararmış. Sıcak, sıkışık, karanlık bir ortamda ve annesinin kokusu-sesiyle sarmalanmak istermiş. Bazı bebekler bu geçiş dönemini kolaylıkla atlatırken bazıları da yaygarayı basıyormuş. Peki çaresini neymiş diye soracak olursak cevap: kundak, sling, emzik, sallanma ve ”white noise” denen monoton sesler. Ben hamileyken ya Koray kolik olursa ne yaparım paniği ile araştırma yaparken Dr.Harvey Karp’ın kitabını gördüm. Okurken o kadar etkilenmiştim ki, Amerika’da olmanın verdiği kolaylıkla sling, white noise ve kundak araştırmasına girmiştim. Koray doğdu, zaten hastanede kundak yapmışlardı. Kalçasını sıkmadan, kollar sıkıca sarılıyor. Baktık çok kolay uykuya geçiyor böyle biz de yaptık kundak. Gün içinde tahmin edersiniz sling içindeydi. Gece de ben büyük bir emzik olduğum için beraber uyuyorduk. Koray kolik olmadı. Doğduğundan beri canı yanmadığı sürece ağlamıyor. Hep mutlu. Şimdi bunların sebebi Koray’ın yapısı mı, yoksa benim yöntemlerim mi Koray’a uydu bilmiyorum. Denemeye değer bence…

İlk 3 ayımız sling içinde geçince ve Koray’ın ne kadar mutlu olduğunu görünce doğal olanın ne kadar güzel olduğunu ve insan ruhuna ne kadar iyi geldiğini bir kere daha anladım. Slingo markası da bebeği ile geçirmiş olduğu bu deneyimler sonucu girişimci bir annenin fikri olarak ortaya çıktı. İki model geliştirdik. DROP ve HUG. Drop, klasik sling modeli. Yeni doğan bebekleri en çok bu tip ürünlerle taşıyorlar.

Biraz daha büyüyünce bebek, 4-5 aylardan itibaren DROP’ta tek elinizle bebeği desteklemek durumundasınız. Bunun üzerine hem Koray, hem de benim için en iyi çözümü buldu
k ve SLINGO HUG ortaya çıktı. Asya tarzı taşıma ürünlerinin modern versiyonu. Biraz daha pratikleştirerek ve hem taşıyacak olan kişini hem de bebeğin vücudunun daha fazla destekleneceği bir hale getirdik. Sling kavramına sıcak bakan, bebeklerini kucaklarından indirmeyen annelere bir çözüm olduğunu düşünüyorum.

Her bebek annesini tam kalbinin üzerinde olmalı! Kucakta büyümeli!

0

7 Yorum

  • Bizim durumumuz biraz farklı: Bizde sling kullanmak isteyen benim, pusetinde oturmak isteyen ise kızım :)
    Kızım doğduğu günden beri başını hep dik tuttu, insan temasını sadece kendisi istediği zamanlarla sınırlı tuttu. Asla yüzüstü yatmadı, omzumuzda kucağımızda uyumadı. Sling veya kanguru içine yerleştirdiğimde ise 2 dkdan fazla kalmak istemedi, her zaman pusetinde etrafını seyretmeyi tercih etti.
    Ama ben de onu kucağımda taşımak istiyordum. Özellikle evde iş yaparken, onu yalnız bırakamayacağım zamanlarda, pusetin ilerlemisinin mümkün olmadığı dik veya toprak yollarda vs sling kullanmak istedim.
    Pekçok model denedim (bu işe minik bir servet döktüm desem yeridir). Resimde görülen Hug modeli yeşil slingonuzdan aldım. Çooookkkk memnun kaldım.
    Huysuz kızım slingosunun içinde 1-2 defa uyudu bile. Ayrıca tek başıma sırtıma da alabiliyorum, evin içinde iş yaparken çok işe yarıyor. Hem belimden ağırlığı aldığı için beni de yormuyor. Ayrıca şehir içinde, sokakta yürürken çok havalı oluyor :)))
    Fazla reklamınızı yapıyor gibi olmak istemem, sadece teşekkürlerimi iletmek istemiştim.

    • ir says:

      Memnun kalmanız benim için o kadar önemli ki. Anneler bebeklerini daha rahat ve daha uzun süre taşısınlar istedim benim gibi. Hug kurtarıcı gibi bir şey bence :D

  • Demet says:

    Merhaba, Slingo Hug almak istiyorum. Blogunuzdaki adrese mail attım ama cevap alamadım. Ulaşabileceğim bir telefon vs. var mı? Sevgiyle kalın.

  • banu says:

    izmirde yaşıyorum ürünü nereden satın alabilirim

  • berrin says:

    Merhaba kızım dört aylık ve kalça gelişim geriliği tespit edildi:(
    Kalça gelişimi altı aylık olana kadar doğal gelişim suruyormys eger duzelmezse
    Malesef o bacakları ayrı tutan cihaz takılacak. Doğru taşımamız gerekiyor bu yüzden sling almak istiyorum ama hangisini onerirsiniz. Ayrıca boyun fitigim var hem bebek hem benim için hangisi uygun olur. Hemen cvp alırsam sipariş vericem.

Leave a Reply