Valla başlıkta yazdığım doğru. Neredeyse 6 aylık hamile bir kadın olarak diyete girdim. Zaten bu yazı dizisine(!) başlarken anlatmıştım Koray’a hamile kaldığım kiloya göre 4-5 kilo fazlam var diye. Eh iştahım da açık sayılır. Güya dikkat ediyordum kendimce ama anlaşılan o ki benim dikkat anlayışım bayağı bir değişmiş. Zaten hissediyordum kendimde gariplik. Evde korkudan tartıya da çıkmaz olmuştum. 23.Hafta kontrolümde doktorumun ¨önce kiloya bakalım¨ dediği an koşa koşa çıkmak istedim oradan. Biliyordum ama itiraf edemiyordum. Evet bütün gerçek ortaya çıkmıştı. Ben 5 haftaki önceki kontrolden bu zamana 2.5 kilogramdan fazla almıştım. Şöyle diyeyim, Koray’ı doğurduğum kilodaydım. Doktorum ¨olabilir mi bu?¨ dedi. Sarp da ¨yuh!¨ dedi. Valla dedi. Ben kendime neler neler dedim. Biliyorum, hamileyim, bu kadar sıkıştırılmamak gerek, kilo ikinci planda olmalı eğer herhangi bir sağlık problemi yoksa ama çok kilonun da gereği var mı? Hem ben biliyorum kendimi o şişmiş lohusalık haliyle bir de verilemeyen fazlalıklar benim moralim öyle çok bozacak ki. Zaten emzirirken kilo alanlardanım, bütün bunları düşününce ‘dur!’ dedim kendime. Dur, yavaşla, beslenmeni gözden geçir.

Normalde biliyorsunuz, bütün kaynaklarda da yazdığına göre gebelikte alınması gereken kalori +300 yani bir kadın günde 1500-2000 kalori alıyorsa hamileyim diye 3000-4000 kaloriyi vücuduna yüklemesi son derece gereksiz. Tercih elbette kişiye ait. ¨Bir daha ne zaman böyle yiyeceğim ki¨ diyebilirsiniz ya da hem hamileliği hem doğumu hem de lohusalığı rahat geçirmek için kontrol altına da alabilirsiniz iştahınızı. Ben bugüne kadar haftanın yarısını kontrollü yarısını önüme geleni yiyerek geçirmişim, belli. Zaten karşıma çıkan 2 dakikada Brownie tarifiyle bozuldu her şey. Eh bu kadar zahmetsiz olursa ipin ucu kaçar. Ben görmedim şu tarifi diyenler için link burada. Ben ettim, siz etmeyin yine de :)

Toplamda aldığım +7 kilo ile doktor muaynehanesinden çıkarken aklımda bin türlü fikir. Ne yapsam, ne etsem diye. Diyetisyene mi gitsem? Günde aldığım kalorileri toplasam bir düzene mi soksam, geçen sene gittiğim diyetisyen listemi gözden geçirip hamilelik halime mi uyarlasam? Eve gittim önce son bir haftada yediklerimi bir kağıda not aldım. Yanlarına da kalorilerini yazayım dedim toplamaya korktum en sonunda günlük aldığım kaloriyi görmekten. Bu arada en büyük sıkıntı hareketsizlik. Oysa son derece yürüyüşe müsait bir yerde oturuyorum, çık yürü. Yok. O kadar hamile egzersiz DVD’leri getirttim, güya haftada 3 yapacaktım hani nerede? Koray’a hamileliğimde de hayatımda spor yoktu pek ama son güne kadar çalışıyordum. Hem de yoğun çalışıyordum. İster istemez bir hareket vardı. Ben masa başında çalışırken aklına su içmek dışında bir şey gelmeyenlerdenim. Abur cubur hiç yemedim o zaman. Zaten zayıf başlamıştım. Son iki ayda da Amerika’da her gün en az 2-3 kilometre yürüyordum. Sonuç 11 kilo oldu.

Her hamilelik başka. Bebek başka, anne başka, hayat başka, öncelikler başka ama biraz kendi ruh halimi de düşünerek diyete girdim efendim,hem de hamileliğe başlamadan önce elime geçen, beslenme alışkanlıklarımı en azından beynimde değiştirmeyi başaran bir kitap sayesinde ALKALİ DİYET. Duymuşsunuz belki de okumuşsunuzdur kitabı. Aslında bir diyet kitabı değil. Sağlıklı beslenme kitabı. Hastalıkların kaynağını hücre bazında beslenmeyle açıklıyor. Yeni bir teori, keşif değil ama anladığım kadarıyla bugüne kadar göz ardı edilmiş. Kısaca anlatacak olursam yiyecekleri alkali – asidik diye ikiye ayırıyor. Vücudumuzun sağlığı, gençliği için daha fazla alkali yiyeceklere ihtiyacı var. Bunlar da sebze, meyve, balık, kuruyemiş ve su. Geri kalan her şey asidik. Tahmin edeceğiniz gibi kırmızı et, süt ürünleri, hazır soslar, paket gıdalar vücüdumuz için asit kaynağı. Et ve süt olmadan olur mu? Olmaz. Zaten sadece alkali de beslenmez. Dengesi olması lazım. Tabağınızda bir porsiyon asidik yiyecek varsa en az 4 porsiyon da alkali besin olmalı. Yeni 100 gr köfte yiyorsanız, en az 400 gr sebze yemelisiniz. Günde içinde bol su, akşam mümkün olduğunca erken yemek yenmeli ve açlık hissi olduğunda da yine alkali sebze-meyveler tercih edilmeli. Yasak olanlar ise kolalı, gazlı içecekler, hazır soslar, kızartmalar, kafein, alkol, rafine şeker kaynakları, paket gıdalar… Buraya kadar anlattıklarımda garip bir şey yok. Zor olan bu beslenme disiplinini hayata sokmak hele ki hamileyseniz ve çevrenizde neden diyet yapmanız gerektiğini anlamayanlar varsa. Allah’tan sevgili kocam Sarp da bir Alkali Diyet tutkunu da benim bu kararımı destekliyor. Ben Koray’ı da bu düzende beslenmesine çalışıyorum. Yani bu bizim için bir zayıflama şekli değil. Hal böyle olunca hamilelikte de alkali beslenmenin en doğrusu olduğuna karar verdim.

Zaten kendime ve bebeğime zararı olan her şeyi çıkarmaktan daha doğru bir şey olabilir mi? Zararlı gıdalar gidiyor, yerine vitamin ve mineral kaynağı sebzeler, bolca balık ve su giriyor. Zaten Alkali Diyet’te porsiyon kısıtlaması yok. Önemliolan tabaktaki denge. Aldığınız asidik besinin yaklaşık 3-4 katı da alkali beslenmeniz gerekiyor. Benim için zor olan aralarda gelen tatlı krizleri. Onu da şimdilik meyvelerin üzerine tarçın serperek atlatıyorum. Kendim ve bebeğim için iyi bir şey yaptığımı hissediyorum. Karnım acıkmıyor, kazınmıyor demek ki doğru yoldayım. Nedir bu alkali diyet merak edenler ALKALİ DİYET web sitesini inceleyebilirler. Daha da iyisi en yakın kitapçıdan kitabı alıp okuyabilirler. Kitap dediğim gibi sağlıklı yaşam için hücresel boyutta beslenmeyi anlatıyor. Diyet listesi vermiyor. Zaten hangi besinin alkali hangisinin asidik olduğunu öğrenince formülü de bildiğiniz için kendi listenizi çıkarabilirsiniz. Elbette ben buraya yazıyorum diye tavsiye ediyorum zannetmeyin. Bu benim hamilelik günlüğüm ve kendi beslenme tercihimi anlatıyorum. Yine de bilmekte öğrenmekte fayda var. Kitabı okumanızı öneriyorum.

Gelelim bu hafta neler oluyor içerilerde. Bizim minik kız yaklaşık bir mısız koçanı büyüklüğündeymiş. Keyfi yerinde, haftasına göre normal kiloda. Hareketli. Artık gözlerini açıyormuş. Işığı karanlığı ayırt edebilecek hale gelmiş. Bana kız – erkek hamileliklerinin farkı karın şekli derlerdi inanmazdım ama galiba doğru söylüyorlar. Koray’da top yutmuş gibiydim, dar bir karnım vardı. Oysa bu kız yaydıkça yaymış durumda. Valla ben inanıyorum diyenlere.

24 haftalık Slingomom ve alkali suyu:

 

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

4 Comments

  1. irem hanım, gebeyken karbonatlı su ve elma sirkeli su da içiyomusunuz, yoksa suyu alkali yapabilmek için sadece limonlu mu içiyosunuz?

Leave a Response