39. Hafta yazısını yazarken “Acaba 40, 41 diye devam eder miyim yazmaya?” endişesi yaşamadım desem yalan olur. Nedense çok sabırsızdım, çok hevesliydim. Biraz da ağırlaşmıştım. Kız mı çok büyüktü yoksa ben mi bu vücuda göre ağırdım bilmiyorum ama son günlerimde yaşadığım sırt ve kaburga ağrılarım yüzünden bir an önce doğurmak istiyordum. 40.haftaya girerken açılma 2 cm idi. Doktorum iki gün sonra görmek istediğini söyledi. Sonra ne mi oldu? 3 santimetre açılma ve sızıntı şeklinde gelen su ile hastanede aldık soluğu sabahın köründe.

Kasılma vardı ama çok azdı ve bizim kız yeterince aşağıya inmemişti zaten. Aslında biraz daha bekleyebilirdik belki ama suyum gelmeye başlamıştı bir kere. Yapılacak tek şey vardı: suni sancı. Önce biraz gerildim çünkü bildiğim, duyduğum kadarıyla suni sancı anneyi rahatsız edici yoğunlukta oluyordu. Aklıma anlatılanlar geldi ama geri dönüşü yok bunun. Hani beklesek diyorum, sancılar yeterli yoğunlukta değil ve kız da henüz doğum kanalının çok başında, suyum da geliyor. Suni sancının en kötü tarafı yatağa bağlanmakmış. Yani doğum sancılarını ya da daha güzel bir ifadeyle doğum dalgalarını kolay atlatmak için hareketli olmak, yürümek, dizlerin üzerinde durmak mümkün değil. Sevimsiz hastane yatağında sağa sola pozisyon değiştirerek sancıları atlatmaya çalıştım. Baktım olacak gibi değil, battı balık yan gider ¨takın epidurali¨ dedim çünkü yatar şekilde sancıların üstesinden gelmek kolay olmadı benim için. İşin tuhafı haftalardır tamamen(!) doğal doğum yapacak şekilde hazırlıyordum kendimi. Hatta evde doğum videoları seyretmeye başlamıştım. Hypnobirthing kitaplarını, videolarını müthiş bir heyecanla okudum seyrettim. Sırf bu yüzden mi bilmiyorum ama epidural Koray’ın doğumunda olduğu gibi yine işe yaramadı. Doğum sancılarımla baş başaydım. Tam istediğim gibi ama hayal ettiğim şekilde değil tabi ki. Peki bir kadın acı çekmeyi ister mi?

Doğum sancılarını acı veren bir şey olarak tanımlamak istemedim hiçbir zaman. Hele ki hypnobirthing ile ilgili biraz bilgi sahibi olunca tamamen farklı bir gözle bakıyor insan. O sancıların gelmesi, yoğunlaşması aslında bebeğinize kavuşacağınız anın yaklaştığını gösteriyor. Böyle olunca o sancılar acı vermek yerine heyecanla sarmalıyor sizi. Eh biraz da rahatlama, gevşeme nefes teknikleri de kullanmak lazım elbette. Bunun için kitapları okuyun, videoları seyredin ama en iyisi mümkünse kocanızla birlikte bir doğum kursuna gidin. Doğum denen mucizeye birlikte tanık edin.

Gelelim o güne…

Annem, kardeşim ve Koray doğum odasında :)

Biz sabah evden çıkarken Koray anneanne ve dayısı ile evde kaldı. İsterse bizimle hastaneye gelebileceğini isterse de okula gidebileceğini söyledik. Okulu tercih etti.  ¨Sonra yanınıza gelirim¨ dedi. Koray, öğlen hastaneye geldiğinde sorduğu ilk şey ¨Alin geldi mi anne?¨ oldu. Biraz daha zaman var, dediğimde yanıma gelip oturdu, başımı okşadı, karnıma baktı, öptü, öptü beni. Şaşkındı, meraklıydı ama mutluydu. Benim sancılarım da henüz keyfimi kaçırtacak şekilde olmadığından beraber uzanıp film seyrettik bir süre. Öğleden sonra sancılarımla yalnız kalmam gerektiğine karar verince Koray’ı yakınlarda bir parka gönderdim. Benim sıkıntıda olduğumu görüp panik olmasını istemedim. Doğum odasından gönderdim ama kalbimin yarısını da aldı götürdü. Arkasından bakarken ¨dilerim kardeşini çok sever ve bu dönemi çabuk atlatırız¨ diye içimden geçirdim. Demek ikinci çocuğun varlığı en başından itibaren tedirgin edebiliyor herkesi. Düşündüğümüz tek şey Koray’ın morali çünkü.

Bu arada bizim kızın gelmeye hiç niyetinin olmadığına kanaat getirdik iyice. Çünkü neredeyse saat başı 2 santim açılma olmasına rağmen henüz aşağıya inmemişti. Doğum hemşiresinin suratındaki ifadeyi görünce moralim bozuldu. Daha ne kadar bekleme şansımız vardı emin değildim. Geriye tek seçenek kalıyordu: sezaryen. Evet, dünyanın sonu değil, başa gelen çekilir ama bu kadar bekledikten sonra suni sancı da alınca sezaryen olmak fikrinden ölesiye korktuğumu itiraf ediyorum.

Doğum hemşiresi ¨İrem, şimdi biraz sakinleş. Bebeğine konsantre ol. Seni yalnız bırakıyorum bir süre¨ dedi. Ve biz Sarp ile baş başa kaldık. Bana muhteşem bir müzik açtı. İşte doğum boyunca dinlediğim parça: Spring Song. Bir bahar günü kızımı bahar şarkısıyla karşıladım. Gözlerimi kapadım, gevşeme nefeslerimi yaparken sadece Alin’e konsantre oldum. Onun içeride nasıl olduğunu hayal ettim ve dedim ki ona:

Küçük kızım sana melekleri gönderiyorum. Yolunu aydınlatacaklar, korkma sakın, bekletme beni, gel artık dünyamıza.

Ve iki melekle beraber olduğunu hayal ettim. Benim kollarıma gelene kadar kızımı koruyacaklar. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Kasıklarımda yoğun bir baskı hissettim. Kızım beni duymuştu ve doğum başlıyordu. Alin tam olması gereken yerdeydi yani artık itme zamanıydı. Birkaç dakika sonra kucağımda olacağına inanamıyordum. Doktorum geldi, hemşire bir yanımda, Sarp sıkı sıkı elimi tutuyor başımı okşuyordu. İlk iki ıkınmadan sonra ¨gelmeyecek galiba¨ diye düşündüm. Sonra derin bir nefes alıp içimden bebeğime doğru verdiğim nefesle Alin gelmişti sonunda.

Çok ağlamadı, sakince usulca göğsüme yatırdılar. Kordonunu da hemen kesmediler. Bizi biraz bıraktılar öylece. Anne ile yenidoğan bebeğine müthiş bir saygı gösterdiler. Teni tenimde bakakaldım ona. Ve bu minik kız huzur buldu tam kalbimin üzerinde.

 

Zaten o günden beri de kucağımda. Örneğin şu anda bu yazıyı yazarken bile kucağımda. Ayrıca kendisine kısaca ‘süt canavarı’ diyoruz çünkü doymak bilmiyor. 3500 gr doğan bebeler demek böyle oluyormuş. Bugün 25 günlük olan kızım 3 ay tulumlarını giymeye başladı. Bayağı kucak dolduruyor, kol ağrıtıyor. Normal doğumun yanı sıra kesik-yırtık olmadığı için de ilk andan itibaren ayaktaydım. Sütümün hemen ertesi günü gelmesine de etki etti bu sanırım. Kısaca her şey yolunda.

Alin adında minik bir kız girdi hayatımıza ve artık kalbim daha hızlı atıyor. İçimde bastıramadığım bir sevinç var. Bir yanımda oğlum, kucağımda kızımla gün nasıl geçiyor farkına bile varmıyorum. Evet uykusuz gecelere geri döndüm, emzirme bir dert, büyük çocuğun gözünün içine bakıyoruz ama her şeye değer. Her şeye.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

34 Comments

  1. Ağladım, halen de ağlıyorum…
    maşallah size tekrar…
    kızım iki yaşında, hiç bir zaman çocuk delisi olmadım..
    kendim için değil sırf kızım için bir çocuk daha düşünüyorum..
    bazen esiyor, bazen buhran geliyor, hamilelik muhteşem bir dönemdi benim için ama doğum sonrası çok zordu..halen de zor…

    Ama işte hep böyle anlarda böyle yaz<ıyor çıkıyor karşıma.ç.
    ve diyorum ki "zeynep galiba herşey değer..her şeye.."

    Sevgiler..

  2. çok güzel yazmışsın ve çook tebrik ederim. Alin’e uzun, sağlıklı, mutluluk dolu bir hayat dilerim. Müzik de nefis… Çok özendim ben de oğluma kardeş yapsam.. ama yok yok :)))

  3. çok güzel yazmışsın ve çook tebrik ederim. Alin’e uzun, sağlıklı, mutluluk dolu bir hayat dilerim. Müzik de nefis… Çok özendim ben de oğluma kardeş yapsam.. ama yok yok :)))

  4. :)hem okudum hem ağladım:))Kendi doğumum geldi aklıma:)
    Alin’in çok güzel bir ömrü oldun:) Sağlıklı en güzel yıllara birlikte:)

  5. İrem’cim tebr,ik ederim.. Çok güzel yazmışsın. Yaşadıkalrını o kadar güzel hissettirdin ki bana. İnşallah kocaman ailenle mutluluklarla dolu bir ömür yaşarsın.

    sevgilerimle

  6. Aglayarak okudum.kizimin dogumu geldi gozumun onune ve oglumun dogum olayini kizkardesinin gelisini kotu etkilenmeden gecirebilmesi icin yaptiklarim:)tebrik ediyorum sizi.2cocuklu hayatinizda mutluluk ve saglik eksik olmasin yaninizdan!Sutunuz bol olsun,sevgiler…

  7. maşallah çok tatlı size çok benziyor.oğlunuz,kızınız ve ailenizle sağlıklı uzun bir ömür dilerim.

  8. ne güzel anlatmışsınız, o yeni dogan bebek kokusunu bile aldım… Mutlu sağlıklı yıllara olsun ailesiyle Alın bebegin…

  9. gözlerim doldu..gelişi harika olmuş..suni sancıyı biliyorum.Elif’im de gelmedi ve suni sancı-epidural-sonra tekrar sancı ile sabah 10 akşam 19.30 serüveni ile kavuştuk ona..Allah analı babalı büyütsün…

  10. Ne guzel yazmissiniz benimde minik bir oglum var 3,5
    Aylik ona bakip insallah birde ilerde birde ki kardesi olur dedim
    Yazinizi okuyunca..allah mutlulugunuzu daim etsin hic ayirmasin siZleri;)

  11. Merhaba,

    Tebrik ederim, Allah anali babali büyütsün. LA de oldugunuzu biliyorum, bir sorum olacak hangi hastanede dogum yaptınız acaba? Ben de ekim sonu dogum yapacagim ve LA de hastane arastiriyorum. Sizin de hangi hastanede dogum yaptığınızı öğrenebilirsem çok sevinirim.
    Çok teşekkür ederim ve tekrar tebrik ederim
    Sevgiler
    Selin

  12. Tebrikler çok güzel yazmışsınız,çok tatlısınız:)Doğum sırasındaki konsantrasyonunuza hayran kaldım.Bundan sonraki yazılarınızı heyecanla bekliyorum:)

  13. Loved the read. Congratulations to you and my friend. She is absolutely gorgeous. Take care.

  14. ağlayarak okuyanlardanım,29.haftam bitti,korkularıma iyi geliyor böyle güzel hikayeler.benim ki mecburi sezaryen ama normal doğumun rahatlığı(ne kadarsa) huzurunda olsun istiyorum,duam bu şekilde. hepsi için sağlık,mutluluk daim olsun.sevgiler…

  15. 41. Haftanın sonunda aldim minik kızımı kucagima bugün 14. Gunumuz benzer bir dogum surecimiz olmus tam inmeyen bir bebek 2 cm acilma ilerleyen hafta ve sonuc suni sanci etki etmeyen epidural. 2,5 saat suren ikinma. Nese asil diyecegim su ki yazinizi daha önce okumustum kizinizla konustugunuzu ve dogumun ve sonrasinda dogumun başladığı aklimda kalmis o an aklima geldi bende hadi kizim yardim et annene ve kavusalim sana beraber basarabiliriz diye konustum ve kizim istenilen yere yerlesti :) ilham verdiniz bana

  16. 24+5 ve oğlumla günden düne daha da büyüyoruz. ben de normal mi sezaryen mi diye düşünürken yazınızı okurken buldum kendimi.. tabi gözlerim yaşlı.. mucizemi kucağıma almak için sabırsızlanıyorum. maşallah size.. sevgiler..

Leave a Reply to Secil Isel via Facebook Cancel reply