Kanguru aileyiz biz

Normal mi diye düşünmeye başladım. Koray devamlı tepemde. Yolda, sokakta, evde… Hatta Slingo Hug’ını saklamaya başladım. Çünkü gördüğü anda getiriyor, zorla taktırıp bir de kollarını uzatıyor. Beyefendiyi Hug’a koyup gezmeye gideceğiz. Dışarıdan bizi takip eden ‘çocuk yürüyemiyor heralde’ diye aklından geçirir. Tam tersine düz duvara tırmanıyor. Azgınlık anları dışında da benim üstümde yaşıyor. Erkek çocuk diye mi acaba??? Geçenlerde çoluk çocuk 1-2 arkadaş buluştuk. Sadece Koray benim tepemdeydi. Diğerleri de annelerinin dibinde tabi ki de bizimki bir tuhaf. ‘Annesini yiyecek yakında’ diyor görenler. Ya da diyorum, Koray annesiyle büyüyen bir bebek, ister istemez bu gibi sonuçlara yol açıyor. İyi mi kötü mü karar veremedim. Çok bağımlı olup, annesiz yaşayamayan sonra da eş bulmakta zorlanan adamlardan olmaz umarım. Adam daha 1.5 yaşında bile değil biliyorum ama bu kadar kucak kucağa bir yaşam onun hayattaki duruşunu ne şekilde etkiler diye düşünüyorum. Benim canıma minnet. Onun, kucağıma oturup sarılışı, öpmeye çalışırken ısırık alması… Mutlu olduğunu hissedebiliyorum. Güvende olduğunu biliyor. Bu yüzden hep huzurlu, hep neşeli… Son günlerde herkesin sabah yayınlanan Doktorlar programı sayesinde daha yakından tanıdığı pediatrist nörolog Sabiha Keskin’i takip ediyorum uzun zamandır. Kitaplarını da okudum. Klasik batı modeli çocuk yetiştirmeyi önerenlerin tam aksi yönde bir yaklaşımı var. Sabiha hanıma göre 0-3 yaş arası anneye muhtaçlık dönemiymiş yani annesinin kuzusu, kanguru ailesi modeli. Bu da bizim tanıma uyuyor. ilk 3 yıl bebeğin üç isteği olurmuş: Beni doyur, beni uyut, beni temizle. İşin ilgimi çeken noktası ise bundan sonraki cümle: Beni istediğim gibi doyur, istediğim gibi uyut ve istediğim gibi temizle… Yani bebek kucakta uykuya daha kolay geçiyorsa, kucakta uyutulmalıymış. Zaten anne ile bebeğin beraber uyumasını öneriyor. Yemek ve temizlik konuları da aynı yaklaşımda devam ediyor. Bebek hangi yöntemle rahat ediyorsa o uygulanmalıymış. Şımarmak diye bir kavram olmadığını da savunuyor. Bebeğin ihtiyaçları onun karakterine göre karşılandığı zaman kendini güvende hissedermiş. Sevildiğini bilmek, yüzünüze baktığında hep gülümseme görmek istermiş. Buralara dikkat! Sanırım ben az çok bu tip bir anneyim… Yorgunluk evet ama akşamları yatağa yattığımda düşündüğüm tek şey Koray’a ertesi gün taze taze ne pişireceğim oluyor… bir de, sabah kaçta kalkacak acaba???

0

1 Yorum

  • güzin says:

    selam,
    yazdıklarında bir anormallik yok merak etme, bizimki 20 aylık olacak nerdeyse ama hala dipdibeyiz her an ve çok mutluyuz… Arkadaş toplantılarında da bakıyorum benim oğlum hep beni aranıyor ortalıkta olmasam, anneee anneee nereye gitti yine der gibi; bunda tuhaf birşey yok çünkü annesi onun güven kaynağı.Bağımsızlığını kısıtlamak anlamında değil istediğini yine yapıyor ama anneyi yakınlarda gözünün önünde görmesi ona başka bir haz veriyor herhalde. Nasılsa son 1-2 sene kaldı herhalde kucak olayında da, ne kadar ağırlaşsa da kucağımda iken boynuma sımsıkı sarılması kadar mutluluk verici birşey olamaz. Gece yorgunluk mu dedin, onu emzirip uyutayım derken ben gidiyorum zaten ondan önce :)))

Leave a Reply