Bebeği slingle taşıma daha güzel, basit ifade edilemezdi heralde… İngilizce kelimeden bahsediyorum malesef: Babywearing. Bebeğini yanında, üstünde, sırtında, önünde taşıyorsun. Bir çanta gibi desem, ¨bebeği çantaya mı benzetiyorsun¨ diyecekler. Hayır benzetmiyorum. Bebeğin çanta olmadığını biliyorum. Çantadan kastım nasıl ki çantamızı takarız omzumuzu, sırtımıza rahatça gezeriz. Bebeğimizi de güvenle ve her an yanımızda olacak şekilde, taşımaktan bahsediyorum ben. Bebeğinizi onun kokusunu alacak kadar yakın taşımanızdan bahsediyorum. Daha önce de buna benzer bir yazı yazmıştım Attachment Parenting başlığıyla ama ‘Babywearing’ tek başına bir yazı konusu olmayı hak ediyor.

Bebek Taşıma olarak çevriliyor türkçeye ama bana yetmiyor. Sling de öyle aslında. Askıya almak demek. Kolu kırılan insanın boyundan çapraz geçirilerek kolu askıya alınır ya işte slingdir o.

Yukarıdaki iki resim arasındaki benzerliği görüyor musunuz? İncinmiş kolunu askıya alan adam. Mümkün olduğunca güvenli şekilde kolunu sabitliyor.

Bebeğini, en değerlisini askıya alan anne. Mümkün olduğunca güvenli şekilde bebeğini kendi bedenine sabitliyor. Böylece bebeğini daima koruyor kolluyor olacak.

Yeni bir şeymiş gibi de anlatmak istemiyorum. Bebeği kucaklamak  ne kadar doğalsa, bebeği sling ile taşıma da bir o kadar doğal. İnsanoğlu var olduğundan beri anneler, çocuklarını bir şekilde taşımak zorunda kalmışlar. Özellikle tarım, hayvancılık yapılan bölgelerde, kadınlar da üretime katkı yapmak zorunda olduklarından yeni doğan bebekleriyle tarlalara, ovalara giderlermiş. En ilkel şekilde, bebek bir kumaş parçasına sarılıp annenin sırtında taşınırmış. Yani anne, bebeğini giyermiş. En değerliaksesuarı olarak. Emzirmek de problem olmuyor bu durumda. Üstelik, bebek gün boyu annesine yapışık olduğundan güvende hissediyor kendini. Daha huzurlu ve uzun uyuyor slinginin içinde. Anne de bebeğinin yanında olması rahatlığıyla çalışıyor.

Modern kültürden oldukça uzak bir kavram bebeği gün boyu sırtına alıp çalışmak. Bir de demiyorlar mı ‘sen bunu kucağa çok alıştırmışsın’ diye. (Kucak bebeği konusuna şimdi girmeyeceğim. Daha önce girmiştim. Yine gireceğim. Bir başladım mı yazmaya, sinirleniyorum ve durduramıyorum kendimi. 5 sayfalık yazı çıkıyor resmen.) Doğal ebeveynlikten uzaklaştıkça normal normal doğurmaktan, emzirmekten, kucaklamaktan, sevdiğini belli etmekten, şefkat göstermekten de uzaklaşıyoruz.

Oysa bebeğe yakın olmak, ona dokunmak, onunla her an iletişimde olmak mutlu, sağlıklı, kendine güvenen birey yetiştirmenin gerekliliği değil midir? Bebek doğar doğmaz yürüyebilse eminim portbebeye bile koymazlar. Kucağa almaya ne gerek var değil mi? Oysa ben ve benim gibi anneler, düz duvara tırmanan 2 -3 yaşlarındaki çocuklarını bile sling ve türevleri ile taşıyoruz. Bakınız Pratik Anne, Blogcu Anne, Hülya...

Bebek illa sling ile bir kumaş parçasında mı taşınmak zorunda? Kim uğraşır onu takmakla? Al çocuğu, koy pusetine, port bebesine, araba koltuğuna taşı. Hem daha pratik, hem daha rahat…

Yok valla o iş öyle değil. Bizim de pusetimiz ve araba koltuğumuz var. Araba koltuğunu, ARABA’da güvenli yolculuk yapsın diye kullanıyoruz, bebeği sokakta taşımak için değil. Puset de bebeğin kucakta olamayacağı durumlar için var. Biz bebeğimizi bir yerden bir yere götürmek için slinge koymuyoruz. Biz onunla daha yakın olmak için slingte taşıyoruz. Bebeğimizle, hem evde hem de dışarıda daha çok ve daha rahat vakit geçirmek için kullanıyoruz. Babywearing, bebeği taşırken günlük işlerin de devam etmesi anlamına geliyor. Yoksa sadece pazar günleri kullanılan, dünya para verip alınan yarım saatten fazlatakılamayan kangurular, kokteyle gider gibi kullanılan port-bebe ve ana kucakları ile babywearing yapmış olmuyor kimse. Port-bebenin içinde çocuk langır lungur yayık ayranı gibi geziyor. Yeni doğan için en kötüsü. Araba koltukları hiç değilse daha güvenli. Çocuk sabit ve kemerlerle bağlanıyor.

Yine de bebek için annenin koynundan, gün boyu kokusunu içine çeke çeke gezmekten daha keyif veren bir şey olabilir mi? Hatta hazır yapılmış, marka slingleri de kullanmak şart değil. Bir kumaş parçasına sarmalanmış bebek ve annesinin günlük işlerine devam ediyor olmasıdır babywearing. Bağlılık gerektirir, bağlanmayı istemek gerektirir. Ayy üstüme kustu, yok kazağımın rengine uymadı, yok popomu ortaya çıkardı gibi yapay endişelerden arınmak gerektirir. Annelikten bahsediyorum. Sevmekten, çok sevmekten, canından bile çok sevmekten, kusmuğunun kokusunu bile özlemekten bahsediyorum. Bebeğim benim göğsümde huzurlu ve mutlu mu? Yeter bu bana.

Eski Mısır'da bir anne, sol eliyle bebeğini sling içinde desteklerken bir yandan da incir topluyor. (Rölyef Luxor yakınlarında bir mezarda bulunmuş.)

Sling kullanmıyor diye bebeğini sevmiyor mu anneler? Olur mu canım öyle şey. Herkes bebeğini sever. Aksi düşünemiyorum. Sling ile taşımayı anlamsız bulan, hatta çocuğu şımartacağını düşünenlere söylendim bu kadar.

Babywearing’in tam Türkçe karşılığını veren bir kelime bulamadım ama koca bir sayfa yazı yazdım.

Yetmez mi? :)