Dün çoluk çocuk arkadaş grubu açık hava, yeşillik, gölgelik, bir mekanda buluştuk. Çocukları saldık, yemek yedik. Herkesin en çok ilgisini çeken Koray’ın benden bağımsız şekilde takılmasıydı. Bir kere ‘anne’ diye yanına çağırmadı, bacaklarıma yapışmadı. Sadece birbirimizi uzaktan gözledik. Bu bağımsız hallerinin yanı sıra çok güzel oyun kurdu arkadaşlarıyla. Yeni arkadaşlar edindi. Ben sadece hayran hayran seyrettim, arada da ¨çocuğum nerede?¨ diye anlık panikler yaşadım.  (Bu arada bir not, ormanlık alanlarda çayırda çimende çocuğunuzu yeşil giydirmeyin görmüyorsunuz.)

Koray’ın bu hali diğer annelerin gözlerini yaşarttı. Geleceğe daha bir umutla bakmaya başladılar.

Peki ne oldu da oldu?

1. Üç yaşını geçti. Bebeklik dönemini atlattık. Tuvalet eğitimi çok büyük bir aşamaydı. Çocuğun kendine güvenini kazanmasında önem taşıyor. Bir de dediğim gibi büyüyor.

2. Yuvaya gidiyor. Annesinden, kendi evinden başka bir dünya olduğunu keşfetti. Annesi olmadan da hayatına devam edebildiğini gördü. ‘Arkadaş’ nedir onu öğrendi. Sosyalleşti. Topluluk içerisinden birey olmanın farkını anladı.
En önemlisi rahatladı.

Koray 34 aylıktı yarım gün yuvaya başladığında.

Daha önce haftada iki gün ikişer saat oyun ve müzik dersine gittiğimiz yuvanın okul öncesine devam etmesinin uygun olacağını düşünmüştüm. Zaten fazla bir beklentim de yoktu. 3 yaşındaki bir çocuğun her şeyden önce mutlu olması yeterliydi benim için. Oyun çağındaki bir çocuğun mümkün olduğunca özgür hareket edebileceği bir yandan da sosyal ilişki kurabileceği ortam istiyordum sadece. Öyle de oldu. Bir gün bile pişman olmadık. Okula alışma süreci en kolay çocuk oldu Koray. Hiç sıkıntı çekmedik  bu konuda. Ardından tam güne geçti. İlk birkaç gün öğlen uyumadığı için zorluk çekse de ona da alıştı. Ayrıca uyumak isteyen için hazırladıkları köşeye gidip bir saat kadar uyuduğu da olmuş kendi kendine. Dikkat! Kendi kendine.

Ve her geçen gün, ondaki değişikliği fark etmeye başladım.

Yuvadan önce, bacaklarıma yapışık halde geziyordu. Parka gittiğimizde bile ¨anne sen de gel¨ diye tepiniyordu. Diğer çocukların yanına pek sokulmuyordu. Tam oyuna daldı diye sevinirken on dakika geçmeden ¨anneeee¨ diye beni yanına çağırıyordu. Öyle ¨eline al şu sandviçi¨ diyerek göndermek ne mümkün?!? Elimi tutmayı reddediyordu, sokakta kavga halindeydik. Ben evden onsuz ayrılmaya kalktığımda arkamdan kanlı(!) gözyaşları döküyordu.

Yuvadan sonra, bir mekana girdiğimizde ilk başta çekimser davransa da ortama alışınca ben izin verdiğimde elimi bırakıp uzaklaşıyor. Sonra dönüp nerede olduğumu kontrol ediyor. Bu kadar. Kazalar, düşmeler haricinde beni yanına çağırmadı. Hatta dün ben çağırdıım yemek hazır, diye. Geldi, eline sandvicini, ayranını aldı gitti. Ben bile bir an şaşırdım ki beraber olduğum anneler bizi seyrediyordu ¨darısı başımıza¨ diyerek. Yuvadan sonra birey olduğunu kendisi de fark etti. Annem yanında olsun’dan,  tamam çok da yakınımda olmasına gerek yok! aşamasına geçti. Okula gitmek onun için çok önemli bir şey. Baba işe gidiyor, anne toplantıya gidiyor, Koray da okula. Birbirimizden ayrılırken öpüşüyoruz, el sallıyoruz. Bu arada uzun uzun da anlatıyorum günlük programı ki bilsin. İyi de olsa kötü de olsa sürprizleri sevmiyorlar. Bilmek istiyorlar başlarına gelecekleri.

Yuvadan önce, öğlen 1 saat kadar uyuyordu. Hiçbir zaman uykuya giderken sorun çıkarmıyordu ama uzun uzun ikne etmek, güneşin de uykuya gittiğini anlatmak hatta mümkünse göstermek gerekiyordu.

Yuvadan sonra uyku saatleri öne alındı, öğlen uyumadığı için.  Üstelik artık kendisi uyumak istediğini dile getiriyor. Güneşin batışını haliyle göremiyor bile yorgunluktan.

Yuvadan önce, iki yaş krizini atlatmış olsa da oyuncak ve mekan paylaşımı sorun olmaya devam ediyordu. Bekleme, sırayla, sabır kavramlarından habersizdi. Kendi yaşıtlarıyla oynamakta zorlanıyor, beni veya babasını tercih ediyordu.

Yuvadan sonra, paylaşmanın ne demek olduğunu, başkalarına saygı göstermesi gerektiğini öğrendi. Arkadaş olmayı öğrendi. Kendi yaşıtlarıyla birlikte oyun oynamanın daha zevkli olduğunu anladı.

 

Bütün bunlar yuvaya gitmeseydi de doğal gelişim süreci olarak kendi gösterir miydi bilemiyorum. Çocuğun sosyalleşmeye, kendi yaşıtlarıyla olmaya, oyun oynamaya, oyun oynarken de bazı şeyleri öğrenmeye ihtiyacı var. Yuvaya göndermek bu yüzden önemli. En ufak bir tereddütünüz varsa, olmasın. İlk birkaç gün zorlanırsınız karşılıklı o kadar. Hatta sizin için daha zor oluyor çocuğu bırakmak :) Anaokulları çocuğun fiziksel, ruhsal ve zihinsel gelişimi için çok önemli.

 

Yuva Seçerken:

Eve yakın olması çok önemli.

Temiz ve bakımlı olup olmadığını kontrol edin.

Okul yönetiminin ve öğretmenlerin bakış açılarını anlamaya çalışın. Çok iddialı olanlardan uzak durun. 3-4 yaş oyun çocuğudur.

Çocuğun kendini rahat ettiği bir yer olması gerekiyor.

Çok büyük binalar küçük çocukları korkutuyor. Yuva ve anaokullarının fiziksel boyutlarının çocuğu korkutmaması gerekiyor.

 

Çocuk okulda gerçekten de mutlu oluyor, merak etmeyin.

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

6 Comments

  1. İrem, Tebrikler :)
    Geçtiğimiz yazışmalarda ben Koray’ın yuvada olduğunu sanıyordum ama emin değildim.
    Hele de okula henüz hazır değilmiş yazısını yazınca acaba dedim yuvada sandım ama yanılmış mıyım?

    Bu anlattıkların, bize okul psikologunun aktardığı kadarıyla gelişimiyle ilgili bir akış. Yani artık bu yaşlarda bağımsızlaşma başlıyormış ama geri döndüklerinde bizi bıraktıklar yerde görmek istiyorlarmış. Muhtemelen yuva da işleri kolaylaştırmıştır. Örneğin bizimki deli gibi uykusu olmasına rağmen evdeyken gündüz uyumayı reddederr, ama okulda uyur. Evdeyken yemek seçer, ama yuvada ucundan da olsa tadar ve yer. Paylaşmak, kavga etmek, barışmak, kendini korumayı öğrenmek, kuralları öğrenmek, annesiz olarak akranlarıyla bir arada olmayı öğrenecekler inşallah :)
    Dolayısıyla hem sosyal gelişimi hem de sağlığı açısından da yuvanın onun için iyi olduğu kanaatinde oldum.

    Hep iyi gelişmelere şahit olmamız dileğiyle :)

  2. her çocuk farklı demekki, oğlum 1 yıldır yuva da olmasına rağmen hala yapışık geziyoruz,

  3. Yazıyı bitirip “söyleyecekleri olan….” alanına geçtiğimde neler var neler dedim ama acaba hangisini anlatsam kimseyi sıkmadan. Beren 2 yaşını geçmişti bir denyelim dedik en azından ortamı görsün aman allahım ne zor bir gündü ikimiz için de ağlaya ağlaya eve döndük. Doktoru bir dahaki deneme için araya zaman koymamız gerektiğini söyledi. Şu anda Beren 33 aylık 1 aydır haftasonları anneli bir oyun grubuna katılıyoruz birlikte. Size ve paylaşımlarınıza ilgi duymamın sebeplerinden biri de bu dönemdeki okul seçiminizdeki tercihiniz. Çünkü ben de sizin gibi o mutlu olsun yaşıtlarıyla birlikte oyun oynasın hatta mümkünse henüz kendisinin bilmediği şeyleri arkadaşlarından görerek öğrensin istedim. Evde mümkün olduğunca okulun ne kadar güzel olduğundan onun ne kadar güzel zaman geçirdiğinden bahsediyoruz hevesini artıralım diye ama o zaten çok sevdi bu oyun grubunu. Sürekli ne zaman gideceğimizi soruyor. O kadar tedirgindimki ilk gittiğimizde yine aynı sonuçla karşılaşıcaz diye ama gerçekten tahminlerimin ötesindeydi. Eylül ayında yarın gün başlamasını planlıyoruz. Yazınızı okuduktan sonra lütfen bizde bugünleri görelim diyerek başladım yazmaya. Eylül döneminde 3 yaşında olacak artık umarım Koray gibi kolay bir geçiş yaşarız, yaşarız değil mi ? Benim ondan daha fazla desteğe ihtiyacım var galiba :) Bütün çocuklar mutlu ve huzurlu olsun. Sevgiler…

    1. Okula baslama surecinde cocuktan cok annenin hazir olmasi daha onemli. Sanirim bunu da yine Slingomom’in bir yaziisnda okumustum. Zira annede eger bir tedirginlik varsa cocugun alismasi cok daha zor oluyor.
      Tugra iki yasindayken basladik iki yarim gun krese gondermeye. Ben calismama ragmen arkadas ihtiyacinin artmasindan dolayi boyle bir karar verdim. Simdi iyi ki de vermisim diyorum. Ne yazik ki Tugra’nin alismasi bayagi zaman aldi. Yaklasik iki ay kadar “anne gitmeee” diye aglarken arkami donup giderek icim parcalanarak biraktim onu. Ama sonucta geldigimiz nokta, Tugra’yi almaya gittigimde “anne niye geldin, ben daha oynayacaktim, sen git” der hale geldi. Anladi okulun oyun, arkadas, eglence demek oldugunu. Anladi annesinin gidecegini, ama mutlaka geri gelecegini. Ustelik ayni slingomom’in yazdigi gibi okulun inanilmaz olumlu etkilerini gorduk.
      Bu surecte cok arastirma yaptim psikoljisi olumsuz etkilenmesin diye. Geceleri aglayarak uyanmalar bunun belirtisi imis mesela. Biz boyle bir duurm yasamadik.
      Demem o ki cocuguna gore degismekle birlikte basta aglayip, sizliyorlar. Ama sonuc buna degiyor.

  4. benim oğlum 3 yaşında 1 yıldırkreşe gidiyor fakat her sabah gitmek istemediğini söylüyor okuldan da çok uyumlu bir çocuk olduğunu söylüyorlar ben bu işten bir şey anlamadım anlayan varsa bana yardımcı olsun lütfen

Leave a Response