Aylardan sonra ‘uyku problemleri’, ‘1-2 yaş bebeği uyku sorunları’, ‘uyumak istemeyen çocuk’ anahtar kelimeleriyle 3 dilde araştırma yapmaya başladım yine. Ne zaman rahata ereceğiz biz? Benim bu soruma kuzenim ‘lisede heralde’ diye cevap vermez mi? Bizim ailede uyku=sorun=Tibet demektir. İlkokula gidiyor hala uyku kelimesini duyunca sinirleniyor ve yatağa gitmemek için türlü numarayı yapıyor koca kazık. ‘Yandık’ dedim.

Koray’a gelince. 5 dakikada uykuya geçen bir çocuk normalde. Çok nadirdir uykuya geçişte problem yaşadığımız. Ancak sabaha kadar deliksiz uyuduğunu söyleyemeyeceğim. Gece yarısı mutlaka uyanıyor. Ne zamanki yanımıza alıyoruz, işte o gece hepimiz harika bir uyku uyuyoruz. Şimdi bu iyi mi kötü mü karar veremiyorum. Hele son zamanlarda uykuya geçmemek için de uğraşır oldu. Uyuduktan 2-3 saat sonra da kalkmaya başladı. Sebep: anlayamıyorum. Susadı desem, suyu yatağında ve yerini biliyor. Kalkıp içiyor. Sıcaktan mı rahatsız oluyor, dişi mi geliyor??? Yoksa annesini mi istiyor? Dün gece 10.30 gibi uyanınca sebepsiz, aldım Koray’ı bizim yatağa koydum. Pış pış bile yapmadım. Sarılmadım da. Her iki tarafına yastıkları koydum. Ben de uzandım. 10 dakika yatayım bari yanında dedim. Gözümü açtığımda sabah 6.15’ti. Koray bizim yatakta deliksiz uyumuş, tabi annesi de. Bu hep böyle mi gidecek?

İnternette co-sleeping yani yatağı paylaşmak terimini araştırınca gördüm ki, modern batı toplumu hariç dünyanın geri kalan tüm kültürlerinde çocuk 5-6yaşına kadar anne-babasıyla aynı yatağı paylaşıyormuş. Hatta Amerika’da pediatristlerin ve çevrenin tepkisinden korktukları için bebeğiyle beraber uyuduğunu söyleyemeyen bir sürü anne olduğundan da bahsediliyor.

Bir yandan da bebeği sabaha kadar deliksiz uyuyan anneler de var. Biliyorum derken, öyle anlatıyorlar, hem de gururla (Koray da uyusa sabaha kadar gururla anlatırım ben de heralde). Yoksa onlar da mı yalan söylüyorlar? Yok yok var. Bazı bebekler doğuştan uykuyu seviyorlar ve annelerini bu konuda hiç üzmüyorlar. Bir de diyorlar ki, hamileliğindeki yaşantın bebeğin yapısını etkilermiş. Buna göre Koray’ın uykuyu çok sevmemesi, gün içinde çok az uyuması ve sınırsız hareket kabiliyetinin olması çok normal. Çünkü ben de hiç uyumadım. Çalışmaya devam ettim. Bir sürü yolculuk yaptım. Doğurana kadar yürüdüm. Az kaldı sokakta doğuracakmışım zaten.

Aynı yatağı paylaşmak itiraf ediyorum benim ruhuma da iyi geliyor ama alışkanlık olmasından ve bana gittikçe daha bağımlı olmasından korkuyorum. Dr.Sears‘ı okudum yine. Uykuya yaklaşımı belli. ‘Her çocuğun uyku alışkanlığı farklıdır ve herkes için tek bir doğru yöntem yoktur. Daha rahat olun ve deneyin’ diyor. Dr.Sears da kendi çocuklarıyla beraber uyuyan bir aileye sahip ve bunun çocuk açısından daha sağlıklı olduğunu savunuyor. Eskilerin çocuk yetiştirme yöntemlerini destekliyor. Kundak, sling, emzirerek uyutmak ve aile yatağı bunlardan bazıları. ‘Çocuğunuz da üzülmesin, siz de üzülmeyin’ diyor.

Düşününce kötü bir şey yok belki ama imrenmiyor değilim. Koy çocuğunu yatağına, hemen uyusun sonra da sabah 7‘de kalksın. Neden uyku problemi var hiç anlamıyorum. Genetik kodlarımızda yazılı resmen.Hayvanlarda var mı böyle bir şey? YOK. Herkes ‘en zor insan yavrusu büyür’ diyor. Zor de kelime mi? Bazen hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor bu sorunlu günler. Sakinleşmeliyim. Artık karakteri belli oldu. İstekler ve itirazlar başladı. Uykuya geçerken pış pış yapmamı istemiyor, çünkü biliyor ki hemen gevşiyor iki donunuşla. Odadan çıkıp gideyim, kendi kendine ağlar, yorulur, uyur desem. Eskidendi o. Şimdi odadan çıksam mutlu olur. Yatağından kaçabiliyor zaten. Ben arkamı dönsem kalkar oyuncaklarına gider. Demek ki, o iyice mayışmadan yanından ayrılmam imkansız. Büyüdükçe işler daha da zorlaşıyor.

Bu satırları yazarken, sağlıklı bir oğlum olduğunu, mutlu bir aileye sahip olduğumu hatırlayıp, ‘bunlar da geçecek İrem’ dedim kendi kendime. Ya gerçekten bir problemimiz olsaydı. Ya Koray’ın sağlıyla ilgili şeyleri düşünmek zorunda kalsaydık?