soğuk, kasım, new york, yeni doğan

“Minik adamın gelişine daha 10 gün var. Yarın gideriz 5.Cadde”ye demiştim. Demiştim ama meğer bizimki gelmeye hazırlanıyormuş içeride. Biz de 5.Cadde yerine gün doğmadan Lenox Hill hastanesinde almıştık soluğu. Gerçi akşam üstü 16:32’de tanışabildik kendisiyle. Dikişsiz, ağrısız bir normal doğum geçirdiğim için inanılmaz bir enerji ile karşılamıştım bizim Koriş’i. Annem ağzı açık beni seyrediyordu. Zaten 2-3 gün kalmam gereken hastaneden hemen ertesi günü (zorla) çıktım.

Tamam bizim minik adam kollarımda ama acaba bizim her şeyimiz tam mıydı acaba? Kısaca bir göz gezdirdim hazırladığım çantaya. Kıyafetler, bez, krem… Pusetini aldık ama evde bıraktık. Babası, “nasıl taşıyacağız biz Koriş’i” diye sorup dururken çantadan Sling’i çıkarıverdim. Annem de, sevgili kocam da bakakaldı. Bebek nasıl duracak içinde, nefes alabilir mi? Rahat eder mi? Hastane bununla dışarı çıkmamıza izin verir mi? Son soru benim de aklımdaydı çünkü bize verilen bilgilere göre ana kucağı-araba koltuğu olmadan kucakta hastaneden yeni doğan bir bebeği çıkaramıyordunuz. Onu da birazdan öğreneceğiz zaten.

Hikayenin bilgilendirme kısmına gelelim öyleyse…

Sling, binlerce yıldır ilkel toplumlarda, uzak doğuda, güney amerikada bebekleri taşımakta kullanılan ürünlere genel olarak verilen isim. Bebek gün boyu annesiyle birlikte ten temasıyla yaşıyor. Annesinin sesi, kokusu ve sıcaklığında bir hayat. Bir bebek için bundan daha huzur ve güven veren bir yer olabilir mi sizce? Bana göre YOK. Peki ben nasıl tanıştım bununla? Daha hamile kalma fikri yokken Los Angeles’ta bir gün bir kadının kucağında çanta gibi bir şey gördüm. Sonra minicik bir el farkettim. Annesi, bebeğini koymuş çanta şeklinde bir taşıyıcıya, alışverişe çıkmış. Harika bir şey bu diye düşünüp aklımın bir köşesine not ettim. Ben de bir gün çocuk sahibi olacaktım nasıl olsa. NY’a gelmeden önce amazon.com siparişlerimi hazırlıyordum. Birden aklıma o bebek taşıyıcısı geldi. Markasını bilmiyordum. Hatta tam olarak internette nasıl arattıracağımı da bilmiyordum. Ben de google’a ingilizce ‘kumaş bebek taşıyıcı’ yazdım ve karşıma Baby Sling kelimesi çıktı. Kısa bir araştırmadan ve konuyla ilgili yazılmış 4-5 makaleden sonra ben de bir sling-baby annesi olmaya karar verdim ve Koriş için sipariş ettim.

Hastane odasında çıkmaya hazırlanırken annem bir yandan da pencereden dısarıya endişeli gözlerle bakıyordu. Hava buz gibiydi ve New York’un meşhur rüzgarı başlamıştı. Annem durup durup “Biz bu çocuğu hasta etmeden o sling’in içinde nasıl eve götüreceğiz diyordu”. Yeni baba hevesle “Ben taşıyım o zaman, hem de sağlam mı değil mi anlarım” dedi. Koriş’i kısa kollu body-pamuklu tulum şeklinde giydirip yumuşacık polar başka bir tulum içine koyduk. Başına şapka. Penye bir battaniyeye sardık ve sling’e yerleştirdik. Bizimle ilgilenen bebek hemşiresi de yerleştirmeye yardım etti üstelik. En çok da buna şaşırdık zaten. “Harika bir fikir bununla hastaneden çıkmak” dedi ve bizi uğurladı. Biz hastanenin önündeki taksiye binene kadar bir hastane yetkilisinin ortaya çıkıp ‘bebeği bununla çıkaramazsınız’ demesini bekliyorduk.

Ev çok yakındı ancak eve girdiğimizde yine de ellerimiz ve burnumuz buz kesmişti. Peki ya Koray. Ateş gibiydi resmen. Sıcacık bir yuva içinde uykusu iyice derinleşmiş uyuyordu. O anda ne kadar doğru bir şey yaptığımı anladım ve içinden çıkarıp oğlanı yatağına, slingimi de baş köşeye yerleştirdim.

0

1 Yorum

  • sifa says:

    yaaa bir daha ki sefere bende boyle cikicam ins…ama benim haberim yoktu ki gormemistim bile…bilseydim kesinlikle alirdim…koris cok sansliymis:)

Leave a Reply