Açıkçası henüz Koray’lık bir durum yok ortada ama bir anne olarak düşünmeden, araştırmadan edemiyorum. Günler çabuk geçiyor. Koray bir gün kendine ait bir bilgisayar, telefon isteyecek. Peki ben hazırlıklı olacak mıyım? Her gün üçüncü sayfa haberi olarak mutlaka ‘internette tanıştığı…’ ile başlayan cinayet, gasp, tecavüz haberleri okuyoruz.

Anlayamıyorum bu çocuklar facebook’tan tanıştığı insanlarla nasıl buluşuyorlar. Anne, babaları bunların ne yaptığını, nereye gittiğini, kimlerle görüştüğünü kontrol etmiyor mu? Çocuklarını bir şey olunca da yeri göğü inletiyorlar. Elbette anne-babanın ilgisizliği veya göz yumması olayı meşrulaştırmaz, cezanın hafiflemesine neden olamaz ancak biz ebeveynlerin de çocuklarımızın peşinde olmalıyız diye düşünüyorum. Bu özgür olmasınlar, internette arkadaşlarıyla görüşmesinler veya dışarıya çıkmasınlar demiyorum. Sınırlı özgürlükle can sağlıklarını koruyabiliriz diyorum. Yani sınırları biz belirleyeceğiz ona hissettirmeden ve bu sınırlar dahilinde olabildiğince özgür olacak.

Can sağlığı demek abartmak değil. Yaşadığımız bu dönemde, bilgiye ulaşmak öylesine kolay ki. İsteyen herkes, biraz araştırma yapsa-yaptırsa kim neredeoturuyor, ne yiyor, ne içiyor, bankada ne kadar parası var öğrenebilir. Bilgisayar çağında bizim yapmamız gereken internetini kesmek olmamalı. Çünkü evde giremese bile okul çağında bir çocuk internete erişebileceği bir bilgisayar mutlaka bulur. Yasaklar delinmek için değil midir zaten? Üstelik yasak daha cazip hale getiriyor.

Öyleyse biz gerçekten ne yapacağız?

Onlara tanıyacağımız özgürlükler hakkında bilgi edineceğiz, kendimizi eğiteceğiz. İnterneti ve bilgisayar güvenliğini öğreneceğiz. Bilgisayar bilgisi çok kısıtlı ebeveynler, evdeki bilgisayarın servisi ile görüşüp internet güvenliği hakkında bilgi alıp gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlayabilirler. Bilgisayarı daha doğrusu interneti az çok kullanan anne-babalar ise çocuklarının izini sosyal medyada takip etmeli. Facebook, Twitter, Messenger, Friendfeed gibi sitelerde kendilerine bir hesap almalı ve çocuklarının nasıl bir dünyada olduklarını anlamalılar. Ergenlik çağındaki çocukların hatta ilkokul bile denilebilir, sosyal ağ sitelerinde en çok yaptıkları birbirlerini fotoğrafları hakkında yorum yapmakmış. En önemli gündem maddesi ise kaç kişi ile arkadaş olunduğuymuş.

İlkokul çağında bir sürü çocuk var Facebook ve Twitter gibi sitelerde. Burada en önemlisi çocuğumuzun buna benzer bir talebi olduğunda bu sitelere beraberken hesap açmak. Sizin gözetiminizde olduğunu bilecek böylece.

Facebook en gözde paylaşım, haberleşme sitesi. Siz çocuğunuza hesap açmadan önce güvenlik önlemlerini öğrenmiş olmanız ve çocuğunuz için hesap açarken tüm bu kişisel ayarlamaları yapmanız gerekiyor. İşin enteresan tarafı, aylarca Facebook’un kullanıcılarının özel bilgilerini yeterince korumadığı eleştirileri yaptılar. Facebook da gizlilik ayarlarında değişiklikler yaptı. Verilen bilgiye göre bu yeni düzenlemeyi çok az kişi kullanmış. Millet üşendi heralde ayarlarla uğraşmaya. Ama bizim üşenme gibi bir lüksümüz yok. Facebook’ta gizlilik ayarları-privacy settings bölümüne tıkladığınızda statü, fotoğraf, yorum, mesajların kimler tarafından görüleceğini ayarlıyorsunuz.

İsterseniz kimse sizi facebook’ta bulamaz. Sadece arkadaşlarınız bilir orada olduğunuzu. Çünkü facebook araması ile tanımadığınız bir sürü ne olduğu, kim olduğu belirsiz insanlardan arkadaşlık teklifi, mesaj gelebiliyor. İyisi mi siz çocuğunuzun facebook aramalarında gözükmesini engelleyin. Cinsiyetinin, doğum tarihinin gözükmesini de aynı şekilde gözükmesini engelleyin. Bu ayarlamaları ortaokul – lise öğrencisi çocuğunuza yapamazsınız, yapsanız da değiştirir büyük ihtimalle ama küçük çocuğunuzu bu şekilde koruyabilirsiniz.

Bir diğer öneri de çocuğunuzun sizden daha iyi bir internet kullanıcısı olduğunu ona sık sık hatırlatmak. Nasıl yapılacağını bilemediğinizi söyleyin ve size anlatmasını sağlayın, Facebook’ta en sevdiği arkadaşını göstermesini isteyin. Bunun gibi küçük ayarlarla biraz da olsa kontrol altına almış olacağız. Nasıl bir ortamda olduğunu anlayacağız, belki de aynı dili konuşacağız ve bu ilişkiyi daha da kuvvetlendirecek.

Çocuklarımızın, internetin herkese açık bir yer olduğunu anlatmak zorundayız. Evde, odalarında olmaları yeteri kadar güvende oldukları anlamında gelmediğini bilmeliler. Tanımadıkları kişilerin arkadaşlık isteklerini kabul etmemeleri gerektiğini anlamalılar. Çocuklar, anne-babalarından internet güvenliğiyle ilgili uyarı dinleme istemeyeceklerinden, alın karşınıza konuşun, tehlikeleri anlatın demenin ne kadar yararı olur bilmiyorum. Elbette şansımızı deneyeceğiz. Bunun yanında destek güç de almak gerekiyor.

Microsoft, Apple gibi şirketlerin konuyla ilgili sayfalarını önce siz okuyun sonra da onun okumasını sağlayın.
http://www.microsoft.com/turkiye/protect/default.mspx
http://www.microsoft.com/turkiye/protect/family/age/stages.mspx
http://www.rtuk.org.tr/sayfalar/icerikgoster.aspx?icerik_id=7d886e32-58ba-4e95-af95-5ac4efc38b9c
http://eukidsonline.metu.edu.tr/

Şubat 2010’da Güvenli İnternet Günü düzenlenmiş. http://www.gig.org.tr web sitesinde konuyla ilgili bir çok bilgi var.

Yakinda www.burdayizbiz.com adli bir site açılacak. Yukarıda bahsettiğim Güvenli İnternet Günü Konferansı için yapılmış olan araştırmalar sonucu Türkiye’deki çocukların en çok evden internete girdiği ve bunların %95’inin bir sosyal paylaşım sitesinde hesaplarının olduğu anlaşılmış. Anne-babalar ise bu durumdan oldukça tedirgin ve ne yapacaklarını bilemez durumdalar. Bunun üzerine internet ve çocuk konusunda uzmanlaşmış Çocuk Aklı adlı web sitesi sadece 7-16 yaş çocuk  ve gençlere özel bir sosyal platform hazırlamışlar. Detaylı bilgi için tıklayın.
İngiltere’de bu sitenin güzel bir örneği var. Child Line.

Biz ebeveynlere her zaman olduğu gibi çok iş düşüyor. Üstelik çoğu anne-babanın yeterli eğitimi ve bilgisi yok bu konuda. Canımız çocuklarımızı kendi evlerinde bile korumak zorundayız artık. Bilgi çağının gereklerinden biri oldu bu. Ben, şu anda bu durumda olan annelere bildiklerimi aktarmaya çalışıyorum. Koray 2 yaşında. Muhtemelen 5-6 sene içinde çok daha gelişmiş olan bir siber ortamda ‘oğlumu nasıl takip ederim?’ sorusunu soruyor olacağım.