Son günlerde konumuz malum anaokulu. Nasıl seçilir, en iyisi nasıldır, çocuk nasıl alıştırılmalıdır merak konusu. Ben de bir bilene sormaya karar verdim. 11 yıllık anne, eski bir yuva işletmecisi, dergi editörü ve şimdilerde www.yapyapistir.com atölyesinin kurucusu Esra Madran’a sordum. Uzun uzun anlattı sağolsun.

Esra’nın kaleminden anaokulu seçimi:

Anne olmak tüm kadınların hayatında olduğu gibi benim hayatımda da çok büyük değişiklikler yarattı. Tabi ki olumlu yönde. Selin doğduktan sonra sürekli bir arayış içindeydim ama ne olduğunu tam olarak bilmiyordum. Onun büyüme süreci ile birlikte 16 yıl Koç Grubu’nunda sürdürdüğüm profesyonel hayatımı noktalayıp yepyeni bir hayata yelken açtım. 5 yıl süresince kendime ait yuvayı işlettim ve sonrasında da kızımın büyümesiyle birlikte pek çok farklı atölye çalışmaları ve üretimler yaptığımız www.yapyapistir.com ‘la çocuklar ve yetişkinlerle olan birlikteliğime devam ediyorum.

Bir anneyi en çok endişelendiren olay çocuğun bakımının kimler tarafından yapılacağıdır. Çalışıyorsanız bebeklik dönemindeki bakım, çalışıyor olsanız da olmasanız da yuva zamanı geldiğinde kimlere teslim edeceğiniz çok önemlidir.

Pek çok konuda olduğu gibi yuva konusunda da hep iki farklı görüş vardır. Bu farklı görüşler yuvaya başlama yaşından, eğitim diline ve eğitim modeline kadar pek çok konuda karı karşıya gelebilirler.

Hayatımızda teknoloji ile birlikte meydana gelen hızlı değişiklikler çocukların gelişimleri üzerinde ve eski alışkanlıklarımızda da farklılıklar oluşturuyor. Bundan 9 yıl öncesine kadar ben kızım için oyun grubu bulamaz iken, şu anda oyun grupları doktorlar tarafından tavsiye edilir hale geldi. Oyun grubuna başlama yaşı ortalama 2 yaştır ve çocukların ev ortamının dışında veli denetimi olmadan sosyalleştikleri ilk alandır. Oyun grubu ile tanışmamış bir çocuğun da 3 yaşına gelmesiyle birlikte yuvaya merhaba demesi kabul gören görüşler arasındadır.

Yuvaya başlamanın ideal yaşı, annenin kendini yuvaya başlamaya hazır hissetmesi ile doğru orantılıdır. Siz kendinizi hazır hissetmiyorsanız, çocuğunuz sizden yayılan bu enerji ile zaten zorluk çıkaracaktır.

Yuva ile tanışma programı uygulayarak çocuğun yavaş yavaş adapte olmasında büyük yarar vardır. Tüm çocuklar evde prens ve prensestirler ancak yuvada bütün prensler ve prensesler bir arada yaşarlar :-) Bu dengeyi oturtabilmek, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle sevgi dolu bir bağ kurabilmek çocuğun duygusal gelişimi için çok önemlidir.

Her çocuğun alışma dönemi farklılıklar gösterebilir. En başta alışmada sorun çıkaran çocuklar sonrasında çok güzel vakit geçirebilir, başta rahat olan bir geri dönüş yaşayarak sonrasında sorun çıkarabilirler. Bunların hepsi normaldir. Önemli olan onların gelişim ve alışma süreçlerine saygı göstermek ve bilinçli bir yuva ile bu iş birliğini yapmaktır. Çocuğun yuvaya alışma döneminde ev ortamının yuvaya rakip olmamasına dikkat edilmelidir. Yuvaya başladığı sırada evin çok eğlenceli olması çocuğun alışmasında zorluklar yaşatabilir. Çocuğa sürekli yuva ile ilgili sorular sormak onu sıkabilir. En iyi yöntem okulculuk oynayarak onunla paylaşımlar yaşayabilirsiniz.

Yuva seçerken genel kriterlere uygunluk zaten her yuvanın sağlaması gereken özelliklerden. Bunlar güvenlik, temizlik, fiziksel şartların düzgünlüğü ve sevgidir. Bunların dışında; yuva ile ev mesafesinin çok uzak olmaması, sınıfların yaş gruplarına göre organize edilmiş olması (mümkünse 6 aylık aralıklarla), her sınıfın 2 öğretmeninin bulunması, küçük yaş grubunda öğrenci sayısının fazla olmaması gerekmektedir. Tüm branş derslerinde (müzik, sanat, dans, yabancı dil, spor vb.) branşlarını profesyonelleri eğitmenlerle çalışılmalıdır.

Çocukların gelişimlerinin takibi için belirli aralıklarla gelişim tarama testleri yapılmalı ve aile ile paylaşılmalıdır. Bu sebeple yuvada devamlı olarak bir Psikolojik Danışmanın bulunması tercih edilmelidir.

Benim kızım yuvaya başladığında 28 aylıktı ve eğitim hayatında hiç ‘okuldan sıkıldım’ lafını duymadım. Pek çok annenin aklına şu soru geliyor? Bu kadar erken başlayınca okuldan sıkılmaz mı? Okul hayatı ile yuva hayatı birbirinden çok ayrı özellikler taşımaktadır. Yuvadaki bir çocuğun en büyük işi oynamaktadır. Oynayarak öğrenmekten daha doğal bir ortam yaratılamaz çocuklar için. Çocuklar diğer çocuklarla yaşarak, paylaşarak, deneyerek, gözlemeleyerek pek çok şeyi içselleştirirler.

Zamanı geldiğinde doğru adımlara atmak ve çocuklarımızı yönlendirmek bizim görevimiz. İçinizin sesini dinleyin, kendinizi rahat ve güvende hissettiğiniz yuvayı seçin.

Siz ne kadar rahat olursanız, çocuğunuz da o kadar rahat olacaktır.

 

Tüm okullu çocuklarımızın harika bir eğitim yılı geçirmesi dileğiyle…

Esra Madran