Sofradan kalkan oğluna ¨Afiyet olsun, tatlı ister misin?¨ diye soran anne, dönüp kızına ‘sofrayı kaldırıver’ diye seslenirse; canı yandığı için ağlayan oğluna ¨erkek adam ağlamaz öyle kız gibi¨ derse bir baba, biz hangi toplumsal değişimden bahsedebiliriz ki. En modern, en eğitimli ailede bile kadın ve erkeğe bakış buysa ne yapacağız? Etrafımda gördüğüm bu. En yakınlarımda bile.

Ama ben sanırım şanslılardanım. O yüzden aradaki farkı, neyin yanlış olduğunu daha iyi anlayabiliyorum. Ne annem ne de babam erkek kardeşimle bize ayrı muamele yapmadı. Sofrayı beraber kurduk, beraber kaldırdık; herkes yatağını toplamakla yükümlüydü ki ben çoğu zaman yapmazdım ortaokuldayken ama Kerem asla dağınık bırakmazdı. Ağladığımızda, sızlandığımızda başımızı okşadılar, yaralarımızı sardılar. Annem çamaşır makinesi nasıl çalıştırılır dersleri verirken babam da musluk tamiri nasıl yapılır diye gösterirdi bize. Ayırt etmeden. O kadın işi, bu erkek işi demeden çünkü her birey kendi ayakları üzerinde durabilmeliydi, herkes her işi yapabilmeliydi en azından evle ilgili.

Beni asıl etkileyen ise başka bir şeydi aslında; 35 yaşındayım bizimkilerin bir kez olsun birbirlerine bırakın küfürü tek kötü söz söylediğini duymadım. Duymadım. Tartışırlardı elbette ama asla ses yükselmezdi. Sadece gerginliği hissederdik odalarımıza çekilirdik çoğu zaman. Sonra düzelirdi işte. Panik olmadık, araları bozuk acaba ayrılırlar mı diye hiç aklımıza gelmedi çünkü güvendeydik. Sevgi ve saygının her şeyden önemli olduğu bir yuvadaydık.  Böyle yetiştirildim ben.

Ve bu yüzden anlayamıyorum kötülüğü. Günlerdir yazılanları okuyorum, kendime gelemiyorum ve ben bir kez daha bu şiddeti anlayamıyorum. Fiziksel tacize uğramamış olmam  bir mucize sanırım ama başıma gelmeyeceğinin de garantisi yok. Korkuyorum. Hep. Tek başıma tanımadığım bir erkekle asla asansöre binmem örneğin. Taksiye binince hala bile plakayı Sarp’a gönderirim ve gece asla tek başıma taksiye adımımı atmam hatta araba bile kullanmamaya çalışıyorum. Üniversite yıllarımda eve dönerken dolmuşta, otobüste tek başıma kalacağımı anlayınca herkesle beraber indim hep. Korkum hiçbir zaman azalmadı, aksine arttı. O anlayamadığım kötülükler daha çok artık. Her yerde. Daha şiddetli üstelik.

Bu işi eğitim çözecek! diyor herkes. İyi de özellikle kadına yönelik şiddetin sadece eğitimsiz, yoksul kesimlerde olduğuna dair inanç nereden geliyor? Sokaktaki şiddet ayrı, aile içinde yaşanılan ayrı. Daha da kötüsü, tahmin etmediğimiz kadar da yaygınmış. Dünya üzerinde her ırk ve ülkeden dört aileden birinde aile içi şiddet görülüyormuş. Eğitimli-eğitimsiz, zengin-fakir fark etmiyor. Türkiye’de ise kim kaç vaka istatistiklere yansımıyor? Kaç kadın utancından susuyor? Kaç kadın kendinden, vücudundan tiksiniyor?

Unutmayalım, unutturmayalım diye dijital bir anıt hazırlanmış: anitsayac.com Utanç duvarı resmen. Korunamayan, cinayete kurban giden kadınların isimleri var.

Sitedeki açıklamaya göre;

Anıt Sayaç, Türkiye’de kadına yönelik şiddetten ölen kadınların anısını yaşatmak için internet üzerinden kurulmuş bir anıt ve her gün güncellenen bir sayaçtır.

Kadına yönelik şiddet olaylarında 2012 yılının Ocak ve Eylül ayları arasında 125 kadının hayatını kaybettiği açıklandı. Anıt Sayaç kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği böyle bir ortamda farkındalık yaratmak ve bilinmeyen verileri açığa kavuşturmak için düşünüldü. Ölen kadınlarımızın isimleriyle anılacağı bu web sitesi, kadına karşı şiddet konusunda toplumun duyarlılığını geliştirme projesi olmanının ötesinde ölen kadınlara adanmış bir anıttır.

Artış tehdidi tabiatında gizli bu sayaç, şiddetin sürekliliğinin de habercisidir. Kaygı veren bir artış, ağırlaşan bir birikim yanında, aciliyete davet eden bir geri sayım da var ‘Anıt Sayaç’ta. Sayaç attıkça umut eksilmekte; tane tane tükenmektedir.

İnsan bakmaya korkuyor. Duvar gibi karşımızda. Dilerim bu sayaca yeni bir isim daha eklenmez. Eklenmesin.

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

1 Comment

  1. Ben anlamiyorum; neden kadin – erkek ayirimi yapiyorlar? Amac nedir? Insan “insan” degil mi? Neden bu kadar ayirim? Egitim evde baslar, okulda veya disarda degil. Evde baslar. Inanamiyorum bu vahsete.

    Iki uc sene öncesi Malatyaya gittim, gördum, yasadim. Herkeste kadin erkek ayirimi dusuncesi var. Inanamadim. Cok yakin bir arkadasima “nasil dayaniyorsun böyle bir mantigi olan yerde kalmaya” diye sordum. Anlatti, onunda hikayeleri var. Ama mecbur, esi orda doktorluk yapiyor.

    Ben dayanamiyorum haksizliga, ayirimciliga. Sanki bizde sadece kadin-arkek ayirim mi var? “Onlara guven olmaz, onlar ordan geliyor”, yok “onlarin dini söyledirde böyledirde”. Ya gercekten yeter. Biz madem o kadar super bir kahraman insanogluyuz, o halde neden bizde bu kadar önyargi var?

    Katiliyorum, herkeste önyargi var, avrupali olsun, amerikali olsun, ister nereli olursa olsun. Ama biraz toz kondursak artik, diyorum. Biraz kurcalansak diyorum?

    Bir yandan 20 yasindaki kizi katlediyorlar, bir yandan 19 yasindaki cocuk “yan bakmis” diye bicaklaniyor. Ya bunlarin cani var can! Gun geliyor, birazcikta olsun insan oldugumdan utaniyorum.

Leave a Response