3 yaşını geçti bile. Oysa daha dün kucağıma aldığımda 2.530 gr ağırlığında minicik bir şeydi. İki saatlik uykuyla geçirdiğim geceler, kopmaya yakın hale gelen meme uçları çok uzak değil oysa. Gazıydı, kakasıydı, uykusuydu derken bir bakmışım emekliyor, yürüyor. Koltukların tepesinde geziniyor. Öyle hızlı geçiyormuş ki meğer insan unutuyor neler yaşadığını. Şimdi benimkimden küçük çocuğu olan arkadaşlarımı dinlerken eskiyi düşünüyorum, hatırlamaya çalışıyorum.

Bir arkadaşım bebeği biberon almıyor diye sızlanıyor, bir diğer arkadaşım emzik almıyor diye, bir diğeri gaz yüzünden uykudan uyanıyor diye mutsuz. Biraz daha büyüdüğünde ise ‘bütün gün üstümde’ diye söyleniyor. Zannediyor ki sadece kendi çocuğu ona yapışık geziyor. Yok öyle değil, yaşadağımız her şey doğal süreç. Sağlıklı bir çocuğumuz varsa önce ona şükretmeli sonra da olayları çok büyütmemeli ve durumu kabullenmeliyiz.

Hep yazıyorum, kabullenmeye başladığınızda sorunlar, süreçler o kadar da mutsuz etmiyor artık sizi. Tüm bunlar normal olan zaten. İlk üç ay bebeğin gazlı olması beklenir genelde, kendi kendine dönmeye başladığında azalacak ve eninde sonunda ortadan kalkacak mesela. Emzik veya biberon almıyor mu? Tamam almasın düşün kü emzik/biberon bıraktırma sürecini yaşamayacaksın. Sadece memeden keseceksin uygun gördüğün vakitte. 18 aylık yaramaz velet hep tepende mi? Beklenen bu zaten. Annesinin bacaklarına yapışık yaşarlar bu dönemler. Ben ‘offf yeteeer, yarım saat bana bulaşmadan duramayacak mı bu?’ diye isyan ettiğimi biliyorum. Evde o ayaktayken tuvalete bile tek başıma gidemiyordum. Çok bunlatıcı, can sıkıcı ama bu iş böyle. Biz anneyiz, çocuk da bizden başka kimsenin yanında rahat ve güvende hissetmiyor kendini. Biliyor ki annesi onu anlar, korur, kollar, besler. Bu şekilde düşününce inanın o boğulma hissi geçiyor.

2 yaş sendromunu boşverin, korkmayın. O da geçilmesi gereken bir basamak. ¨Benim çocuğum neden böyle?¨ demek yerine ¨Benim çocuğu büyüyor¨ deme zamanı. Ona saygı gösterin, sizden çok daha zor durumda. Derdini yeni yeni çözülen dili ile anlatmaya çalışıyor, anlamadınız mı? Öfkelenmesi an meselesi. Bağırmak, kızmak yerine ona kocaman sarılın.

Zaten çok geçmeden bunlar da unutuluyor. Sizin minik kendi kendine oyun oynamaya başlıyor olacak. Hatta ¨anne sen git, sonra gel¨ bile diyebilir. İstenmemeye başladığınız o an moraliniz öyle bozuluyor ki anlam veremiyorsunuz. Oysa bu değil miydi aylar boyu özlemle beklediğiniz, hayaliniz kurduğunuz? Çok tuhafız. Hem rahat bir nefes almak hem de çocuğumuzun nefesini yanağımızda hissetmek istiyoruz. Şimdi eskiyi düşündükçe gülümsüyorum. Tüm o dertleri, bıkkınlıkları, uyku krizlerini hatırlamaya çalışıyorum, olmuyor. Unutmuş gitmişim bile. Zaman geçiyor çünkü. Geriye ise sadece güzel anılar kalıyor, bir de burnunuzun ucunda bebek kokusu.