Gerçekten DEPREM olursa…

Daha neşeli bir şeyler yazmak vardı aklımda ama yaklaşık bir saat önce yaşadığımız 2 saniyelik deprem ile tokat yemiş gibi hissediyorum.

Normal gelmiyor bu bana. Ben böyle biri değilimdir, değildim. Sanırım anne olduğumu bir kez daha anladım bugün. Çünkü kısacık, sadece 2 saniye süren deprem ile aklıma gelen tek şey üst katta mışıl mışıl uyuyan oğlumdu. Merdivenleri nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Koray’ı yatağından, yorganıyla kaptığım gibi salona indirdim. Devamı gelirse, dışarı atalım kendimizi diye… Sakinim. Bir problem yok. Sadece aklıma geldi, ya çok büyük bir deprem olsaydı, ben Koray’a ulaşamasaydım, evimiz yıkılsaydı…. daha neler neler. ‘Kendine gel İrem’ diyorum devamlı ama aklımdan çıkaramıyorum bir türlü.

Kim gerçekten hazırlıklı ki doğal afetlere? Bizim şansımız evimiz ve bulunduğumuz bölge. Başımıza yıkılmayacağından eminiz. ‘Peki ya bizim gibi şanslı olmayan aileler, depremlerde çoluğunu, çocuğunu kaybeden anne-babalar ne yapıyor şimdi?’ diye düşünüyorum. Ne yapılsaydı da kimse yakınını kaybetmeseydi? Birey olarak depremden korunmak için ne yapmalıyız?

Deprem ve Türkiye

Adapazarı Depremi (photographed by National Geographic)

Tübitak, doğal afetler ve özellikle de deprem ile ilgili son derece güzel bir site hazırlamış. Çocuklara da depremi anlatan, deprem olduğunda neler yapılması gerektiğini anlatan ayrı bilimçocuk sitesi de var. Linkler burada: Tübitak Yer Bilimleri Enstitüsü ve Bilim-Çocuk Deprem Tübitak’tan okuduklarıma göre Türkiye’nin %95’i deprem kuşağı üzerinde. Her 9 ayda bir, bir bölgede 6 ve üzerinde şiddette deprem oluyormuş. İnsan duyunca, okuyunca şaşırıyor. 5 dakika sonra 7 şiddetinde bir deprem olup olmayacağını kimse tam olarak bilemiyor üstelik. Öyleyse hazırlıklı olmalıyız. Bir deprem anında ne yapılması gerektiğini öğrenmeliyiz. Hastane çantası gibi bir deprem çantamız olmalı. HEP DURMALI KAPININ KENARINDA. Bu deprem çantası 1999’dan sonra uzun süre portmantoda hazır bulundu evimizde ve bunu en çok ben anlamsız buluyordum. Cahil miymişim neymişim?

1999 Depremi’nde, bölgeye yakın sayılan bir yerdeydim. Annemlerin yanındaydım şans eseri. Gece yarısı depremi hissettiğimizde bahçeye fırlamıştık. Herkes sokakta. Endişeli. Benim de nasıl uykum var. Zaten deprem olmadan 15-20 dakika önce eve gelip yatmıştım. Ben eve girme hamlesi yapmıştım ki annem karşıma dikildi. ‘Saçmalama, al yastığını-çarşafını yat bahçede’ dedi. ‘Aman anne, amma abartıyorsun. Bitti, geçti işte’ demiştim. Meğer anne olunca her şey değişiyormuş. 2 saniyelik deprem, bana, oğlumu kaybetme korkusunu yaşatmaya yetti. Dolayısıyla depreme karşı hazırlıklı olmak zorundayız. İyi de ilk yardımı gerçekten kim biliyor? Temel uygulamaların hayat kurtarabileceğinin kim farkında? Ben doktor kızıyım biliyorum. Peki ya siz?!? Biliyorsanız ne ala, bilmeyenler afet.gen.tr adresinden Depremde İlk Yardım Teknikleri yazısından yararlanabilir.

Depremlerle ilgili resmi kaynak deprem.gov.tr‘den 7-24 deprem raporu alabilirsiniz.

Bu arada Ahmet Mete Işıkara nam-ı diğer Deprem Dede’nin öncülüğünde kurulmuş, kısa adı AHDER olan Afete Hazırlık ve Deprem Eğitimi Derneğinin konuyla ilgili en iyi kaynak web sitesi olduğunu, bir çok kitap yayınladıklarını da hatırlatmak istiyorum.

GELELİM DEPREM ÇANTASINA

İçinde; ilkyardım çantası, piller, el radyosu, düdük, ilaçlar, battaniye, yedek kıyafetler, sabun ve tuvalet kağıdı gibi hijyenik malzemeler, su- gıda, çocuklar için oyuncakların olması ideal olan. Daha detaylı videolu anlatımı yine AHDER’in sitesinden seyredebilirsiniz. Linki burada. Deprem çantası kolayca ulaşılabilecek, kapıya en yakın yerde bulunmalı.

Şu anda aklımda tabi ki Koray var. Böyle bir durumda onu nasıl korurum, ona bir şey olmasını nasl engellerim? Sadece bunlar var aklımda. Doğal afetlerle savaşabilme şansımız veya savaşsak bile kazanma şansımız var mı? YOK. O parlak, her zaman iyilerin kazandığı Hollywood filmlerinden bile enkazdan kurtulan insanların hikayeleri anlatılır. Doğaya kim karşı gelebilir ki? Bazen oldukça naif bir düşünce alemine giriyorum. Tüm bunlar dünyamızın bize olan öfkesinden kaynaklanıyormuş gibi geliyor. Öyle sorumsuzca yaşıyoruz ki, yakında ne orman, ne ozon tabakası, ne de verimli topraklar kalmayacak. Kötü enerjiyle çevrelenmişiz gibi hissediyorum çoğu zaman. Doğal afetlerin de insanoğlu için ceza olduğuna inanıyorum.

İşte insan anne olunca 2 saniyelik 4.4 şiddetinde bir sarsıntıyla kıyamet kopmuş gibi davranabiliyor.

Anneciğim, sana haklızlık etmişim ben.

Anne olmak ne kadar zormuş!

0

3 Yorum

  • Bir anda herşey ne kadar tepetaklak oluyor değil mi….. dün akşam çok korktum ve negatifleştim… düşününce içim daralıyor…
    hatta dua ederken bir an allahım ne olur olmasın daha bebek sahibi olacağım dedim içimden…enkazda kalma korkusu, sevdiklerimizi kaybetme korkusu, acı çekme korkusu, ölüm korkusu………………… korkmaktan hoşlanmıyorum ama kaçamıyorum, kaçamıyoruz. En iyisi beraber yaşadıklarımızla bir afet planı anlaşması yapmak. Olursa neler yapılacak, nerde durulacak, çanta nereye konacak, ..vs …Dilerim asla olmaz deprem bir daha…

  • ne yazmış? Gerçekten DEPREM olursa… – http://tinyurl.com/38hdf8h

  • sifa says:

    bunun adi iste bu iremcim…annelik….

Leave a Reply