Günlerdir ‘yaz beni’ diye yalvaran gezi yazılarıma devam…

Washington’daki 2. günümüzü Georgetown ve Arlington’a ayırmıştık. 3. gün Gergetown’da Le Pain Quotidienne’deki kahvaltıdan sonra havaalanına doğru yola çıktık.

Gelelim D.C.’nin bürokratik havasından oldukça uzak Georgetown’a. Tam bir öğrenci şehri. Bize New York’u en çok da SoHo’yu anımsattı. Bayıldık. Her yer cıvıl cıvıl, kımıl kımıl. Öğrenciler özellikle de iyi bir üniversitenin-Georgetown, öğrencilerinin olduğu yerler her zaman farklı oluyor. Bir sürü de Türk var zaten buralarda. Ya da bana rast geldi orasını bilmiyorum. Yolda çarpıştığım 10 kişiden 3’ü Türk çıktı. New York’taki orana yakın :)

Potomac Nehri ve arkasında Georgetown Üniversitesi

Potomac River‘ın kıyısında 1751 yılında D.C. ‘den bile önce kurulmuş Georgetown. Şehir adını sanıldığı, sandığım gibi George Washington’dan değil George II’den almış(İngiliz Kolonisi dönemi). Daha sonra Başkent sınırlarının içine alınmış. Detayları merak edenler doğru Wikipedia’ya. Georgetown Üniversitesi’nin ana kampüsü durumunda bugün bu yerleşim merkezi. Eski taş evler filmlerden fırlamış halini güçlendiriyor. Kuzenim ‘sanki film platosunda gibiyiz’ dedi. ‘Exorcist’ Georgetown’ın arka sokaklarında çekilmiş zaten. Burada yaşayıp da geri dönenlerin neden hala sayıkladıklarını anladım.

Georgetown’da M Street. Elm değil M Street adında bir cadde var. Bizim İstiklal, Bağdat Caddesi diyelim. Tüm kafe, restoran, barlar bunun üzerinde. Elbette alışveriş yapılacak da bir sürü dükkan. Farklı bir şey yok ama mutlaka görülmeli. Bir de en çok dikkatimizi çeken bir kaç blokluk kuyruk oldu. Biz de takıldık kuyruğa ne oluyor diye. Georgetown Cupcake diye bir dükkana vardık. Magnolia Bakery’nin D.C versiyonu ama daha gösterişli bir dükkan. Tad olarak ben Magnolia veya Buttercup Bakery’nin keklerini tercih ederim. Biz bütün bir günü geçirdik Georgetown’da ve bu kuyruk hiç azalmadı. Her zaman da böyleymiş. Üstelik kuyruktakiler turist değil.

Georgetown konaklama için pahalı bir bölge. Kiralar ortalama $3000’dan başlayan bölgedeki otel fiyatları yüksek ancak iki geceliğine gelinmişse D.C.’ye Georgetown’da kalma fikri düşünülebilir. Biz bayıldık buraya bayıldık.

Koray güneş kararırken yine pusetinde uyuya kaldı. Biz de nasıl olsa tatildeyiz gevşekliği ile otele gitmekten vazgeçip Arlington’a doğru belirledik rotayı.

Arlington, Washington D.C’den Potomac Nehri ile ayrılmış durumda. Pentagon da Arlington sınırları içerisinde bulunuyormuş. Göz alıcı güzellikte temiz, düzgün, planlı bir yerleşim bölgesi ama sıkıcı olduğunu söylemeliyim. Hele Georgetown’dan sonra…

Arlington’ın bir sürü ödülü var (!):

2006’da eğitim seviyesi en yüksek şehir, 2009’da ülkede ‘bekarlar ve zenginler’ için yaşanacak en iyi 2.şehir ilan edilmiş. Haziran 2010, Parenting dergisi Arlington’ı Aileler için En İyi Şehir olarak seçmiş. Yeni ve modern yapılaşma da görülüyor ama dedim ya sıkıcı. Herkes de aynı şeyi söylüyor. Neyse görmüş olduk.

Artık Los Angeles’a gitmek için hazırız. Heyecanlıyız, yerimizde duramıyoruz ve birbirimizi yiyoruz.