Çocuk da yaparım, kariyer de… demiştim.

Çalışıyorken, dinamik hareketli bir hayatı varken insan kolayca ‘çocukla kariyer birlikte olur’ diyebiliyor. En azından ben büyük büyük harflerle her yerde, her ortamda söylemiştim: ‘NE VAR CANIM, 6 AYDAN SONRA İYİ BİR BAKICI BULURUM.’ Meğer o iş öyle olmuyormuş. Zaten olamayacağını karnım büyümeye başladığında hissetmiştim ben ama kimseye itiraf edememiştim. Kendime bile. Ne zaman elimi karnımın üstüne koysam, içimdeki minik bana dokunmaya çalışır gibi ittiriyordu içerden. ‘Tamam’ diyordum, buradayım. Onu kucağıma ilk aldığım an ‘merak etme minik, gitmeyeceğim, söz veriyorum’ dedim. Ağzımdan dökülüvermişti kelimeler.

Muhtaç. Anneye muhtaç. Sadece sütüne değil. Kokusuna, sesine muhtaç. Dokunuşuna muhtaç. Bırakabilir misin?

Kendi kendime, ‘hele bir 6 aylık olsun’ diyordum. Belki her şey düzene girer. Ben iyi bir yardımcı bulurum. O kadar yorgun, uykusuz ve sefil bir durumdaydım ki ilk zamanlar. Üç saat kesintisiz uykum yoktu. Zaten zor dalarım uykuya. Ben daha dinlenemeden Koray tekrar uyanırdı. Gündüzleri zaten faciaydı. ’45 dakika Koriş’ diyorduk ya kendisine. Gün bitmiyordu. Kucağımdaydı devamlı. Abartmıyorum, gerçekten de devamlı. Sıkıntıdan emziriyordum bazen. O da[pullquote]Anne nerede? Yok. Gitmiş. Bu kadın kim? Annem değil. Bana gülümsüyor. Benimle oyun oynamak istiyor. Ama annem gibi değil. İyi ama onun gibi değil.[/pullquote] sıkılıyordu heralde ki bazen 5 dakika arayla emmek istiyordu. Emzirirken hiç saate bakmadım. İkimiz(!) de ne zaman istersek o zaman. Babam ‘İremcim iyi görmüyorum seni, bir bakıcı arayalım Koray için, sen de işe git. 24 saat evde oturabilecek bir kadın değilsin’ dedi. Mümkün değildi bunu kabul etmem. Koray’ı yabancı birine bırakıp gidemezdim. Hiç tanımadığım bir kadına, iki tane referansına güvenerek oğlumu tüm gün onunla yalnız bırakamazdım. Benim annem de bu şehirde değil ki, çat kapı kontrole gelsin. ‘Kamera takarsın’ dediler. Yok, dedim. Her yere kamera taksam ne fark eder ki. Koray’ın anne özlemini giderir mi? Ancak, kadının oğluma nasıl davrandığını görebilirim. Benim tek derdim güvenlik meselesi değil zaten. Küçücük, henüz sadece annesini tanıyan, sadece ona güvenen, başka hiç bir şey hakkında fikri olmayan 6 aylık bebeğimi hiç alışık olmadığı birine emanet etmek bana çok korkunç geldi. Kendimi onun yerine koymaya çalıştım.

Anne nerede? Yok. Gitmiş. Bu kadın kim? Annem değil. Bana gülümsüyor. Benimle oyun oynamak istiyor. Ama annem gibi değil. İyi ama onun gibi değil.

Ben biraz fazla dramatize ettim sanırım ama aklıma bunlar geliyor. Dünyada bir sürü kadın çocuğunu bırakıp işe gidiyor. Bu annelerin çocuklarının psikolojik problemleri mi oluyor? Yoo. Ben kendime hakim olamıyorum sadece. Ancak öyle hastalıklı annelerden de değilim. Koray’ı aileden herhangi birine veya arkadaşlarıma emanet ederim. Hiç de aklım kalmaz. Kalır da, kalmaz.

Bakıcısı olan arkadaşlarım bir süre sonra duruma alıştıklarından ve bana göre daha rahat hareket edebildikleri için benim yalnız büyütüyor olmam garip geliyor onlara. Başlıyorlar sormaya. Eeee yalnız başına çıkmak istemiyor musun bazen? Ya akşamları? Kocanla veya arkadaşlarında yemeğe, sinemaya gitmek istemiyor musun?

Evet zor. Bir çocuğu yardım almadan büyütmek zor. Ben yine şanlıyım ev işleri için bir yardımcım var. En azından ütü ve temizlik ile uğraşmıyorum. Yemek, çocuk ve evin düzeni benim görevim. Bir de hepsiyle ilgilenmek zorunda olan anneler var. Onlar ne yapsın? Ne desin? Büyük ihtimalle bunları düşünecek, durumlarından şikayet edecek zamanları bile olmuyordur.

Gün içinde kuaför hariç Koray’la gidemeyeceğim bir yer yok ki. Onunla olmak, dışarıda vakit geçirmek hiç sorun değil. Gezmeyi benden çok seviyor zaten. Hiç mi yalnız kalmak istemiyorum? Gün içinde iki saat yalnız kalsam keşke, demedim bugüne kadar.

Akşamları biraz sıkıntı yaşamıyor değiliz. Ani gelişen programlara uymam pek mümkün olmuyor. Allahtan annemler çok sık gelip gidiyorlar. Biz de iki haftada bir dolu dolu hafta sonu programı yapabiliyoruz. Düğün, toplantı gibi günler için annem her an telefon başında sağolsun. ‘Bir otobüs biletine bakar, ben bir geceliğine de gelirim’ diyor. Zaman zaman da Anadolu yakasından transferlerimiz oluyor. Günü kurtarıyorum kısaca.
Benim şikayet etmememin esas sebebini söyleyeyim mi?
Koray erkenden uyuyan bir çocuk. En geç 7.30’da uyumuş oluyor. Böylece tüm akşam benim. Dışarıda vakit geçirmesem de sorun yok. Dinlenebiliyorum. Karı-koca baş başa vakit geçirebiliyoruz. Arkadaşlarımız geliyor. 10-11’lere kadar ayakta olsa bizim yaramaz, ben de kendimi sokağa atmak için her yolu denerdim büyük ihtimalle. Bakıcı biraz bu yüzden de yok. Yoğun geçen bir günüm var ama sakin ve yalnız bir gecem de var.

İkinci çocukta ne yapacağım? Hemen cevap veriyorum. Bir bakıcı arayacağım. En azından ben küçüğü emzirirken, o Koray ile ilgilenir. Oyun oynasa yeter. Ya da ben Koray’ı uyuturken, o yeni bebeğin altını değiştirir. Çok mu toz pembe bir hayal? Allah büyük diyorum hep. Sağlık versin önce. Karşımıza iyi insanlar çıkarsın, diye dua ederim her zaman.

Dün çok yakın bir arkadaşımla konuşuyordum. Büyük bir cesaretle oğlu 1 yaşındayken ikinci bebeği istediğine karar verdi. Aralarında 21 ay olan iki erkek çocuk var evde şimdi. Büyük neredeyse 2.5 yaşında, ufaklık 5 aylık süt kuzusu. 2.5’luğun da farkı var mı sanki? Bence tek fark anne sütü almıyor olması. Yoksa anneden beklentiler aynı. Arkadaşım da aynısını söylüyor. İkisi de uyku, banyo, oyun istiyor. İkiz değiller ki aynı anda aynı şeyleri yapasın. Biri emmek isterken öbürü oyun oynamak istiyor. Gelelim konumuza. Evet bir bakıcısı var. 8. oldu sanırım. ‘Tek çocukta kalsam mümkün değil bakıcı almazdım’ dedi dün. Belki evde olmasa ve evin düzenini kadına bıraksa bu kadar sıkıntı çekmezdi. Anne evde olunca, yardımcı kadınların her hareketi batmaya başlıyor. İyi de yardımcısız da olmaz iki küçük çocukla.

İkizleri olan başka bir arkadaşım zaten nefes alamıyor bakıcının izin günlerinde. 1 yaşını geçtiler ya nispeten daha iyiyim diyor. Birbirleriyle oyun oynuyorlar artık. Evet hareketliler ama oyun arkadaşı her an yanı başında. ‘Bakıcısız şurdan şuraya gidemem’ diyor. O da tek çocuğu olsa bakıcıya bırakamayacağı için bebeğini, ‘işten ayrılırdım’ diyor. ‘Hem çocukla uğraşıp, hem nasıl çalışacak mışım ben acaba?’ dedi sonra da.

Kısaca hem kariyer, hem de çocuk yapan full-time çalışan anneleri buradan tebrik ediyorum.

Bir de çalışan annelere sormalı! Sordum, soruyorum. Bebeklerini küçücükken bırakmış olmanın vicdan azabıyla yaşadıklarından bahsediyorlar ama çalışmak da onlara iyi geliyormuş. Gelmez mi? Anne olmaktan başka bir işe de yarıyorsun. Ağzında emziği olmayan, 80 cm’den uzun insanların da sana ihtiyaçları olduğunu anlıyorsun. Ekonomiye katkı yapıyorsun bir kere. Anneleri ile aynı şehirde olanların çoğu bakıcıya daha rahat bırakıp işe başlıyorlar. Bunu anladım ben. Belki ben de annemle yakın oturuyor olsam, işe başlardım.

Neyse ki evde otururken de bir şeyler yapabileceğimi anlamam çok uzun sürmedi de girişimci-anne kariyerime başladım. İhtiyaçtan doğan Slingo, yine annelik sayesinde ortaya çıktı. Çocukla evden çalışmak bile zormuş yahu. Çünkü Koray artık iyice bilinçlendi ve ne zaman bilgisayarımı açacak olsam, ‘kapann’ diye yanıma geliyor. Tahammülü yok. Oyun da istemiyor. Boş boş otursam da olur onun için. Yeter ki, ben başka bir şeye konsantre olmayayım. Ben de çözüm olarak bunu buldum:

Neyse ki akıl sağlığım hala yerinde. Tek çocuğunu bakıcıya bırakamayan anne olarak, evden çalışmaya çalışıyorum. İkinci çocuk olunca yardımcıya ihtiyacım olacağını bliyorum. Kendimi buna hazırlıyorum. Avuntum, anne evde olacak, bakıcı abla anneye yardım edecek. Anne evden kariyerine devam edecek.

Yani…
Hmmm…
Umuyorum…

0

18 Yorum

  • sifa says:

    evet yine cok guzel bir konu ve cok guzel yorum…benimde birkac cumlem var…zaten diceksin ne zaman olmadi ki:D
    oncelikle onlar istemediler bu dunyaya gelmeyi…oonlari hem dunyaya getirip hemde en ihtiyac duydukalri zamanda yanlarinda olmayacagiz…biz cocuk sahibi olma istegimizi tatmin ederken onlarin daha buyuk olan anne ilgisini ihtiyacini karsilamakta sinirli olacagiz…bu buyuk haksizlik…ayrica annelikte kariyer yapmak herseyden zor…bu cevheri islemek her kisinin harci degil…ben bu dunyaya en buyuk hayrin tertemiz insanlar yetistirmekte olduguna ve benimde sanki cok iyi bir anne olmak icin yaratildigima inaniyorum…

    sen dogur ve sonra seninle hic alakasi olmayan insanlar baksin…kaldi ki anneanne veya babaannesini sirf kucukken baktiklari icin annelerinden cok seven insanlar taniyorum…bir cocuk bence en az 3 yasina kadar annesinin dizinin dibinde olmali…baska turlu dusunemiyorum bile…

    • SlingoMOM says:

      @sifa,
      Koray’dan sonra dedim ki çalışan arkadaşlarıma: ”Annelik hiç bitmeyen mesai. Çalışıyor olsan, alır çantanı çıkar gidersin. Sorumluluk da almıyorum kardeşim, ne haliniz varsa görün dersin en kötü. Oysa 7/24 çalışmak zorundasın anne olunca.”
      Şikayet etsen ne yazar. Senin bakımına muhtaç minicik bir varalık varken evde, kariyer de ne oluyormuş…

  • anne says:

    Merhaba,

    Şu sıralar tam da bahsettiğiniz evrelerden geçiyorum.
    14aylık bir kızım var.. ve 7 aylık hamileyim..Oldukça yoğun iş ve sosyal hayatım oldu. Doğumdan 20gün öncesine kadar çalıştım,doğum yapacağım güne kadar da gezdim,misafir ağırladım .. Bekarken de evliyken de hamileyken de çok çalıştım çok gezdim..

    Kızım doğduğunda yaşanan o mutluluk tüm anneler bilir tarif edilemez..Ama zaman geçtikçe hani o meşhur 40 günlük lohusalık zamanında deli gibi işe dönmek istemiştim. Çünkü iş stresiniz fazla da olsa onu kontrol etmeyi biliyorsunuz ama ilk kez anne olduğunuz da kontrolsüz oluyorsunuz.Sevginiz çok ,tecrübeniz yok.. Hele bir de hayatınız da ki diğer anneler,sürekli bir şeyler söyleyerek kafanızı allak bullak ediyor. Anneniz, kayınvalideniz, komşunuz vs vs ..Herkes kendi tecrübesine göre en iyiyi biliyor ya size yardım ederken sizi daha çok boğuyorlar aslında..
    Arkadaşlarım canlarım benim.. Bir telefon bile yetiyordu nefes almak için..

    İşten ayrılırken 4ay sonra işe dönecektim..Zeynep 6aylık olana kadar yarım zamanlı gidecektim sonra da tam gün başlayacaktım. Haftada bir gelen bir yardımcım vardı bir de bakıcı ayarladım mı tamam dı zaten annem de her gün gelecekti yani her şey kontrol altındaydı..

    Ama bırakamadım.. Kızım 4aylık olduğunda hele bir 6.ayımız dolsun dedim. 6aylık olduğunda şimdi kış (kızım 30.haz doğumlu) domuz gribi filan 9aylık olsun kesin başlıcam dedim.. hem ek gıdalara da başlamış oluyoruz, ilk bahar da dışarı çıkar artık benden daha bağımsız hareket edebilir diye düşündüm.

    şimdi evdeyim çünkü kızım 7,5aylıkken oğluma hamile kaldım.. itiraf edeyim rahatladım içten içe çünkü kızımı bırakmamam için çok geçerli bir nedenim vardı artık.. düşündüğümüzden erken geldi ikinci bebeğimiz ama zaten çocukların arasında çok yaş farkı olmadan kardeşi olsun istiyorduk..bebeklerin ilk yılında ki uykusuzluk,sinir harbine vs alışmışken bir kere de delirmek daha iyiydi.. tam rahata ermiş düzenimi oturtmuşken tekrar sil baştan yapmak bana daha zor geldi..

    sonra bakıcı aramaya başladık, gün geçtikçe ağırlaşıyordum hem bana yardımcı olacak hem de çocukla ilgilenecek biri olmalıydı.. zaman ilerlemeden bulmalıydım çünkü kızımın ona alışması için zamana ihtiyacı olacaktı mutlaka..
    bir çok aday arasından birini bulduk.. ama şunu anladım iki kadın aynı evde olmuyor.. anne evdeyken kadın istediği düzeni kuramıyor ve dediğiniz gibi hep burun buruna olunca da kadın insanın gözüne batıyor..ne yaparsa yapsın anne gibi olmuyor.. ev işlerinde kadından memnunum ama kızım aynı fikirde değil.. ben varken onu asla tercih etmiyor..

    Kızım 14.ayını doldurdu bense 7.ayımı.. sil baştan yapmak durumundayım yeni bir bakıcı arıyorum.. ikimizi de memnun edecek biri olması tek temennim..

    işe dönmek mi?.. :) bundan sonra işim çocuklarım.. iş demek sosyalleşmek demek ama evde ki huzur bu da gerçek mutluluk ..
    Şahsen çocuklarımı bırakıp bir yere gidemem.. Ama lohusalığı biter bitmez işe dönmek zorunda kalan çok arkadaşım da oldu..

    İki çocukla ilk bir sene zor diyor herkes bende öyle düşünüyorum.. ama bir sene sonrası için güzel hayallerim var :)daha rahat ve bir parça daha özgür bir anne olacağımı düşünüp mutlu oluyorum..

    Yani çalışan kadın da olsanız ev hanımı da olsanız anne olunca hep bir vicdan muhasebesiyle dolanıp duruyorsunuz evrende..

    Allah herkesin gönlüne göre versin inşallah..

    Sevgiler,

    Anne
    findiklikurabiyem@blogspot.com

    • SlingoMOM says:

      @anne,
      Benim dertlerimi, benim gibi yaşayan bir anne daha…
      Sonuç aynı ama değil mi? Çocuk çocuk çocuk… Onlardan daha önemli ne olabilir ki? Rahme düştüğü ilk andan itibaren başka bir şey düşünemez oluyor insan.
      Sevgiler,
      Irem

  • Hasene says:

    Bence hic dramatize etmemissiniz . Cook guzel anlatmissiniz .
    Ben mecburen calisan anne oldum :( . 2 aylik oglumu anneme birakip aglayarak dondum isime . Ilk yil, sut izinlerimi toplayip haftada 4 gun calismak olarak kullandim. Sut iznimin bittigi gun company represantative imiz , “Sut iznin bitti dii mi, sevindim” dedi ve bu bir kadin . Demir leydilik annelikten oncelikli oldugu icin boyle soylemisti,kotu niyetinden degil . Ama secme sansim olsaydi kesinlikle ve kesinlikle sizin yaptiginizi yapar , evde cocuguma kendim bakar,kendim buyuturdum. Hayatta en canimi acitan yara, oglumu aneme birakip ise gitmek .Ben anneme bile birakip gitmeye alisamadim . Haftasonunda ya da izinli oldugum bir gunde oglumu anneme birakip biryere gidemiyorum, vicdanim el vermiyor . Farkli tipte anne modelleri var . Herkes ayni degil . Gecen yil, 8 Mart ‘ta, calistigim sirkette women affinity baslikli seminer benzeri bir toplanti vardi . Sadece kadinlarin katildigi . Hemen hepsi anneydi katilanlarin . Konusmaci olarak gelen hanim da Koc Unv ‘den , prof . Hem de anne . Verilmek istenen mesaj ; kadinlarin is hayatinda daha aktif olmalariydi . Daha fazla yer almalari idi . Sizin yukarida yazdiginiz cumlelerin benzerlerini soyledik bir kac kisi , cocuk icin evde olmayi secmenin aslinda , erkeklerin bize dayatmasi olduguna kadar gitti konusmanin sonu . Bir kadin asla bunu secemezmis . Demir leydilik, ama ayni zamanda da feminenlik ,blah blah blah ….
    Kadinlarin yonetimde daha fazla bulunacagi , kadin eli ve duygusu degmis bir dunyanin daha yasanilir olacagini dusunuyor olmakla birlikte hem kadinsal duygulara, hem annelige sahip cikip hem de demir leydi olunacagina inanmiyorum.
    Cok uzun belki de karisik oldu ama inandigim sey yazdiklarinizdir , gordugum seyse , farkli tipte anne modelleri oldugudur .Kimi cocugunu birakir , kimi birakmaz . Kimi isini birakir ,kimi birakmaz . Kimisi icin de cocugu birakmak sarttir . Cocuk nasilsa , bakici ile ,pahali dadilar ile buyur , buyumesinde de bir sakinca yoktur ,ic huzur ise top tir .
    Sevgiler
    Hasene

    • SlingoMOM says:

      Sizin gibi calisan annelerin cocuklari eminim annelerin vicdan azabini hissediyor ve annesini daha cok seviyordur :)
      İs ve politika dunyasinda kadinlari daha fazla yer aliyor olmasi elbette gereklidir ancak kadinlarin erkekten farkli dusunuyor, daha merhametli, daha sosyal olmaları gerekmiyor mu? Yoksa emzirmeye, doğum iznine, erkeklerle aynı şekilde yaklaşan kadın yöneticilere ihtiyaç olduğunu sanmıyorum. Kaldı ki bu tip kadın yöneticiler, daha fazla yaşanmaz kılıyor hayatı.

      • Hasene says:

        @SlingoMOM,
        Tamamiyla katiliyorum size . Erkeklesmemis ve olaylara kadin gozuyle bakabilen kadinlar yonetse dunyayi , dunya daha cekilir olurdu . Cunku kadinin -(ozellikle anneliginden sonraki)- algisina ,seciciligine , duyarliligina ihtiyaci var dunyanin . Kadin gozuyle bakabilen kadinlar yonetseydi dunyayi , ne GDO ‘lar olurdu ne de Kyoto ‘ya direnen ulkeler .

  • Berrak says:

    Her ikisini de yaşamış ve yaşamakta olan bir anne olarak söylüyorum ki:Çalışan anne olmak daha kolay. Ama manevi bir baskı oluyor üstünüzde. Hiçbir şeye yetememe yetişememe, bebeğiniz hastalandığında yanında olamama. O noktada diyecek birşey yok.

    Ben bebeğimi- Tuğra’yı- 6 aylıkken hem bakıcaya hem de dönüşümlü olarak annem ve kayınvalidemin refakatine bırakarak çalışmaya başladım. O dönemde eve geldiğimide bütün işler hallolmuş oluyor, ben bebişimi çok özlemiş oluyor ve doya doya onunla zaman geçiriyordum. Şimdi Tuğra 1 yaşında. Eşim ABD’de master yapıyor, ben de ücretsiz izin aldım. 3 haftadır oğlum annesiyle, yardımcım da yok tabii ki. Şunu söyleyebilirim ki, ruhsal ve manevi olarak çok rahatım ve çok mutluyum. Oğlumun her anını doya doya yaşayabiliyorum. Ama fiziksel olarak durum fecaat. Evin yemeği, Tuğra’nın yemeği, temizlik, ki burada temizlik için de kadın yok,ve full time Tuğra. Ki kendisi 10 buçuk 11 den önce de yatmaz. Ve anladımki çalışırken aslında çok daha kolaymış.
    Hangisini tercih edersin derseniz, en azından kreş yaşına gelene kadar çalışmayan ama bir yardımcısı olan bir anne olmayı. Tuğrayı 3 yaşına kadar ben büyütücem, bu durumda tek eksiğim bir yardımcı. Master yapan bir babayı sömürücez biraz artık napalım:)

  • Pingback: Anonymous
  • SlingoMOM says:

    Yazıda bahsettigim iki çocuklu canım arkadaşımdan mesaj aldım bugün. Yeni bakıcı gelmiş eve meğer ben yukarıdaki satırları yazarken. Bugün de kadın aynen kapı dışarı. Sanırım ortada ahlaksız bir durum varmış.

    Off ya… Tanrı çocuklarımızı korusun.

  • bahar says:

    Merhaba,
    Daha onceleri Koray’in cok erken kalktigindan bahsetmistiniz. Simdilerde de durum ayni mi? Yani uyku saatinin 07:30 olmasi kulaga hos geliyor da sabah kalkisi da 6:00 ise yandi gulum keten helva:))
    Sevgiler..

    • SlingoMOM says:

      @bahar,
      Koray yaz 5.45’te kalkti. Üstelik odamız karanlıktı ama sıcaktı. Klimamız yoktu. Ne zamanki evimize geri döndük gece uyanmamaya sabahları da 6.30-7.00 arası uyanmaya başladı. Zil takıp oynayacağım sevinçten :)
      Daha geç kalkmasını da istemiyorum zaten erken yatıyor. Uykusunu da alıyor. Geç yatırsam da erken kalkacağı için erken yatırmak en iyisi. Zaten bu düzeni tercih ederim. Gec 9-10’lara kadar ayakta olsa bende ne hal kalır ne de sinir… Akşamlarım bana ait…
      Sevgiler,
      irem

  • Gülnur says:

    22.haftama doğru ilerliyorum.

    Şimdiden bebeğime kim bakıcak,nasıl yapıcaz soruları beynen beni yormaya başladı.Bebeğin annesine ihtiyacının aylarla ve yıllarla ölçülebileceğini de düşünmüyorum.O manevi ihtiyaç ölene kadar devam edicek bence.

    Annem ilk aylarda yanımda olucak,sonrası hala karanlık bir kuyu… İşimden ayrılmamak bencillik gibi görünsede, ben onun geleceği için daha çok yorulmayı göze alıyor; ve mutlu bir çocuk olabilmesi için verimli zamanlar geçirmeyi diliyorum…

  • Melahat Tunalı Karakaş says:

    yazınız çok güzel, içimi burktu resmen. maalesef ekonomik şartlardan dolayı çalışmak zorunda olan bir anneyim ve oğlum 10 aylıktan beri bakıcı ellerinde. tek yapabildiğim bakıcının oğluma şefkatli davranması için dua etmek :(((

  • necla says:

    bence herşey para maddi durum ve olanaklarım iyi olsa asla bırakma oğlumu süt kuzusu daha 6 aylık bitanem kayınvalidem bakıyor o bile baksa aklım hep oğlumda kaliteli zaman diyorsunuz buda çok zor çocuğun zaten 8 -10saat yanında değilsin senin çoçuğun ama dilinden anlamıyorsun o senin canın ama yanında değilsin çalışan kadın olmak zorken sen tutuyor bide çalışan anne oluyorsun allah güç versin sabır versin bitanecik oğlum beni affetsin bebeğimi bırakıp gitmenin hiç bir telafisi yok yanında değilsinki gün boyu belki ilk sözcüğü anne olacak ama ben duyamayacağım ilk adımına bile şahit olamayacağım bebeğim beni affet annen seni çok seviyorrrrr

  • burcu gürer says:

    çalışan anneyim çalışmak zorundayım zorundayız çünkü maddi olarak buna ihtiyacımız var.
    ne güzeldir ki ihtiyaç olmayıp tüm gün kuzuyla vakit geçirmek,haftasonları doyamıyorum ve gık demiyorum
    inanın hiçbir anne minnak kuzuyu bırakıp işe gitmek istemez ama şartlar gerektiriyorsa içinde binbir soru için binbir parça gidersin gözlerin dolu dolu…dilinde dua.Allahım kuzum sana emanet,onu koru diye yol boyunca.
    eve gidince ne yapsamda onu mutlu etsem derken o çoktan minik ellerini ya bacağıma ya boynuma doluyor zaten o an bende doğuyorum.o benim gelmemle mutlu oluyor.
    özeniyorum evde kuzu bakan annelere ama bir yandan da çalışma hayatı beni yeniliyor.kızım için de çalışıyorum diyorum çünkü hayat çok zor çok pahalı…
    son olarak çok şanslısınız ki evden çalışma lüksünüz var
    sevgiler

Leave a Reply