Biliyorsunuz bu konudaki hassasiyetimi. Daha doğrusu koca bir köpekle evde alt alta yaşadığımızı, bahçemizden de kedilerin, kaplumbağaların hiç eksik olmadığını biliyorsunuz. Ben, aç bir hayvan gördüğümde boğazımdan lokma geçmez, gerekirse kendi yemeğimi veririm. Hasta, yardıma ve bakıma muhtaç olanları alıp kendi ellerimle tedavi ettiririm. (Zaten nerede hasta, sakat kedi köpek kuş olsa beni bulur.) Başka türlüsünü düşünemem bile. İnsan olmak budur bana göre. Tüm canlıların yaşam hakkına saygıyı savunurum.

Çevremde evcil hayvan görmeyince mutsuz hissediyorum kendimi. Sabahları kuş sesi ile uyanmak, camın önündeki kedilere mama vermek, sokak köpeklerine bir tas su koymak rutin işler benim için. Her gün yaptığım, yapmazsam rahat edemediğim görevlerim. Yetmiyor çünkü. Öyle büyük bir sevgi veriyorlar ki insana, bir tanesine bakmak yetmiyor.

Hayvan sevgisi anlatılmaz, yaşanır işte…

Ama… dün çok zor bir gündü benim için. Canım köpeğim, kızım, küçük bir operasyon geçirdi. Ben, geçen gece sabaha kadar endişe içinde operasyonu düşündüm durdum. Nasıl olacak, sonrası nasıl geçecek, ağrısı olacak mı? Sabah boğazımda bir düğüm. Uzun uzun okşadım kızımı, sonra da götürdüm bıraktım veterinere. Onun sağ salim çıktığı haberini alana kadar aklım başımda değildi. ¨Eni sonu köpek işte!¨ diyenler çıkabilir. Öyle değil işte.

Şimdi evde yok. Yastığına bakıyorum bomboş. Yürürken parkenin üzerinde çıkardığı pati sesi yok. Ayağımın dibine gelip başını elimin altına koyup zorla sevdiren yok. Biz yemek yerken masanın altında hazır asker şeklinde bekleyen yok. Müthiş bir eksiklik var evde. Salona her girişimde önce onun en sevdiği köşeye bakıyorum. Orada bulamayınca sokak kapısının önüne bakıyorum, orada da yok. Ama bugün gelecek. Biraz yaralı, biraz ağrılı olacak ama gelecek.

 

6 senedir hayatımıza neşe, mutluluk, sevgi katan bir varlıktan bahsediyorum. Meğer ne büyükmüş yeri evimizde. Sıcaklığı içimize işlemiş.

Şimdi dört gözle ‘akşam’ olmasını bekliyorum.

Hayvanlar böyledir işte. Azıcık ilgi ve sevgiyle bile tüm kalpleriyle size bağlanırlar, sonra da bir daha bırakmazlar. Siz bırakmaya kalksanız, unutsanız bile onları hiç unutmazlar. Tüm o hayalkırıklıklarına rağmen umut vardır içlerinde.