Amerika’da doğum dosyasına kaldığım yerden devam ediyorum. 1. bölüm Karar aşaması”nı buradan okuyabilirsiniz.

Sarp’ın ikna çalışmaları son hızıyla devam ediyor. Doktor kızı olduğumdan mıdır nedir, gideceğim doktorları iyice araştırırım, sonra da fanatiklik şekilde bağlanırım onlara. Moşe bey de listenin başında geliyor. Gitmek istemememin bir diğer, belki de en büyük sebebi doktor konusuydu. Zaten her kontrolde  kalp krizi geçirecek hale geliyordum, bir de tanımadığım bir doktorun doğumumda bulunacak olması fikri beni ağlamaklı yapıyordu. Tutturdum bu arad ben Türk doktor isterim diye. Bari nazım geçsin, beni anlasın istiyordum. Yabancı dil meselesi değil benim derdim, aynı kültürden geliyor olmaktı sorun. Amerika’daki hamilelik boyunca yapılan kontrollerin nasıl yapıldığını biliyor musunuz?

Hamilelik boyunca 2 belki 3 kere ultrasona sokuyor sizi doktorunuz. Diğer kontroller, elle yapılıyor. Karnınızın büyüklüğüne göre tahmini bilgiler veriliyor. 20.hafta civarı yapılan detaylı ultrason taramasında bebeğinizin cinsiyetini öğrendiniz, öğrendiniz yoksa bekle 20 hafta daha. Bir problem var mı yok mu, kalp atışları ne alemde, nasıl anlaşılır?Aklım hayalim almıyordu. Düşündükçe fena oluyordum. Doğuştan protest Sarp da “bak gördün mü? Amerika ultrasona karşı” demez mi bir de! Ultrason pahalı bir cihaz. İsterseniz ultrasona girebileceğiniz (parasıyla tabi ki) merkezler varmış meğer. Görüntüleri 3D bile değil 4D veriyorlarmış elinize. Ben hamileliğin başından beri Amerika’da olsam abonelik isterdim büyük ihtimalle bu merkezlerden.

Ultrasonculardan bazılarının linkini veriyorum merak edenlere:
http://www.seemenowmommy.com/
http://www.mybaby4d.com/

Gebelikte ultrason kullanımıyla ilgili detaylı bilgiye American Pregnancy sitesinden ulaşabilirsiniz.

7.ay kontrolüne giderken yolda “bir de Moşe beyin fikrini alalım. Ne dersin?” dedi Sarp. Ne diyeceğim? Tabi ki “olur” dedim. Moşe bey büyük ihtimalle “ne gerek var?” diyecek. Zaten geç de kaldık. Hazırlık falan yok ortada. Sarp’ın işten dolayı gitmesi de gerekiyor bir an önce. Pek belli etmiyordum ama gitmeyelim, doktorum itiraz etsin diye dua ediyordum. Kontrolün sonunda birbirimize baktık ve Sarp sorusunu patlattı. “Size bir şey danışacağız”. Moşe bey: “Amerika’da mı doğum yapmak istiyorsunuz yoksa” demez mi!!! Biz ŞOK! Halimize o kadar güldü ki bir süre konuşamadı. “Çocuklar söze bu şekilde başlayan hastalarımın derdi hep aynı oluyor. Bana soracak olursanız…” Ben nefesimi tuttum bekliyorum. “Gidin, hiç düşünmeyin. New York tarafını düşünürseniz arkadaşım var. Herkesi ona gönderiyorum” dedi ve benim son kalem de yıkıldı.

Doktor olarak verdiği isim, tesadüfen amcamın ve babamın Tıp Fakültesinden arkadaşı çıkmasın mı? İtiraz edecek bir şey kalmamıştı. Dr.T’yi aradık. “Hemen gelin” dedi. 28 haftalıktım. 36. haftadan sonra zaten almıyorlar uçağa. Hadi uçağa aldılar, Amerika almaz büyük ihtimalle karnı burnunda birini. 33.haftanın sonuna biletlerimizi ayırttı Sarp. Ben gidemesem de onun gitmesi gerekiyordu artık. Allahtan iri bir gebe değildim ve karnım da çok belli olmuyordu. Moşe beyden de rapor aldık uçağa binebilir diye. Raporun 7 günden eski olmaması gerekiyor yoksa uçağa kabul etmiyorlar. Bizim için çok zor bir süreç olmayacaktı. Bildiğimiz bir şehre gidiyorduk. Arkadaşlarımız da sabırsızlıkla bizi bekliyorlar. Ev-araba kiralamak en kolayı. New York hem öğrenci hem de iş dünyasının attığı bir şehir olduğundan kısa dönem kiralık ev bulmak çok kolay.

Gün geldi çattı. Uçağa binerken kimse sormadı hamileliğimi. Uçakta da soran olmadı. İndikten sonra Amerika’da da… Kimse anlamadı. Karşılamaya gelen arkadaşlarımız da kocaman göbekli hamile birini bekliyorlardı heralde ki “İrem kaç aylık hamilesin sen?” diye sormak zorunda kaldılar. O kadar mı minikti benim karnım??? “Hamilelikte rahat bir uçak yolcuğu için ipuçları” yazısı için tıklayın.

Eve gider gitmez, doktoru aradık ertesi gün için randevu aldık. Biz elimizde türk kahveleri, Hacı Bekir’den kaymaklı lokumlar, Bursa’dan kestane şekerleri muayenehanesine girdik. Kiloma bakıldı. Tansiyonuma bakmaya kalktı zavallı hemşire. Benim tansiyon tabi ki yine 14’lerde değişen bir şey yok. Kız çok korktu, sakinleştirdim onu. “Doktor muayenesinden sonra tekrar bak” dedim. Anlam veremedi ama benim konuya hakim olduğumu anlayıp “ok” dedi. Yeni doktorumuzla uzun uzun Moşe beyden, babamdan ve amcamdan konuştuk. Hadi gel ultrasonda bakalım dedi. “Oh” dedim içimden. Ultrason var, yaşasın. Bir gittik ki ultrason odasına, 2.dünya savaşından kalma bir alet. Nerede bizim İstanbuldaki uzay mekiğinden çıkma ultrasonlar? Ekranda belli belirsiz bir karaltı. Kalp atışı duyulmuyor, sadece görülüyor yani galiba. “Her şey yolunda. Sen her hafta gel bu saatte” dedi. 5 Ekim’di ilk görüşmemiz. Biz 20 Kasım’dan sonra bekliyoruz doğumu. Gerçi Dr.T “ilk bebek o kadar bekletmez” dedi. Tüm telefonlarını da verdi. Son kontrolde annem de vardı. Sohbet daha da koyulaştı. Bir de üstüne Dr.T’nin Akçakocalı olduğu çıkmaz mı ortaya??? Ereğli’den de tanıdığı bir sürü isim çıktı. “Pes” dedim anneme. Yine buldu Ereğlili birini. Haftaya görüşürüz diye çıktık muayenehaneden. Meğer iki gün sonra sabah 6.30’da görüşecekmişiz. Bizim velet sabırsız, bekleyemedi. Annesinin temposu yordu onu içerde ki çıkmaya karar verdi. Devamı belli, müthiş bir normal doğum süreci.

Doğum hikayemiz burada…