Ben zaten öyleyim de çoğu zaman, bir kaç gündür okuduğum uyku hakkındaki makalelere ve fikirlerini aldığım arkadaşlarımın anlattıklarına bakılırsa çocuğuyla birlikte uyuyan(bebek demiyorum) ailelerin sayısı oldukça fazla. Daha da ilginç olanı bunların yarısından daha azının bu durumu açıkça söylüyor olmaları. Yani bir çok anne-baba çocuklarıyla yataklarını paylaştıklarını yakın çevrelerine hatta pediatistlerine bile anlatmıyorlar.

Bunun en büyük sebebi modern Batı’daki ekoller, çocukların kendi yataklarında ve mümkünse de kendi odalarında uyumaları gerektiği yönündeki telkinler. Elbette her bir önerme bilimsel çalışmalara dayandırılıyor. Diğer yandan, anne babası ile beraber uyuyan çocukların hem fiziksel hem de ruhsal olarak daha ileride olduklarını gösteren araştırmalar da var. ‘Aile yatağı kavramı kırsal kesimde, eğitim seviyesi düşük ailelerde olur’ gibi bir intiba var sanırım ve bu yüzden bir çok aile çocuklarının uykusu hakkında doğruyu söylemiyormuş. Emzirme konusunda ise durum şu: az emzirdiğini veya emzirmek istemediğini itiraf edemiyormuş anneler.

Peki neden? Çocuk bizim değil mi?

Bu kadar toplumsal baskı niye?

Hadi baskı var, karşı konulamaz mı? ‘Sana ne’ denemez mi?

Amerika ve Avrupa’da aileler daha çok pedagog ve pediatristlerden saklıyorlarmış beraber uyuduklarını. Bizde ise doktora sıra gelene kadar herkes karıştığı için en yakınlara bile anlatılmıyormuş çoğu zaman. Hele ki ilk çocukta… her kafadan bir ses çıkar. Kucağa alma alışır; acıkmıştır emzir; uykusu vardır uyut gibi önerilerle dolup taşarız. Tecrübesiz olmak, gerizekalı olmak demek değil ki! Anne, bebeğinin karnının acıkıp acıkmadığını, üşüyüp üşümediğini herkesten daha iyi bilebilecek tek kişidir.

O yüzden de bırakmalılar biz anneleri, canımız nasıl istiyorsa öyle uyutalım, o şekilde emzirelim.

Neden Aile Yatağı?

Bu kavramın çok içinde olan bir anne olarak diyebilirim ki eğer çocuk gece uyanıp anne ya da babasını yanına istiyorsa (su, çiş, diş, süt gibi hiç bir derdi yok) anlamı, yalnız uyumak istemiyor demektir. Elini uzattığında hissetmek istiyor birisini. Biz çok denedik. Her yolu hem de. Ferber ile kafa kafaya verip bize uygun şekilde uyguladığım yöntem 2 günde sonuç vermişti. 16. aya kadar. Sonrası malum, iki pış pış, beş masal derken yanına oturma, yanına uzanma, yanında uyuya kalma ve beraber gece boyu uyumaya kadar dönüştü. Hele ki emziği bıraktığından beri bu konuyu iyice sermiş vaziyetteyim. Tek kural var: kendi yatağında uykuya geçecek. Gece yarısı uyanırsa birimiz gidip gerekli ilgiyi gösteriyoruz. Çok yorgun ve uykusuzsak yatağımıza gelmesine izin veriyoruz.

Ben bu durumdan memnun muyum? Hayır. Kocamla birbirimize sarılıp uyuduğumuz geceler nadir olmaya başladı. Madem öyle neden izin veriyorum? Ağlatacak halim yok 2.5 yaşındakini. Zaten inatçı, oturur sabaha kadar ağlar oysa benim deliksiz uykuya ihtiyacım var. Gece yarısı 3-5 kere yanına gidip uyutmaya çalışmak istemiyorum. Belki bir hafta on gün uğraşsam başarırım ancak bunun için bile henüz enerjimi toplayamadım. Akşam uykusuna direkt bizim yatakta geçse eminim evet eminim hiç uyanmayacak. İyi de bana ait olan yatağımdan da vazgeçemeyeceğim. Bilsin ki orası anne-babanın yatağı, onlar izin verirse yatabilir.

Rahat mıyız aynı yatakta? Evet. Hem de çok. Herkes rahat edemiyor olabilir ancak biz üçümüz uyuduğumuzda huzurlu oluyoruz, sevgi yumağı şeklinde deliksiz taze bir uyku çekiyoruz. Sabah dinlenmiş kalkıyoruz. Koray doğduğu geceyi de benimle aynı yatakta geçirmişti. Ezerim, boğarım, sesini duymam gibi endişem hiç olmadı. Olan anneleri de eminim etrafındakiler yönlendiriyordur. Hiç bir anne çocuğunun sesine, kıpırtısına kayıtsız kalamaz çünkü.

Bazı anneler zorunluluktan veya ihtiyaçtan değil de doğrusunun bu olduğunu düşündükleri için yataklarını paylaşıyorlar çocuklarıyla. Açıkçası benim oğlum koyduğum yerde uykuya geçen, gece boyu da deliksiz uyuyan bir bebek olsaydı, onu tutup da yanıma almazdım. Niye alayım deli miyim?

Sonuç: İstisnai bir kaç örnek dışında ki ben bunlara hiç rast gelmedim sadece dedikodu olarak kulağıma çalındı, 18 yaşında kimse anne babası ile uyumuyor. Öyle ya da böyle. İster ağlat, ister ayağında salla, ister koynunda yatır. Çocuk bir şekilde büyüyor. Bir şekilde uyuyor. Bazıları gerçekten de sevmiyor uykuyu ve ergenliğe kadar ebeveynlerini zorlayabiliyorlar.

Çözüm: Zaman. Bir gün, bir şekilde düzene gireceğimizi biliyorum ve artık bu saatten sonra çocuğu zorlamanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Zaten onu zorlarken aslında kendimizle savaşıyoruz en çok. Kuralları gerçekten anlayabildiği yaşa geldiğinde ikna yoluyla, gece boyu kendi yatağında kalmasını sağlayabilirim diye düşünüyorum. 28 aylık bir çocuğa ‘burası anne yatağı, gece kalkıp yanımıza gelmene gerek yok, biz buradayız korkma’ gibi açıklamaların boşuna olduğunu biliyorum ve o yüzden hiç uğraşmıyorum.

Benim derdim uyuduktan 1- 2 saat sonra ‘anneeeee’ diye böğürmesi bu aralar. 8’de yatsam onunla sabaha kadar gık etmez. Mesela bu akşam, baba-oğul beraber uyuya kaldılar. Ses seda yok ikisinden de. Normalde Koray Efendi çoktan yoklamıştı beni. Bir sonraki yazının da konusu bu zaten.

Yeni Başlayanlara Not!

Siz siz olun herkesin her dediğine takılmayın. Okuyun elbette. Dinleyin, sorun ama en önemlisi sizin, çocuğunuzun hatta eşinizin ne istediği? Her ailenin yapısı, düzeni, ihtiyaçları farklıdır.

Çocuk yetiştirmenin tek bir kuralı yok. Keşke olsaydı, her şey daha kolaylaşırdı.