Geçen hafta verdiğim hamilelik haberime gelen mesaj, mail ve yorumlar için bir kez daha teşekkür ederim.

Başlıyorum hamilelik günlüğüme :)

Gebelik Testi

Tıpkı Koray’da olduğu gibi adetimin bir günlük gecikmesiyle ‘Hah! tamam’ dedim. Telefona sarıldım ve Sarp’a ¨Gelirken eczaneye uğrar mısın?¨ diye sordum. Akşam elimde gebelik testleri yatağımın kenarında oturuyorum. Karar veremedim, beklesem mi bir iki gün daha yoksa testi yapsam mı? Bekleyeyim, dedim. Nasıl yaptım bilmiyorum ama bekledim. Tam 4 gün. Ama aklımda sadece başucumdaki çekmecede duran gebelik testleri vardı. En sonunda beşinci günün sabahı artık gerçekten de adet görmeyeceğimden emin olarak testi yaptım. İlk çizgi tamam, test doğru çalışıyor. Bekliyorum bekliyorum bekliyorum hatta testi ters çeviriyorum, daha heyecanlı olsun diye. 3-4 dakika bekledikten sonra belli belirsiz ikinci çizgiyi görüyorum. Hamile miyim, değil miyim karar vermek zor. Büyüteçle bakınca görülüyor neredeyse çizgi. Hemen ikinci testi de yaptım. Aynı şey. Hamileymişim de değilmişim gibi. Aldı mı beni bir telaş. O günü öyle aklımda bin türlü soru ile geçirdim. Ertesi sabah soluğu Beta HCG testi yaptırmak için eve yakın bir tıp merkezinde aldım. “Öğleden sonra sonucunuz çıkar” dedi hemşire. O öğleden sonra geçmek bilmedi desem… Sonra da kendime kızdım niye bu telaş? Zaten bir çocuğum var. Bu ay olmazsa sonraki ay ya da ondan sonraki ay… acayip bir duygu işte. Bekliyorsun ya hemen olsun istiyorsun.

Sonuç: pozitif ama öyle düşük ki kandaki bu hormonun seviyesi, insan şüphede kalıyor. Sonra başlıyorsun internette araştırmaya. Sanki bilmiyorsun internetin ne fena bir şey olduğunu bu tip konularda, kafan allak bullak oluyor. Moralin bozluyor. O anda aklıma geldi Koray’a hamileliğimde aldığım notları çıkardım. Aynı şeyleri yaşamışım. Silik gebelik testi, haftasına göre düşük görünen beta hcg, aynı endişeler, aynı hepsi aynı. Derin bir nefes aldım ve sakin olmam gerektiğini kendi kendime defalarca tekrar ettim. Henüz doktora gitmek için de erken. Zaten istesem de iki haftadan önce gidemezdim çünkü ertesi günü seyahate çıkıyorduk. Yapılacak tek şey oluruna bırakmaktı.

Hamilelik için tehlike

Bitmedi hikaye. Uçağa binmemize saatler kala Koray’ın vücudunda döküntüler gördük. Üst bedeni silme açık kırmızı lekelerle kaplıydı. Onun o halini görünce aklıma sadece karnımdaki bebeğe bir zararı olur mu, sorusu geldi. Biliyorsunuz hamilelikte özellikle ilk 3 ay annenin virüslerden, enfeksiyonlardan uzak durması gerekir. En yakın hastaneye koştuk. Önce bir çocuk doktoruna sonra da cildiyeciye gösterdik Koray’ı. Karar veremediler. Biri alerjik dedi, diğeri virütik bir şey. Ancak ikisi de bana bir zararı olmayacağını söylediler. Rahatladım mı? Hayır. Bu sefer de Koray’ı kendi doktoruna götürdük. Baktı, inceledi virütik bir şey geçiriyor ancak hamilelik için sıkıntı yaratabilecek rubella gibi hastalıklara karşı Koray aşılı olduğu için çok fazla korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Tüm bu kaosu da yanımıza alarak uçağa bindik. Önümdeki iki haftayı bu durumu çok fazla düşünmeden geçirmem gerektiğini biliyordum. Zaten 10 saatlik yolculuk sonunda Koray’ın vücüdundaki döküntüler de kaybolmuştu. Alerjik olma ihtimali daha fazlaydı.

Heyecan ve korkuyla karışık ilk doktor kontrolü – 7.Hafta

Seyahat boyunca çok düşünmemeye çalıştım. Doktora giderken tansiyonum zaten fırlamak için yer arıyordu o yüzden muayene öncesi ölçtürmedim. Doktorum, bebeği ve kalp atışını gördü, gösterdi hatta dinletti. Bütün oda bir anda canla doldu. Beklenenden bir hafta geri bir tarih çıktı ultrasonda. ¨Biz buna geç döllenme diyoruz¨ dedi. Yani bhcg seviyesinin düşüklüğü, gebelik testindeki silik ikinci çizginin sebebi bulundu. Tıpkı Koray’da olduğu gibi. Sıra geldi Koray’ın geçirdiği döküntülere. ¨Hayır merak etme bir sorun yok¨ dedi. O dedi ve ben rahatladım. Bir sonraki kontrol 10.haftada olacaktı. Defterime aldığım ilk not: Folik Asit’e başla! oldu.

Peki ben bu aradaki 3 haftada ne yaptım? Hiç. Unuttum neredeyse hamile olduğumu çünkü bulantım, kusmam yok. İlk birkaç gün biraz midem bulanır gibi oldu ama o da geçti sonra. Hamile olduğumu bana hatırlatacak pek bir şey yoktu. Biraz iştahım açıktı sadece. Gece yarısı aklıma olmadık şeyler geliyordu. Beyaz peynire takmıştım bir ara. Arada uyku bastırıyordu bir de. Gerçi o uyku hali gün geçtikçe daha da yoğunlaşıyordu ya :)

Kilo durumu

Beni geren bir diğer konu. Zaten bu hamilelikte kilo meselesini daha sonra uzun uzun yazacağım ama başlangıç durumunu şöyle özetleyebilirim. 14.haftada aldığım toplam kilo 1.5. Koray’a hamileliğimle aynı gidiyor. Açtım baktım eski notlarıma, aynı haftalarda aynı kiloyu almışım. Ancak şöyle de bir durum var Koray’a hamile kaldığımdan 3.5 kg daha ağır bir vaziyette başladım bu sefer. 3.5 kg nedir ki? Valla benim için boyu ortalamada olan ve kilo almaya meğilli birisi için çok şeydir. Geçen kışımı diyete ve spora adamıştım oysa. Verdiğim kiloların bir kısmını yazın geri alınca durum bu. Tam da istediğim kiloyu yakalamışken hamile kalsaydım iyi olurdu tabi ama işin bu kısmına kader/kısmet sokuyorum ve ¨sağlık her şeydir¨ diyorum.

Diyorum da önüme geleni yemiyorum. Alkali beslenmeye şekli diye bir sistem keşfettim, ona devam. Merak edenler en yakın kitapçıdan Alkali Diyet kitabını alıp okuyabilirler. İnternette de bir sürü bilgi var ama insanın eline alıp okuması daha iyi oluyor ekrandan bakmaktansa. Akşam yemeklerini olabildiğince erkene çektim sonrasında bir şey yemiyorum. Çoğunlukla. İtiraf ediyorum arada nutella krizi geliyor. Eve alınmazsa onun da önüne geçeceğim biliyorum. Hamilelikte çok kilo alınca ne oluyor? Sağlıklı beslenince zaten çok kilo almıyorsunuz. Üstelik doktorların, uzmanların söylediklerine göre de az kilo almak hem hamileliğin daha sağlıklı geçmesini hem de doğum kolay olmasını sağlıyor. Alınan tüm kilolar doğumdan sonra yaklaşık bir sene içinde veriliyor ama ben aynadaki görüntümden de memnun olmak istediğim için dikkat etme taraftarıyım.

Doktor kontrolü – 10.Hafta

Bu benim için en önemli kontrol haftası. Koray’dan önceki düşük haberini aldığım hafta. Dünyanın başıma yıkıldığı hafta. Midem ağzıma geliyor sanki. Biri karnıma yumruk atmış gibi oluyorum. Koray’a hamileliğimde de böyle oldu, bu ikinci seferde de aynı şeyleri yaşıyorum. Endişe, korku, merak… muayene odasına girdiğimde yüzüm bembeyaz olmuş ki doktorum ¨sen hemen yat bakalım da şu halinden kurtul¨ dedi. Ayak ucumda Sarp bekliyoruz. Kocam benden çok daha iyi. Hem de öyle pozitif ki ilk günden beri ¨her şey iyi olacak merak etme¨ diyor. Ebeveyn olarak tam tersi karakter sergilerken bebek bekleyen bir çift olarak rolleri değiştirdik. Pimpirik baba gitti, endişeli hamile karısını sakinleştiren bir koca geldi. Böylesi elbette daha iyi. Ya ikimiz de endişeli tiplerden olsaydık?!? Sonuç olarak bebeğimiz ekranda duruyordu. Kalp atışını da duyduk. Gözlerim doldu ama ağlamadım. Derin bir nefes aldım.

Sonraki iki üç hafta boyunca ben sadece uyudum. İştahım arada gelen nutella, turşu ve peynir krizleri dışında iyi ama kolumu kadıracak halim yok. Herhangi bir aktiviteye katılacak gücü zor buluyorum. Zorunlu haller dışında bırakın evden çıkmayı yataktan zor çıkıyorum. Ama iyiyim, mutluyum. Elim hep karnımda. Merak ediyorum nasıl diye?

Doktor kontrolü – 13.Hafta – İkili Test

Benim için bir sonraki büyük gün. Ultrasonda ense kalınlığına bakılacak ve sonra da gidip kan vereceğim Kanda iki değer bakılacak sonra da ultrason sonuçlarıyla beraber kümülatif bir risk sonucu verilecek bana. Amniyosentez dışındaki testlerin hiçbiri bebeğin genetik bir problemi olup olmadığını söylemiyor sadece riskinizi belirliyor ve gerekiyorsa bir ileri tetkik için yol gösteriyor. Yaş en önemli kriter. Annenin yaşı 35 ve sonrasına denk geliyorsa risk faktörü de o kadar yüksek çıkıyor. İlginç gerçekten de. İkili testi yaptırdıktan sonra sonuçları alacağım o 4-5 gün zor geçti. Sonuç: negatif. Doktorumla da konuştum. ¨Endişe etmene gerek yok¨ dedi. Artık tamamdı benim için. O stresli günler bitmişti. Umarım başka bir stres de yaşamam. Bu basit test bile beni bu kadar yormuşken daha ileri tetkiklerle boğuşanlara sabır ve şans diliyorum.

Cinsiyet

13.Hafta kontrolüne giderken öyle hevesliydim ki cinsiyetini öğreneceğiz diye çünkü Koray’ı tam da bu haftada öğrenmiştik. Bu sefer bu ufaklık göstermedi. Gerekli pozisyonu almadı. Kaldı mı bir sonraki kontrole:)

 

Hamilelik haberini paylaşmak

Önce kime söylesem, ne zaman söylesem bilemedim. Emin olduğum tek şey düşük tehlikesinin en yoğun olarak yaşandığı 12-13.haftayı geçirmeden cümle aleme haber vermeyecektim. Ama saklamak da kolay değil. Hem zaten saklamak da istemiyorsunuz. Koca koca harflerle yazmak istiyorsunuz. Ben normalde rahat bir insanım, anne olarak da rahatımdır. Çocuk düşe kalka büyür bana göre. Hiç pimpirik değilimdir ama hamile olarak öyle değilim. Ben bayağı endişeli hamilelerdenim. Özellikle de ilk 3 ay. Bazı arkadaşlarım var gebelik testi pozitif çıkar çıkmaz paylaşıyorlar. Hep imreniyorum onlara. Stres yapmadan, her şeyin olumlu tarafına bakarak devam ediyorlar hayatlarına. Benim tam tersim. Sonuçta iki kriterim vardı. 10.hafta kontrolüm ve ikili test sonucunu öğreneceğim 13-14.haftalar. Zaman çabuk geçiyor. Endişeler gittikçe azalıyor ve artık paylaşmamak için hiçbir engel kalmıyor önümde. Paylaşmak şart mı? Hayır. Hiç de değil. Hamile olduğunu çok yakın çevresi haricinde hiç söylemeyen arkadaşlarım var. İstemiyorlar bilinsin. O da doğru. O da onun doğrusu. İstemiyorsanız söylemezsiniz hamile olduğunuzu en yakınlarınıza bile. Bu tamamen sizin kararınız.

 

Bu arada 15 hafta bitti bile. Şu anda 16.haftanın içindeyim, içindeyiz ve ben hala uyuyorum. Artık geçmesi gerekmez mi bu uyku halinin?!?