Benim göbek büyüyor. Düşünüce şunun şurasında ne kaldı diyorum. Oysa daha dün gibiydi gebelik testini elime alışım. Tek dileğim var her zaman; o da sağlıklı bir bebek, mutlu bir çocuk ve adil bir insan olması. Henüz anne karnındayken bile karakterinin şekillendiğini düşünüyorum. Artık bu haftalardan itibaren dış dünyadaki sesleri daha da ayırt edebilir hale gelmiş oluyor zaten. Beni duyuyor, beni hissediyor. Kalbim çok yakınında atıyor zaten. En ufak sıkıntımı, stresimi benden önce fark ediyor içeride. Sonra babasının sesini, ağabeyinin sesini duyuyor. Karşılaştığımızda eminim hatırlayacak her birimizi ve kendini güvende hissedecek.

Anne karnında değişik bir yaşamı olduğunu düşünüyorum ben bebeklerin. Bu fikre beni götüren de Koray’a hamileliğimde okuduğum Doğmamış Çocuğun Gizli Yaşamı adlı kitap sanırım. Şimdi yeniden aldım elime. Herkese de okumasını öneririm. Daha önce kitap hakkında uzun uzun bir yazı yazmıştım buradan okuyabilirsiniz. Yine de biraz bahsedecek olursam kitap bir tartışmayla açılıyor. Anne karnındaki bebeğin bilinci var mı yok mj? Hafızasını irdeliyor. Bir takım çalışmalara yer veriliyor. Ben çıkan her sonuca inanıyorum. Örneğin; gözlemlere göre bebeğin anne karnındaki son üç ayı tüm yaşamını etkileyebilecek şeyleri tecrübe ettiği zaman dilimiymiş. Bir baba hamile karısını duygusal ve fiziksel olarak hor görüyorsa veya tam tersi onu görmezden geliyorsa bebek bu stres ile doğuyormuş. Müstakbel babanın rolü bilinenden çok daha fazla ve önemli kısaca. Stres altındaki hamile bir kadın, çocuğuna yanlış sinyaller gönderiyormuş. Bebek henüz anne karnında ‘istenmiyorum’ hissine kapılıyormuş. Bence son derece çarpıcı bilgiler veren bir kitap. İnanın inanmayın ama okuyun derim.

Gelelim bizim son durumumuza. 27 haftanın bitimiyle beraber 3.Trimester’a da girmiş bulunuyoruz. Son düzlük yani. Bu son üç ay hem içerideki minik kız hem de benim için daha yoğun ve hızlı geçecek diye tahmin ediyorum. Artık boyu ultrasonda tam olarak ölçülebiliyor. Yaklaşık 37-38 cm ve 900 gram civarında olmalı. En azından internetteki kaynaklarda öyle yazıyor. Neyin ne olduğu ise iki gün sonraki doktor randevumda belli olacak. Sanırım bu ufaklık Koray’a göre biraz daha kilolu olacak. Dış dünya ile iletişimi müthiş. Karnımdaki dalgalanmaları artık dikkatli bakan biri her an görebiliyor. Ben ise içten içe gıdıklanıyorum. Öyle zevkli hissetmek içerideki hareketleri. Hamilelik sırf bunun için bile bitmesin ister insan. Karnım zaman zaman sertleşiyor zaman zaman içeridekini kaybediyorum, iyice gömülüyor sanırım bir yerlere.

Ben kendimi nasıl hissediyorum? İyiyim, enerjim yüksek. Belki evde 4 yaşında bir canavar olduğu  için ve ona ayak uydurmam gerektiği için de böyleyim ama iyiyim işte. Kendimi şişmiş hissetmiyorum. Patlamak üzereymişim gibi gelmiyor. Henüz. En sonunda gittim kendime bir pantalon aldım h&m’den. Yine hamile reyonundan değil ama bunun beli lastikliydi. Çok yüksek belli de değildi. Göbeğimin hemen altında kalıyor, son derece de rahat. O çirkin kesimli şeyleri üstelik de sadece İki ay giymek için tonla para vermek istemedim.

Evdekiler yani Koray ne durumda? O çok meraklı. Her sabah uyanır uyanmaz karnına bakacağım diyor. Akşam üstü koltuğa uzanıp beraberce çizgi film seyrederken eli hep karnımda. Öpüyor, kokluyor, şarkı söylüyor, gıdıklıyor. Ve sonra ne oluyor biliyor musunuz, minik kız ben de buradayım dercesine hareket ediyor, tekmeliyor. Koray da basıyor kahkahayı. Şimdilerde hamilelik ve bebekle ilgili sorular iyice arttı. Ben ona doğru düzgün cevap verebilmek için kitaplar aldım, interneti altını üstüne getiriyorum. En son sorduğu soru biraz kazık geldi, şimdi ona çalışıyorum: ¨Bebek karnından nasıl çıkacak?¨

Bu arada yavaş yavaş çocukların odasını kafamızda şekillendirdik. Duvar renklerine karar verdik. Marangoz ile günlerdir çalışıyoruz. Koray’ın odası tamamen yenileniyor, onun eskileri de elden geçirilip boyandıktan sonra ufaklığın odasına konacak. Aynı odada mı kalsalar diye düşündük ama tecrübeli anneler ¨sakın¨ dediler. İmkan varsa, ev müsaitse en azında ilk 1-2 yıl ayrı odalarda kalmaları uyku düzeni açısından daha iyiymiş. Ben de tecrübenin önemini bildiğimden odaları ayırdım. Sarp’a kalsa aynı odada yatıracaktı. Geceleri kendi kalmayacağı veya uyku düzeninde o sorumlu olmadığı için pek umursamadı ama bizde çocuk konusunda genelde ben haklıyımdır, itiraz etmedi :)

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

7 Comments

  1. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini gebelik günlüğünüzü takip ettiğinde anlıyorum :) keyif dolu devam eden, her biri yüzde tebessüm uyandıran nice anılarla geçsin gebeliğiniz..

    Koray’ın da hamileliğinize yaklaşımı ve meraklı meraklı soruları beni çok neşelendiriyor burada :)umarım, hep böyle uyumlu olur …

    sevgilerle, pinar

  2. Ben hamile degilim ama benim 4 yasındaki oglum da ben karnından nasil cıktım, sen beni yutmus muydun gibi sorular soruyor. Ben dogruyu söyledim, doktorlar seni uygun bir sekilde cıkartıp aldı dedim. Acıdı mı dedi, hayır doktorlar acımasın diye öncesinde igne yapıyor zaten dedim. Cok sevindi. Belki faydası dokunur. Siz de bir sey bulursanız bizimle paylaşın :)

  3. Hamileyken okudugum ve oglusum 16 aylik oldu,tekrar okumak istedigim bir kitap,harika…

  4. Gercekten zor sorular soruyorlar ve insan kendini cok acemi hissediyor en azindan ben oyle hissediyorum :) bu arada cinsiyet farklarini anlatan bir kitap (3,5 yas icin) onerebilen olursa cok sevinirim. 2 gundur erkekler neden ayakta tuvaletini yapiyor ben neden oturmak zorundayim, baba seni seyretmek istiyorum gormem gerekiyor sorulariyla mucadele veriyoruz :) Cok zor coooook insan hep kendini eksik hissediyor.

  5. çocukların annenin yaşadığı stresi hissettiğine kesinlikle katılıyprum. ilk hamileliğim rahat ve keyifli geçmişti bebeğim 2 yaşında hala genelde melek gibidir. ikincide daha çok yoruldum, hapishanelerle ilgili bir işte çalışıyprum, hamileliğin 7. ve 8. aylarında hapishanelerdeki açlık grevlerini takip etmek durumundaydım… büyük oğlumu kısa sürede uyuymaya bir türlü alıştıramamak da çok yorucuydu— ama en kötüsü, tam doğuracağım hafta büyük oğlan su çiçeği oldu (anneannesinin geçirdiği zonadan kapmış, biz bunun geçebileceğini bilmiyorduk) su çiçeğini yenidoğan kaparsa ciddi ölüm riski varmış, bir sürü tedbirin yanında ağlamaktan gözüm çıktı, hastalığı kapmasın diye bebeği içeride tuttukça tutup 42. haftada doğurdum. şimdi bebeğim 3 aylık, hala gaz sorunu, hala bol kusmuk ve kakasını yapamayıp her pırtlamada ağlıyor… onun göz yaşlarında hep hamileyken akıttığım yaşları görüyorum, yaşadığım sıkıntıların onu böyle etkileyeceğini biliyordum üstelik ama durduramıyordum kendimi, ağladıkça ağladım, işte böyle oldu… umarım sizn hamileliğiniz hep şimdilki gibi rahat, keyifli geçer, kolaycacık bir bebeğiniz olur :)

  6. merhaba, ben de 5 haftalık hamileyim :)
    bahsettiğiniz kitabı dünden beri bütün kitapçılarda aradım. internette bakmadığım site kalmadı. malesef yok. yayınevine bile mail attım. baskısının tükendiğini bir daha da baskı yapmayacaklarını yazmışlar.
    çok üzüldüm gerçekten. :(

Leave a Response