Bloga bu aralar iyice az yazar oldum ama mazeretim var. Tatilde olduğum için değil de üzerinde çalıştığım iki konu var: 1. Slingo’ya yeni ürünlerim geliyor. 2.Slingomom.com teması değişiyor. Evet en sonunda toparlanıyor blog. Sağ tarafta görmüş olduğunuz boşluktan sonunda kurtulacağım :)

Biraz bizi anlatayım:

¨Anneanne dede nereye biz oraya¨ konulu bir tatilimize daha başlamış bulunuyoruz. Ege kıyılarındayız her zamanki gibi. Seviyoruz burayı. İklimini, denizini, ortamını… Kuzenler, akrabalar derken kocaman bir topluluk olarak biraradayız sık sık. Haliyle çocuk da kolay büyüyor. Günler nasıl geçiyor bitiyor çoğu zaman anlamıyorum bile. Koray da çok mutlu. Bir tek Sarp dertli oğlunu göremediğinden. Hele son aylarda baba-oğul öyle düştüler ki birbirlerine Koray’dan ayrı geçirdiği günlerde iyice huzursuz oluyor baba. Hoş, 7X24 yaşamaya başlasalar dördüncü gün isyan bayrağını çeker ikisi de ya, neyse ;)

Koray 3.5 yaşında. 0-3 yaş denilen anne bağımlılığı dönemini atlattığımızı artık rahat rahat söyleyebilirim. Okulun da etkisi var, yaş döneminin de. Karakteri de müsaittir eminim, eh! ben de müsade ediyorum özgür ruh olmasına. Çocuğun düz duvara tırmanmasından daha doğal ne olabilir?!? Yaramaz, hareketli bir çocuk ama söz dinleyen bir çocuk. Artık yemek de yiyen bir çocuk. Yemiyorsa da dert etmiyorum ve dert ettirmeye çalışanlara da pek kulak asmıyorum. Artık uzun uzun kendi kendine oyun oynuyor, bacaklarıma yapışmıyor (çoğu zaman), kendi soyunup giyiniyor, kolluksuz yüzmesine az kaldı. İnce motor gelişiminde son sürat ilerliyor anlayacağınız. Yani çocuk büyüyor. O buhranlı, geçmeyecek, sabahlar olmayacak geceler bitiyor. Geride kalıyor. Valla geçiyor. Geçmese, izi hep kalsa ikinci üçüncü çocuk yapılır mı?!?

Uzun süre kalmayı planladığımız için neredeyse evin yarısını taşıdık. Bisiklet, scooter, oyuncaklar, kıyafetlerimiz…

Hayat güzel burada. Çok büyük olmayan bir bahçede kayısı ağaçlarımız var. Koray’ın boyuna kadar eğilmişler. Beraberce topluyoruz. Bir de annemin bahçenin küçücük bir köşesine yaptığı bostandaki domatesler ve salatalıklara su veriyor her sabah bizim oğlan.

Bisiklete binmenin keyfini iyice aldı. Her sabah markete gidiyoruz ekmek almaya.

Benim için büyüdüğünün en iyi göstergesi uzun uzun oyuncaklarıyla oynaması, resim yapmaya başlaması oldu. Kendi minyatür masasına geçiyor tek başına vakit geçiriyor. Ben de hayran hayran seyrediyorum.

Her şey böyle anlattığım gibi toz pembe değil elbette. Büyüdü büyümesine de kendi istekleri, tercihleri de büyüdü. Artık kafasına yatmayan bir şeye ¨Evet¨ demiyor. İkna etmek, uzun uzun anlatmak zorundayız. Tartışmaya girmenin anlamı da yok. Bu sefer ikimiz de geriliyoruz. En iyisi uzlaşmaya çalışmak. İkimizin de isteğini ucundan yerine getirmek.

– – – –

Bu arada menü vermeye devam edeceğim elbette. Bu hafta Ege esintileri var tabaklarımızda. Gelir gelmez hasta olduğu için yoğurt çorbası yaptık. Diğerleri ise;

1. Fırında kıymalı mini kabaklar

2. Deniz Börülcesi

 

Mini kabaklar burada Girit Kabağı olarak biliniyor. Pazardan da öyle alıyoruz. Sonra bu miniklere döndüre döndüre kesikler atıyorsunuz. Zeytinyağı ve kuru nane ile çeşnileyerek pişirdikten* sonra kavrulmuş kıymalı soğanlı harcı üzerine döküyorsunuz. En üste domates rendesi ekleyerek 180 derecelik fırında 30 dakika pişiriyorsunuz. (*Kabakları ben Actifry’da kızarttım.)

Deniz Börülcesi salatasını bilmeyen yoktur. Acayip bir tat. Yine taze taze pazardan alıyoruz. Sonra haşlıyorsunuz. Hatta iki su haşlanırsa yoğun tuz tadından da kurtuluyorsunuz. Ardından da her bir dalın ucundan tutarak çekiyorsunuz ve içinden kılçığını ayıklıyorsunuz. Sonra da bir tabağa koyup limon-zeytinyağı-sarımsak üçlüsüyle sosluyorsunuz. Biz bu sefer değişiklik yaptık limon zeytinyağı ile karıştırıp üzerine sarımsaklı yoğurt döktük.

 

İşte böyle. Tatil başladı derken seyahatten bahsetmiyorum aslında Koray’ın büyümüş olmasına dikkat çekiyorum. Darısı başınıza :)

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

3 Comments

  1. süper! harika! bir kaç cümle var insanın ilgisini nasıl çekiyor, yani benim… misal acısı geçmese 2. 3. çocuk yapılır mı ? :) bir de büyüyor ki oyuncaklarıyla oynuyor. evet, bekliyorum… :)

Leave a Response