Modern şehrin modern ve bakımlı kadını hamile kalmak fikrini aklının bir köşesine koyduğu gün soluğu diyetisyende alıyor artık. ¨Doğru beslenmeyi bilmiyorum, hamilelik öncesi ve hamilelik boyunca dengeli ve sağlıklı beslenmek istiyorum ki bebeğim için en iyisini yapayım.¨  YALAN. Tek dert kontrollü bir şekilde kilo almak ve doğumdan sonra mümkün olduğunca çabuk o fazlalıklardan kurtulmak. Bir topluluğa girdiğinizde ‘Bu kadın yeni mi doğum yaptı?’ şaşkınlığı ve iltifatlarıyla kabarmayı hayal edersiniz.

Doğruya doğru, sonu hüsranla biten ilk hamileliğimde doktor kontrolünden sonraki adresim diyetisyen olmuştu. Kilo almaktan yani gereğinden fazla kilo almaktan korkuyordum. Düşükle birlikte hayatımda ilk kez gittiğim diyetisyeni geride bıraktım. İkinci hamileliğim ilkbahar aylarında başlayıp en çok kilo alınan dönemler yaza gelince ben bol meyve ve spor ile kolay atlattım. Son iki ay yürümekten kilo bile almamıştım. ‘Sokakta doğuracaksın sen bu gidişle’ dediler. Eh, neredeyse öyle oldu. Sonuçta 10.5 kilo ile tamamladım o süreci.

Her şey iyi hoş da ben, eski ben değildim. Doğum öncesi kiloya döndüğüm zaman ayna karşısına geçtiğimde gördüğüm manzara nedense beni memnun etmemişti. Bel ve göbekte daha önce olmayan bir çıkıntı vardı. Kıyafetlerin altından anlaşılmıyordu ama oradaydılar işte. Bebeği 9 ay boyunca rahat taşımayı sağlayacak şekilde kalınlaşmış olan bir belim vardı artık. Memeler deseniz, doğal işlevini yerine getirmiş olmanın gururu ve yorgunluğu ile duruyorlardı. Kararı vermiştim ¨ikinci bebekten sonra göğüslerimi yaptırırım ben¨ Dikkat! İkinci bebek fikri memelerin düzeltilmesi ihtiyacı ile su yüzüne çıkıyor. Sonra biraz daha bakındım kendime. Kadın olmanın dayanılmaz yuvarlıklığı tüm bedenimi sarmıştı. Belki eskisinden de zayıftım ama işte, eskisinden daha fazla yuvarlaktım, daha fazla kadındım. Anladım o an, fiziksel olarak da ANNE olmuştum. Belliydi her halimden.

Günde 5 saat spor, ölüm diyeti ve hayat boyu bir daha Nutella’yı eve sokmazsam Miranda Kerr gibi kırılma noktasında bir vücuda sahip olurum belki de gereği var mı? Victoria’nın meleklerinden biri olma ihtimalim olmadığına göre…

İşte o gün, yeni bedenimi daha çok sevmeye başladım. Tüm bu kıvrımlar, yumuşak hatlar merhameti, sevgiyi, doğurganlığı simgeliyor. Esas büyümüş olan ise kalbim. Kocaman, kocaman ve her zamankinden daha güçlü atan bir kalbim var artık. Bu demek değil ki bıraktım kendimi, her önüme geleni yiyorum. Bence bu kocalara da haksızlık. Adamın gözüne gözüne ‘ben doğurdum, süt verdim artık montofondan halliceyim. Durum budur’ diye sokmanın alemi yok. Doğum sonrası, ufaklık emeklemeye başladığında peşinde koştururken asıl zayıflama süreci başlıyor. Eski kiloya dönmeniz an meselesi. Bu da yeter de artar bile.

O kıvrımları boşverin. Aslına bakarsanız kocalarınız da eskisine oranla daha hayran hayran bakıyorlar size. Vücudunuzun her bir kıvrımı onlar için de bir anlam ifade ediyor.

Sağlıklı çocuklar, mutlu evlilik ve huzurlu bir yaşam…

Gerisi detay.