Hafta sonu bahane, bizim aile tatilde…

Parisimiz gelmiş, gidelim bari dedik. Biz karı-koca belki 10 kere gitmişizdir de Koriş beyi de aldık yanımıza. Avrupa’da en iyi bildiğimiz şehir, otel senelerdir gittiğimiz otel, yemek yenecek yerler, alışveriş mekanları derken tüm liste Koriş ile gitmek için son derece uygundu. Biz de gittik.

Havaalanında Slingomuzu kullandık çünkü nerdeyse park alanında başlayan güvenlik kapılarından geçerken her sefer Koray’ı içinden çıkarıp, puseti katlamak x-ray’e koymak, sonra tekrar puseti açıp içine yerleştirmek oldukça zor. Zaten uçağın kapısında puseti tekrar katlayıp da görevlilere teslim ediyoruz. Sonuç çocuk da ben de daha yolculuk başlamadan yoruluyoruz. Geçen sene Slingo’yu yanlışlıkla bagaja koyup Koriş ve pusetiyle tek başıma İzmir seyahati yapınca Slingo’muzun değeri bir kez daha anlaşıldı. Bir kere kucağımdan hiç inmiyor. Güvenlikte x-ray’den geçmiyorum ve kadın görevli elle arama yapıyor. Puset kılıfından çıkmadan rahatça taşınıyor ve hatta direkt bagaja veriliyor. Uçakta yerimize oturana kadar Koray ile uğraşmak zorunda kalmıyorum zaten kendisi hayatından oldukça memnun etrafı seyrediyor, bana sataşıyor, babasına sesleniyor.

Paris’e inince ilk defa çocuklu olarak, pusetin ne kadar kötü bir seçim olduğunu gördük. Normalde pusetler uçağın kapısında teslim edilir. Hayır, Fransa’da bagaj ile birlikte alacakmışız. Bagajlarımız geldi, beklemeye başladık. Görevliye tekrar sorduk emin olmak için ”En son gelecek” dediler. Bu arada İstanbul uçağının bagajları bitti, bizim puset hala ortada yok. Uçaktan indikten tam 1,5 saat sonra bir görevli elinde pusetimiz ile çıkageldi. Söylene söylene hava alanından çıkıp tren istasyonuna gidelim dedik. Paris metroları ünlüdür. Şehir altında 7 kat şehir var. Her yere gidebilirsiniz. Trafik yok, rahat. Rahat da küçük çocukları olan aileler bazı yerlerde düşünülmüş bazılarında akıllarına bile gelmemiş bu insanların. Neden mi, bazı istasyonlarda bırakın asansörü yürüyen merdiven bile yok, merdivenler de o kadar dar ki iki kişi yan yana zor yürüyor. Pusetle ne yapacaktık ki??? Neyse ki bizim Slingo Hug’ımız vardı da kolayca seyahat ettik ama bir sürü çaresiz anne-çocuk gördük. Parisliler de alışmış bu duruma, herkes birbirine yardım ediyor, havalarda pusetler geziyordu.

Oteller de malum, yedi cüceler otelleri gibi. Four Seasons’da, Ritz’de kalmıyorsanız Paris’in diğer tüm butik otelleri aynı ebatlarda. İki kişinin kura çekerek bindiği asansörler, oda kapısının direkt yatağa açıldığı minik minik odalar. Koriş iki adımda odayı bitiriyordu.

Öyle böyle derken Paris bizimdi artık. Hava biraz soğuktu ama biz gezecektik. Mümkün olmadıkça metroya binmeyelim, yürüyelim dedik. Slingo hug yedekteydi. Koriş’in pusetine taktığımız  kürklü ”Bundle me” sayesinde -7 derecede,  montsuz sadece kazak ile tüm Paris’i gezdi. Herkese tavsiyem pusetin ayak kısmına takılan footmuff’lardan değil de bebeği tamamen içine oturtabileceğiniz çuval görünümlü battaniyeler kullanmanız.

Gündüzleri sokak sokak, cafe cafe gezdik. Sein Nehri kıyısında yürüdük. Koriş de pusetinin içinde sıcacık oturdu. Uyku saatlerinde de güzel güzel uyudu. Müzeleri biz daha önceki gelişlerimizde bitirmiştik. Aslında tekrar tekrar gidilir ama Koray zaten müze için çok küçü, onun anladığı yemek yemek. Bizim her yediğimizden yedi, hatta emziklerini şarap kadehlerimizin içine yanlışlıkla düşürmüş gibi yapıp  şaraplarımıza da ortak oldu. Akşamları bir saat geç yatsın 3 günden bir şey olmaz dedim. 7 yerine 8’de uyudu. İlk gece oteldeydik zaten tam saatinde yattı. İkinci ve üçüncü geceler dışarıda yemek yerken uyuya kaldı. Biz de bozmadık. 10 gibi odaya gidip direkt yatağına yatırdık. Uyanmadı bile. Sabah da her zamanki gibi 7.30 gibi uyandı. Böylece Koriş günlük uykularından eksik kalmadan Paris gezisini başarıyla tamamladı. Biz de mutlu mutlu evimize döndük.

Yine de evim evim güzel evim.