Yaz yaz nereye kadar…

Sen değil miydin, geçen haftalarda Uyku Uykunun Mayasıdır başlıklı olumlu bir yazı yazıp bir de sonunu ‘Siz ne yaparsanız yapın, bazı çocuklar uykuyu sevmez’ diyerek bitiren?!? Eee nerede o olgun kadın?

Başa gelince olgunluk, sakinlik kalmıyor. Cinnete 5 kala durumundayken ‘dünya gelse karşıma, yakarım’ çığlıkları atıyor insan(içinden). Tamam biraz da dışından. Ben dün akşam o çığlıklardan iki üç adet savurdum, itiraf ediyorum. Sonra da oturdum ağladım.

Uyku problemimiz bana göre var. Fakat daha travmatik uyku hallerini yaşayanlar ‘sizinki problem falan değil’ diyor.  İyi ama benim oğlum kendi kendine uyuyan, hem de deliksiz, hem de sabah 7-8’lere kadar uyuyan bir çocuk değil. Çoğunlukla 10-15 dakika içinde uykuya geçiyor olsa da mutlaka yanında biri olmalı. Gece yarısı (bazen uyuduktan 1-2 saat sonra bile olabiliyor) yanı başında birinin olmadığını hissettiği anda uyanıp böğürüyor. Babamız evdeyse gecenin şanslısı(!) o oluyor. Diyeceğim şudur, eğer Koray akşam 8’de benle veya babasıyla uyusa ve biz yanından kalkmasak, 12 saat hadi bilemediniz 11 saat, deliksiz mışıl mışıl uyur. Bizimkinin derdi yalnız yatmak istememesi. Çok yorgunsam zorlamadan beraber uyuyoruz, hiç değilse uykumu alayım diye. Avuntum çabuk uykuya geçiyor olması(idi).

Dün akşam tam 1 saat 35 dakika uyutamadım. İki masal, iki ninniden sonra baktım derin derin nefes alıyor, usulca odadan çıktım. Beş dakika olmamıştı, arkamda ‘anne kalktın mı?’ diye bir ses. ‘Oğlum niye uyumadın hala? Hadi yatağına’ dememle bir yaygara koptu. Ben yatırıyorum, o kalkıyor. En sonunda çizgi filmlerde olur ya hani kıpkırmızı kesilir de kaynayan çaydanlık gibi duman çıkarırsın, aynen o hale geldim. Ben bağırdım, Koray daha çok ağladı. Sonuç: yok. İnatla arkamdan salona indi. Ben de bıraktım onu kendi haline. Işıkları da açmadım. Bilgisayarımı alıp Facebook ve Twitter‘da ağlamaya başladım. Bizimkinin göz kapakları iyice ağırlaştı, ‘hadi gel gidip yatalım’ dedim. Kucağıma atladı, kollarını boynuma sardı. Ben, daha yatağına yatırmadan uyumuştu bile. Sabah 4’e kadar. Sonra kalkıp yine yanımıza geldi.

Krizin bu kadar uzun sürmesinin sebebi benim yalnız olmam ve  bu sayede inadımı sonuna kadar sürdürmeye çalışmamdı. Sarp henüz eve gelmemişti. Olsaydı çoktaaan müdahale etmişti. Daha da iyisi Koray babasıyla uyumak isteyecekti.

Sonrasında çok ağladım. Hem Koray’a kızdım hem kendime. Sonra kendime iki kere kızdım. Önce çocuk sahibi olduğum ve ikinciyi planladığım için kızdım, sonra saçmaladığım ve oğlumu bu kadar hırpaladığım için. Biri olsa iki tokat atardı halime ‘kendine gel İrem’ diye kesin.

 

Ben tüm bunları paylaşırken internet annelerimle, kendimi öyle iyi hissettim ki… sizlerle de paylaşmak istiyorum gelen yorumları :)

Buyrun uyku krizi anlarında bunalımlı annelerden tecrübeler:

– Sıcaktan uyuyamıyordur çocuk. Aşırı nemli hava. Ben bile çok huysuzum şu anda.

– Babası uyutsun biz de böyle gecelerde etkili çözüm oluyor.

– Doğada bu kadar zor uyuyabilen bir bebek hayvan var mı? Niye bunlar uyumuyorlar yahu..

– Bu uyutma faslı çok uzun sürdüğünde, çocuk (artık hangisi ise) uyumamakta ısrar ediyorsa alıp salonun ortasına koyuyordum. Hadi ben uyumaya gidiyorum deyip ortamdan uzaklasiyordum (yan gozle cocugu gorebilecegim bir yere). Bana iyi geliyordu.

– Cinnet böyle geçiriliyor demek ki;))))

– 1 çocuk az, 2 çocuk çok;))

– Keşfettim ki ısrar yerine pes etmek süreci kısaltıyor.

– Eşine söyle sana bir kadeh şarap koysun. Alkol almıyorsan papatya çayı da iyi gelir.

– Büyümesini en çok uyku olayından paçayı kurtarmak için istiyorum galiba.

 

Yazılanları okurken çoğunlukla gülümsedim. Yalnız olmadığımı, bir çok evde benzer kaosun yaşandığını öğrendim o an. Biz anormal değiliz yani. Biraz daha az bağırsam daha iyiydi.

‘Uyusa da büyüse’ kalıbını

BÜYÜSE DE UYUSA ARTIK olarak değiştiriyorum.