Bu hafta yazacak pek bir şeyim yoktu aslında. Her şey yolunda. Hamilelik normal seyrinde. İçerideki minik kız her geçen gün daha hızlı tekmeler savuruyor, daha çok hareket ediyor. Ben artık nerede nasıl bir şekilde olduğunu az çok tahmin edebiliyorum. Koray kafa aşağıda, ayaklar yukarıda takılırdı. Büyüdükçe kaburgalarıma daha çok baskı olurdu, bazen nefes almakta zorlanırdım. Dışarıdan bakınca da sivri, küçük bir karnım vardı. Bu sefer öyle değil. Bu yaramaz kız yanlamasına yatıyor. Benim rahmin içinde sağdan sola yaymış vaziyette. Hal böyle olunca ben sağıma veyasoluma yatınca da sıkışıyor mudur nedir yiyorum tekmeyi. ¨Pozisyonunu düzelt, sıkıştım burada¨ diyor sanki. Beni alıyor bir gülme. Dün gece sağ tarafta bir gerginlik, ittirdi ittirdi, canım acıdı resmen. Sarp’a gösterdim, elledi, o bile şaşkınlıkla ¨Ne yapıyor ki bu içeride?¨ dedi. Gülmeye başladık :) Benim alkali diyetim de iyi gidiyor. Hafta sonu azıcık bozulsa da akşam 7’den sonra yemek yemeyerek durumu kurtardığımı düşünüyorum. Karnım kazınırsa üzerlerine bol limon sıktığım badem salatalıklarımla idare ediyorum. Çikolata, nutella, tatlı o kadar azaldı ki hayatımda kendimi daha da iyi hissediyorum. Zoru başarıyorum sanırım. Bol sebze ve salata, meyve, kuruyemiş, ızgara et ve tabi ki balık. Keşke hayatım boyunca bu şekilde beslenmeyi becerebilsem.

Gelelim bu haftaki gelişimine; kendisi yaklaşık 700 gr ve 20-22 cm civarında. Artık rahim içinde yeri gittikçe azalıyor ama o hala bir minyatür. Hızla büyüyor, organları rahim dışında yaşayabilmesini sağlamak için gelişiyor. Bu haftadan itibaren stetoskop ile hatta bir başkası karnıma kulağını dayadığından kalp atışlarını duyabilecekmişiz. Bu bilgiyi şimdi okudum ve çok merak ediyorum, ilk fırsatta deneyeceğim.

Dedim ya yazacak pek bir şey yoktu. Yoktu da oldu. Bu sabah Koray’ın okulundan bir haber geldi. Sınıf arkadaşlarından birine hafta sonu Kızıl teşhisi konmuş. Haydaaa! Aldı mı beni bir endişe. Kızıl hastalığı neydi, aşısı avr mıydı, geçirdim mi, Koray’a geçmiş midir, en önemlisi benim için bir problem teşkil eder mi? Endişe denizinde bin tane soru ile yüzerken sırayla başladım telefonlara. Bir yandan da bilgisayar karşısındayım Kızıl hastalığının ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorum. O kadar bilmiyorum çünkü ne olduğunu. Hafiften bir panik durumu var bende ve itiraf ediyorum Koray’dan dolayı değil hamile olduğum için. Sonuçta Koray hastalansa tedavisi var, ilacı alır geçer ama hamile birine bulaşırsa bir tehlike var mı hiçbir fikrim yok ve endişeliyim. Neyse ki Koray’ın doktoru daha ilk cümlede beni rahatlattı.

Kızıl’a sebep bir tür streptekok mikrobuymuş. Boğaz hastalığı yani. Boğazda başlayıp vücuda yayılan döküntüler ortaya çıkarmış, elbette yüksek ateş ile birlikte. Aslında önce karın ağrısı ve ateş daha sonra döküntüler görülürmüş. Tedavisi ise antibiyotik. Anjin ile başlayıp kızıla çeviren çok olurmuş hele ki bağışıklık sistemi düşükse. Beta mikrobu dediğimiz şey aslında. Bana bulaşma gibi bir riski yok. Bulaşsa da tehlikesi yokmuş. Kuluçka dönemi 2-4 günmüş. Bakalım Koray’da çıkacak mı bekleyip göreceğiz. Umarım çıkmaz da çocuk hırpalanmaz. Sonuçta her ateş her hastalık yoruyor onu. Gerçi bunları küçük yaşta geçiriyor olması bağışıklık sistemini de bir o kadar güçlendiriyor.

Ben hastalık var mı yok mu diye merak edeceğime, Koray’ı tahlile götürmeye karar verdim. Boğaz kültürü ile ortaya çıkacak kapmış mı kapmamış mı? Bu hafta da böyle başladı, bakalım nasıl bitecek.

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

2 Comments

  1. İrem merhaba,

    İnternette kızıl üzerine araştırırken rastladım yazına. Umarım Koray’a bulaşmamıştır. Ben bu hastalığı çocukken (Çok ateş yapmış, feleğim şaşmıştı) tam 2 kez geçirdim. Sıkı tedavi olmama rağmen 2. si daha ağırdı. Tavsiyem doktorunuza danışmanız ve gerekli tahlilleri yaptırmanız.

    Umarım bulaşmamıştır. Sen de kendine çok dikkat et.

    Sevgiler

Leave a Response