Bana soracak olursanız ‘evlilik’ en başından itibaren zor bir kavram. Birini seversin, ona bağlanırsın ve hayatının geri kalanında onunla olmak istediğine karar verip toplumun da onayını almak için imza atarak ‘evli olma’ mertebesine yükselirsin. Çok ulvi bir durum ya… aslında derdim hukiki birliktelik de değil, benim derdim bir başkasıyla hayatı paylaşmanın zorluğu. Basit bir şey değil ki bu. Hayatını, evini, yatağını paylaşıyorsun. O ilk günkü heyecanlar geride kalacaktır elbet ama ilişkiyi sıcak tutmalı sağlıklı ve mutlu şekilde devam etmesi için. Küçük kaçamaklar, başbaşa yemekler, karı-koca olarak yapılan aktiviteler veya aylak aylak evde oturup tatilin keyfini çıkarmak bile iyi gelir insana…

Peki ya çocuktan sonra?

Çok ince bir çizgi varmış meğer evliliğin huzurlu ve mutlu şekilde devam etmesi için.

İlk bir yıl içinde dengeler değişiyor aslında. Bebekli ilk günlerin heyecanı, mutluluğu yerini kısa sürede uykusuz gecelere, çocuk bakımı hakkındaki sert ve bir o kadar da anlamsız tartışmalara bırakıyor. Bir de üstüne nasıl yapıldığını bile unuttuğunuz seks yüzünden işler sarpa sarabiliyor. Zaman zaman erkeğin varlığı kadın için ‘gereksiz’ bile olabiliyor. Hele ki her şeye karışıyorsa baba, yeni anne için sinir bozucu ve ortadan kaybolması gereken kişi haline gelebiliyor. Az ya da çok benim anladığım herkes geçiyor bu dönemlerden. Önemli olan mümkün olduğunca kısa sürmesi. Yeni hayatı kabullenip yola devam etmekten başka çare yok. Ben biraz da evlilik için test olarak görüyorum. Evliliğin huzuru çiftlerin birbirlerine eski özeni göstermesine bağlı sanki. Çocuklu hayat anne için olduğu kadar baba için de yorucu aslında. Belki fiziksel olarak değil ama yüklendikleri sorumluluk yeteri kadar ezici olabiliyor.

Öyle anlar oluyor ki çocuktan başka hiçbir şeyi görmez oluyor insanın gözü bazen. Anne olmak insanın bedenini değil sadece ruhunu da değiştiriyor. Büyük bir aşkla bağladığınız kocanızı bazen unutuyorsunuz. Siz uzaklaşıyorsunuz, o uzaklaşıyor; o uzaklaşıyor, siz uzaklaşıyorsunuz. ‘Karı-koca’ yerini ‘anne-baba’ya bırakıyor. Oysa böyle olmamalı. Birbirimize  zaman ayırmalı, birbirimizi anlamalıyız. Kolay mı? Hiç değil. Bir kadın olarak itiraf ediyorum, ben de çoğunlukla karşıdan bekliyorum o anlayışı. Her evlilikte iniş-çıkışlar oluyor. Çocuktan sonra o iniş bitmezse fena işte. Annelik farklı, hormonlar farklı, öncelikler farklı. Erkek, kendi hayatına daha önce dönebiliyorken biz hiçbir zaman dönemeyebiliriz.

Çevremde birçok baba tanıyorum ikinci çocuğu istemeyen. Bunun sebebini de ¨ben karımı istiyorum¨ diye anlatıyorlar. Bundan daha iyi bir ifade olabilir mi?

Ben de açıkça söylemek istiyorum ki hiçbir zaman sadece ‘anne olmak’ istemedim. Hayatımın çocuktan ibaret geçmesini de istemiyorum. İlişkiyi canlı tutmak için az da uğraşmıyoruz karı-koca. Ne yapıyoruz?

* Mümkün olduğunca birbirimize nefes aldırıyoruz. Haftanın belli günleri ayrı ayrı programlar yapıyoruz.

* Çocuğun hareketli yaşantımıza engel olmasına izin vermiyoruz. Çocukla eve kapanmak yerine çocukla geziyoruz.

* Olmadık zamanlarda nedensiz yere birbirimize küçük küçük hediyeler alıyoruz.

* Çocuğu birine satabildiğimiz(!) ilk fırsatta başbaşa veya yakın arkadaşlarımızla kısa süreli seyahatlere çıkıyoruz.

* Uykusuz gecelerin suçlusunu aramıyoruz. Çocuklu hayatın böyle bir şey olduğunu kabullendik. Açıkçası, günü kurtarmaya bakıyoruz.

* İkinci çocuk meselesini açmıyoruz. Sanırım ikimiz de zamanı geldiğinde ‘olacaksa olur’ diye düşünüyoruz.

* Çocuk bakımı konusunda bana karışılmasına izin vermiyorum.

* Birbirimizin ihtiyaçlarına saygı göstermeyi öğrendik. Uyku, dinlence, eğlence, seks… konu neyse artık :)

* Eskisi gibi tartışmıyoruz üstelik. Geçenlerde yazdım ya ‘erkek beyni’ diye. Eskiden olsa üzerine saatlerce dırdır edeceğim konuları umursamıyorum bile.

Hayat kısa, zaman çabuk geçiyor ve ben mutlu-huzurlu-sağlıklı bir aile yaşantısı için ne gerekiyorsa onu yapmaya kararlıyım. Çocuk sahibi olduktan sonra boşanan çiftlerin üçte ikisinin sorunu iletişimsizlikmiş. Birbirlerini dinlemiyorlar, neye ihtiyaçları oldukları hakkında hiçbir fikirleri yok. Sonra bir bakmışsın hayatlar ayrılmış. Elbette birçok sebebi var boşanmanın ama çocuktan sonra artan geçimsizliğin üstesinden gelinebilir diye düşünüyorum. Yoksa çok mu safım?

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

5 Comments

  1. Saf değilsiniz kesinlikle de :) Sadece ilişkinin umut kesilecek bir boyuta gelmemiş hiçbir zaman bence..
    Benim bebeim 10 Aylık ve ben de eşidem artık kopma noktasına geliyor zaman zaman.
    Bebebktne sonra hayata bakışımızın da bambaşka olduğunu görüdk, gelecek dair, çocuğa dair hayallerimiz, beklentileirmiz hep başka başkaymış..

  2. Hayat çocukla ya da çocuksuz bir survivor hali zaten çocuk olunca sadece şekli şemali değişiyor o halin diye düşünüyorum. Zor olmadığını söyleyenlerin bakış açısının bambaşka olduğunu düşünüyorum hayata karşı. Kişisel olarak zor hayatınızı nasıl alırdınız çocuklu mu çocuksuz mu diye sorsalar çocuklu lütfen derdim.
    çiftlerde kesinlikle doğru iletişim kurarak bunun üzerinden gelebilirler. Çocuksuz kalan çiftlerde daima harika vakit geçiriyor sorunları daha az diyemeyiz. Hep sevgili kalmak mı yoksa aile olmak mı bunu iyi düşünmek lazım

  3. Altuğ doğmadan önce bizde değişiklik olmaz diye düşünüyordum. Fakat işler öyle değilmiş. Çocuk olunca gerçekten herşey değişiyor. Eşimle önceden hiç tartışmazken şimdi tartışıyoruz. Bazen ben bazen de o alttan alsa da garipsiyorum durumu. Neyse ki hermen hemen herkes de yaşanana bir sorunsa bu iyi diyorum, artık..İrem çözüm yolların gerçekten güzel.
    Bunlardan kopya çaekeceklerim olacak:))

  4. Cocuk insanin hayatini baska bir boyutta yasamasina neden olurken evliligi etkilememesi mumkun degil. Bizim de etkilendi evliligimiz. Bir sene kadar surdu cebellesmemiz. Bebek bakimi ile ilgili kavgalar, ailelerin cok fazla devreye girmesi, vs vs. ikinci cocugu sirf bu yuzden yapmam bile demistim bir ara. Ama sanirim ogrendik cocukla yasamayi. Ben hicbir zaman “artik anneyim, esim ikinci planda” demedim. Her ne kadar oyle olsa da esime de zaman ayirmaya calistim. Esim de artik cocuk bakimi ve egitimi konusunda benim patron oldugumu benimsedi ve benimle tartismak yerine isbirligi yapmaya karar verdi.

    Birey olarak farkli beklentilerimiz oldugunu kabul ettik. Artik birseyleri degistirmek icin savasmiyoruz birbirimizle, birbirimiz icin durumu iyi hale getirmeye calisiyoruz sanirim. Ben artik esimden bana suprizler yapmasini, romantik yemekler hazirlamasini beklemiyorum. Beklemek yerine agzimla soyluyorum, organizasyon yapiyorum mesela. Artik gozumun icine askla neden bakmiyorsun diye basinin etini yemiyorum. Astim bazi seyleri sanirim. En onemlisi sunu kesfettim, eger anne mutlu ise cocuk mutlu, koca daha da mutlu. Anneler kendilerini mutlu etmenin yollarini bulmali. O zaman ailenin mutlulugu kacinilmaz oluyor.

    Evlilik baslibasina zor iken, cocukla evlilik cok daha zor evet. Ama insan isterse her turlu zorlukla basa cikip mutlu olmayi ogrenebiliyor. Biz sanirim cikisa gecmis bir ciftiz, herkese de mutu cikislar temenni ederim.

  5. Evliliğimle ilgili yorum yazmayı cok isterdim ama biz ne iniste nede cıkıstayız, ortalarda biryerde cebelleşme durumundayız 2 cocuk sonrasında.
    Kendime dışarıdan bakmaya çalışıyorum, manzara pek parlak değil, yorgun, uykusuz, huzursuz, memnuniyetsiz, tatminsiz, yüzü gergin ve asık, sürekli yapılması gerekenleri, sorumluluklarını çevresindekilere hatırlatan, kontrol delisi, az biraz sinirli… 4 yaşımdaki oğlum aynam benim, herkese bir şirin karakteri dağıtırken bana huysuzu verir, zaman zaman ben çoook derin konuları düşünürken ‘ anne niye yüzün gülmüyor’ der. Bu tablo için eşimi suçlamak ne de kolay olurdu, ayrılırsın ve tüm sorunların çözülür. Ama biliyorum ki tuzu biberi olsa da esas sorumlu benim, bir çıkış yolu bulmalıyım.
    Kendime dışarıdan bakıp diyorum ki, ben kendim gibi bir eş istermiydim, hayır, kesinlikle çekilmez olurdu hayat. Eee o zaman eş, iş, ev, şehir vs değistirmeden insan kendiyle uğrasmalı biraz diyorum, belki algı değişince çevredeki olumsuzluklarda düzelebilir, ne dersiniz?

Leave a Response