Bebekle seyahat insanın kulağına korkutucu, yorucu, altından kalkılması zor bir durum gibi geliyor öyle değil mi? Uçakta, otobüste, tatil beldelerinde çocuklu aileler parmakla gösterilip ‘eyvah şimdi bunlar ağlar, ortalığı birbirine katar’ bakışlarına maruz kalırlar. Ben de zamanında o bakışları atmış, uçağa bebekli aile binince ‘başımız şişecek’ şimdi diye söylenmişimdir. Olduk mu şimdi bebeğiyle her dakika gezen aile. Zaten anne olmadan sarfettiğim ileri geri sözleri şimdi teker teker geri alıyorum.

Malum yaz geliyor. Tatil programları havada uçuşuyor. Bizim gibi gözünü karartanlar bebeklerini alıp Avrupa hatta Amerika seyahatini düşünüyor olabilirler. Ben de Nisan ayına girdiğimiz ilk hafta sonu yazısı Amerika’ya gidecekler, gitmeyi düşünenler için rehber niteliğinde olsun istedim.

Amerika uçuşları: Amerika’ya THY ile direkt veya diğer havayolları ile Avrupa aktarmalı gidebilirsiniz. Eğer doğu yakasında bir eyalete, şehre gidecekseniz THY ile Chicago veya NY aktarmalı gidin. Batı yakasına gidecekseniz vay halinize (şaka şaka!). O zaman Avrupa aktarmalı gitmeniz daha akıllıca olur. Çünkü NY veya Chicago aktarmalı olarak başka bir şehre gidecekseniz, aktarma yapacağınız havaalanında bagajınızı teslim almak zorundasınız. Bagajınızla birlikte pasaport kontrolden geçtikten sonra tekrar check-in’e gidip valizlerinizi teslim ediyorsunuz. İlk anda kulağa saçma geliyor. Nedeni ise mantıklı tabi ki: Siz ABD’ye ilk ayak bastığınız noktada pasaport kontrolden geçeceksiniz öyle değil mi? Sizi ülkeye almama gibi bir durum olursa bagajınız yanınızda olacak ve  ilk uçakla geri gönderileceksiniz. Bu kadar basit. Avrupa aktarmalı gelirken böyle bir uygulama yok tabi ki. İstanbul’dan NY yaklaşık 10-11 saat sürüyor. NY üzerinden Los Angeles gitmeye kalktığınızda üzerine bir 6 saat daha ekleyin.

Bagaj durumu: Bebeğiniz 2 yaşına gelene kadar ebeveynlerden birinin kucağında seyahat ediyor. Her ebeveyn sadece bir çocukla uçabilir. Bagaj ağırlık limit son yıllarda yolcuları iyice sıkar duruma geldi. Havayolları yakıt ve hizmet maliyetlerini karşılayabilmek için uçaklardaki koltuk mesafelerini azaltarak, uçak başına daha çok yolcu almaya başladılar. Buna göre bagaj ağırlık hakkınız da aynı oranda azaldı. THY’de Avrupa uçuşlarında her yolcunun 20 kg’luk tek bir bagaj hakkı var. Bebeğinizin ise 10 kg’luk bagaj ve 1 puset hakkı. Amerika uçuşlarında daha insaflı hizmet almaktayız. Her biri 23 kg olmak üzere 2 bagaj hakkınız var. Bebeğinizin de 23 kg’luk tek bagaj ve 1 puset hakkı bulunuyor.  Size bir ipucu: Biz Koray’ın pusetini check-in yapmıyoruz. Onun yerine seyahat yatağını veriyoruz. Puseti de uçağın kapısında vereceğimizi belirtiyoruz.

Uçağa binerken: Normalde uçağa alınan sıvılarda limit var. Su ise imkansız alınmıyor. Ancak konu bebek olunca her şey sıfırlanıyor. Yani bebeğinize ait süt, mama, yoğurt, krem ne varda kabine alabilirsiniz. Hatta pet şişe suyu bile ”bebeğimin o” diyerek her defasında sokuyorum kabine. Uçağa yolcu alınmaya başladığında bilet sınıfınız ne olursa olsun önlere doğru ilerleyin çünkü çocuklu ailelere öncelik tanınıyor. Biz puseti de açmıyoruz. Koray Slingo’sunda, puset babanın elinde uçağa biniyoruz. Böylece uçağın kapısında telaş yaşamadan yerimize yerleşiyoruz. ”Pusette gezsin” diyorsanız havaalanında, kolayca katlanabilen bir pusetiniz olmalı.

Uçak içi aktivite & Beslenme: Bebeğinizi sadece emzirdiğiniz dönemlerdeyseniz, süper! ”Yok katı gıdaya da başladık, hatta artık emzirmiyorum” diyorsanız
da yine problem yok. Hostesler bebekli, çocuklu ailelere daha da fazla özen gösteriyorlar. Hem annenin hem de bebeğin rahatı için sürekli ilgileniyorlar. Bebeğinizin sütünü ısıtmak veya mamasına ılık su bulmak hiç de zor olmayacak sizin için. Çocuklar için özel menü ve bebekler için sebzeli/meyveli kavanoz mamalardan isteyebilirsiniz. Ancak bu taleplerinizi uçuştan 24 saat önce bileti aldığınız acentaya bildirmelisiniz ya da THY’nın web sitesinden de halledebilirsiniz. Uçağa bindiğiniz zaman böyle bir talebiniz varsa hosteslere hatırlatmayı da unutmayın. THY’nın örnek çocuk menüsü.

Sayıca çok oyuncak, sanıldığının aksine kurtarıcı değil gereksiz yere ağırlık demek. Bebeğinizin en çok ilgisini çeken oyuncakları almaya özen gösterin. Kitapla arası iyiyse harika çünkü uçuş kitaplara baka baka geçiyor. Arabada, pusette veya slingde kolayca uykuya geçen bir çocuksa çok şanslısınız çünkü uçakta daha kolay uykuya geçip daha uzun uyuyorlar. Bebeğiniz için küçük yastık taşımanıza da gerek yok. Zira sizi yastık ve battaniyeye boğuyorlar çocuk olunca. Tuvaletlerde açılır-kapanır alt değiştirme masasını göreceksiniz. Burada oldukça kolay bir şekilde bebeğinizi temizlersiniz. En önemli nokta, alt değiştirme örtüsünü unutmamak. Geçen Avrupa gezisinde ben unuttum ve koltukta değiştirmek zorunda kaldık. Hiç zevkli olmuyor. Yanınıza en az 2-3 adet body, tshirt ve eşofman altı alın.

Uçakta güvenlik: Anne veya babasının kucağında seyahat eden bebekler için emniyet kemerine takılan bebek kemerleri veriyorlar. Ancak Amerika iç hatlar uçuşlarında verilmiyor bu bebek kemeri. Sorduğumuzda ”kemer vermeyecek misiniz” diye, hostesten zeka dolu bir cevap aldık: ”Bebeğinizi sıkıca kucağınızda tutun!” İyi ki söyledi.  Zaten amazon.com’da gördüğüm ve anlam veremediğim ”bebek emniyet kemer”inin neden satıldığını da anlamış oldum.

Uçuş sonrası: Evet, yolculuğunuzun iyi geçtiğini düşünüyorum. Kapıda verdiğiniz puseti bazen bagajlarınızla birlikte alma ihtimaliniz olabilir. Hazırlıklı olun. Fransa’da ise en son pusetleri alıyorsunuz. Yani tüm yolcular valizlerini aldıktan sonra görevlilerden biri gidip kayak, puset gibi aksesuarları getiriyor. Sinir katsayısı da artıyor tabi ki.

Amerika seyahati, bebekle başınıza gelebilecekler ve bebekle rahat etme ipuçları yarınki yazının konusu. İlk durak NY