Çocuklu aileler yaz tatilleri dışında gezmekten çekinirler genelde. Hele çocukları çok küçükse tatillerde mümkünse anneanne-babaanne yanlarına gidilmek tercih edilir. Yeter ki çocuğun yemesi, içmesi, uyku düzeni bozulmasın diye. Bir de bizim gibi gözünü karartıp, ‘bir şekilde hallederiz nasıl olsa’ düşüncesiyle gezenti aileler var. Koray akşam erken yattığını duyanlar bizim tatil programlarımı öğrenince çok şaşırıyorlar. Akşam 6’da odaya mı tıkılıyorsunuz? diye soruyorlar genelde.  Biz Koray doğduğu günden beri gezdiğimiz için her şartta, her yolculuk tipinde deneyimimiz var.

Zaten ilk 1 ay sling’de olduğundan Koray sokakta, gece-gündüz uyuyordu. O rahat, ben rahat. Puseti çok az kullandık. Hatta 2.5 aylıktı ilk defa pusete koyup gezdirdiğimde. Akşam yatma saatleri hiç değişmedi 6.30-7 arası Koray uykuya geçiyordu da gündüzleri kabustu. 4-5 aylıkken gerçek anlamda bir uyku düzenimiz olmuştu. Koray kucaktan yatağa transfer olmuştu ve kendi kendine uyumaya alışması için çalışıyordum. Ev ortamı dışında Uludağ’a kampa çıkmıştık Temmuz ayında. Koray 8 aylıktı. Normalde çadırda kalırdık ta, bu sefer otele gidelim dedik. Üşür diye korktuk açıkçası. Bütün aile her yaz bir hafta sonu Uludağ’da kampta buluşuruz. Sabaha kadar sohbet muhabbet tabi. Peki bu sefer biz ne yaptık? Akşam üstü uykusu sırasında dağa doğru yola çıktık, ki Koray oraya vardığımızda uykusunu almış  olsun.

Tam dediğim gibi 50 dakika uyudu. Herkes Koray’ı bekliyordu. Yemekler yendi, bu sefer 1 saat rötarlı olarak Koray’ı uyutmak gerekti. Koyduk JJCOLE BUNDLE ME ‘li pusetinin içine. Sıcacık. Her tarafını da kapadık ki ışık gelmesin. Zaten çok uykusu vardı. Bİraz ninni söyledim, iki ileri bir geri sallarken uyudu. 10.30 gibi de otele dönelim dedik. Koray derin uykuda, kucağıma aldım, otele gittik, üstünü değiştirdim, portatif yatağına koyduk. Uyanmadı bile. Sabah 6.30’da ayaktaydı her zamanki gibi.

Bir sonraki maceramız tam tatildi. Yurt dışı programı yaptık. 2 çift arkadaşımızın ısrarları üzerine gözümüzü karartıp gidelim dedik. Onlar 1 haftalık program yapmışlardı. Ben ilk defa gideceğimiz için 3 günlük gitmek istedim.  Koray 9 aylıktı uçağa binip güney Fransa’ya gittik. Tahmin ettiğim gibi, bizim velet yol boyu uyudu kucağımızda. Sesini duymadık. Her şey iyi başlamıştı. Oraya akşam üstü varmıştık. 1 saat geride Fransa. Bana gittiğiniz ülkenin saatine uydur düzenini, demişlerdi. Yani Koray’ın fazladan 1 saat hakkı vardı. Portatif yatak, puset ve çantalar derken 3 günlük tatile koca bir eşya ordusu ile gidiyorduk. Buradan giderken pusetle gezmiştiKoray havaalanında. Tanrım ne dertmiş meğer! En iyisi puseti de bagaja verip Slingo ile gitmek. Zaten dönüşte ve bir daha tüm seyahatlerde öyle yaptık. Neyse uykuyu anlatıyordum. Otele vardık Koray yemek yedi, belki pusetinde uyur gezerken Uludağ’daki gibi diye iyi niyetlerle düşünüyordum. Koray bu defa şaşırttı  beni. Uykuya geçemedi. Cin gibi etrafı seyrediyordu.

Çare yok odaya çıkacaktım. Mozart cdmiz de yanımızda. Olmazsa olmaz kocamın laptop’ı hazırlandı, Koray banyo yaptı ve yatağa koydum. Biraz kavga kıyamet, çocuk daha nereye geldiğini anlamadan uykuya geçmek zorunda kaldı. Her zaman 5 dakikada uyuyan çocuk 20 dakika zorladı beni ama sonunda uyudu. Otelde olduğumuz için ağlatmak da istemedim. Kafasını sırtını okşaya okşaya uyuttum. Eee sonra? diyeceksiniz. Bizim otel dağlara çıkan yolda güzel mi güzel, turistik bir kasaba olan Valbonne’daydı. Küçücük bir meydanda oteller ve altlarında restorantların olduğu bir yer. Koray’ı yatırınca meydanda vakit geçirmekten başka şansımız yoktu karı-koca olarak ya da kısa çöpü çeken grupla beraber Cannes’a inecekti. Sevgili arkadaşlarımız bize kıyamadı ve bizden önce zaten bol bol gezdiklerinden onlar da meydan da kalmayı tercih ettiler. 10 dakikada bir Sarp ile nöbetleşe Koray’ı kontrole gittik. Hiç problem olmadı. Üç gün böyle geçti. Gündüzleri pusette veya arabada uyudu. Bu tatil çok kötü geçmemişti.

Daha sonra en çok gözümü korkutam Amerika tatili vardı. 3 hafta. Koray 1 yaşında. Ya diyorum orada düzeni bozulursa, ya bir daha toparlayamazsam diye günlerce kendi kendime moralimi bozdum. Çare yok. Gideceğiz. Biletler alındı. Yol 11 saat. Koray’ı uyku saatlerinde uyutmaya çalışacaktım. Uçakta hiç problem olmadı. Koray uyku saatleri gelince mışıl mışıl uyudu. Hatta biz uyandırdık onu yemek için. New York’a öğleden sonra vardık. Bagajları al, araba kirala derken arkadaşlarımızın evine vardığımızda çoktan 7 olmuştu .Zaten bizimki de çoktan akşam uykusuna geçmişti. Hemen portatif yatağı hazırlandı babası tarafından ve üstünü-altını değiştirip yatırdım. Sabaha kadar güzel güzel uyudu. Mucize gibiydi. Jetlag olmadı mı yani şimdi Koray?

Ertesi sabah 5.30’du sesini duyup gözümü açtığımda. ‘Ben nereye geldim?’diye soran gözlerle etrafı inceliyordu. 2 saat sonra esnemeye başladı. Ben de düzeni koruyacağım inadıyla 9’a kadar dayansın diye türlü şaklabanlıklarla oyalamaya çalıştım. 9’da gerçekt anlamda bayıldı. Ama 40 dakika. Ben hala dinlenememiştim. 3 hafta boyunca uzun uçak yolculukları da yaptık. Evde de kaldık, otelde de. Ben çok şanslıyım sanırım 1-2 sefer haricinde çok problem çıkarmadan uyudu. Gece uyanmalar sıklaştı ama işin kötüsü. Aynı odada yattığımızın farkında, bir de ben kimse uyanmasın gece yarısı diye ilk vızıklamasında hemen yanında alıyordum soluğu. Son 3-4 gün ikinci vızıkta yanımıza alıyorduk, o şekilde sabaha kadar mışıl mışıl uyuyordu. Eyvah, dedim içimden. Bu, eve dönünce de sık sık uyanacak her gece. Evde olduğumuz akşamlar zaten kolay. Koray bey her zamanki saatinde uyuyordu. Dışarıya arkadaşlarımızla buluşmak için sırasıyla çıktık. Bazen de Koray bey’in uykusundan çaldık, pusette uyumasına izin verdik. Dönüş yolculuğu daha da kolaydı. Gece boyu uçup, sabaha karşı İstanbul’a varacaktık. Koray yolun büyük bölümünde uyudu sağolsun. Sabah vardığımızda bizim hızır-acil yardım ekibi annemle babam karşıladılar bizi. Sabahları jetlag yüzünden kalkamayız, Koray’la ilgilenemeyiz diye yardımımıza koşmuşlardı. Bir de üstüne ”Oğlumuz orada sebze yiyememiştir” diyerek annem 10 günlük menü hazırlamıştı Koray’a. Kocaman bir ‘oh’ çekmiştim.

Ancaaak. Tüm 3 hafta boyunca uyku sorunu yaşatmayan Koray bey bize dünyayı dar etti geldiğimiz ilk 7 gün. Gündüzleri tam saatind uykularını uyuyor, akşam da 7 dedin mi yatağında oluyordu. İlk gece 12’de uyandı. Biraz vızıklar, iki pış pış uyur diye düşünürken tam 45 dakika uyumadı. Yok uyumuyor. Ben odada yanında duruyorum. Sesini de çıkartmıyor. Tam arkamı dönüyorum çıkacağım odadan, kıyamet kopuyor. Annem müdahale etmeye kalkıyor, ‘ben avaz avaz karışma’ diye bağırıyordum. Bir yandan da Koray ağlıyordu. En sonunda da ben… İkinci gece 11’de uyandı ve bu sefer 1 saat 15 dakika uğraştım. Üçüncü gece 10’da uyandı, 2 saat ayakta. Yatağında savaş veriyordu. Artık akşam olsun istemiyordum. Dört ve beşinci geceler rekora giderek 3’er saat uyanık kaldı. Sonra birden 6. gece uyuduktan 1 saat sonra vızıkladı ve 10 dakika sonra uyudu. yedinci gece ben de biraz geciktirerek yatırmaya karar verdim. Çünkü geriye çekiyordu uyanma düzenini. Gerçekten de uyanmadı sabaha kadar. Anladık ki Koray’ın jet-lag’i de bu şekilde oldu.

Amerika seyahatinin dönüşü beni daha çok yormuştu. Son tatilimiz Paris ise çantada keklikti. Zaten çekirdek aile olarak gidiyorduk. Kimseyi rahatsız ettik gibi bir derdimiz de yoktu. Odaya da girsek erkenden ne farkederdi ki. Televizyon seyreder, kitap okurduk. Sabahın köründe kalkıp kendimizi sokaklara atıyorduk zaten. 3 geceden sonuncusunda akşam dışarıda yemek yiyelim dedik. 7’de gittik. 8.30’da çıktık. Pusetle otele doğru giderken bizimki yine uykuya daldı. Otel odasına vardığımızda altını üstünü değiştirmeme rağmen uyanmadı.

İşin gerçeği biz çok şanslıyız ki, gezmeyi seven, pusette uyuyan , her şeyi yiyen bir oğlumuz var. Ne uçakta, ne otelde problem çıkartmıyor bize. Sadece uykusu varken üstüne bir de açsa sinirlenmeye başlıyor. O kadar da hakkı olsun. Bebekleri, çocukları gezmeye alıştırmak, ‘aman üşür, hasta olur’ diye evde büyütmenin ne kadar anlamsız olduğunun en güzel örneği Koray. (Tags: Casino Online)