Takip edenler biliyor, Koray’ın 1 ay önce anaokulunu değiştirdim çeşitli sebeplerden dolayı. En önemlisi yaş grubundaki sınıfta çok az çocuğun kalmış olmasıydı. Koray Kasım ayı sonu doğumlu olduğu için normalde sınıfın küçüğü olması gerekirken bayağı bir büyüğü oldu. O ne isterse oluyordu ve tabi ki çok mutluydu ama ben bunun çok iyi bir şey olmadığını düşünmeye başladım. Biraz başının çaresine bakmayı, bir sorunla karşılaşması gerektiğini, kendini göstermesi gerektiğini düşünüyordum yani oğlumun biraz da olsa zorlanması gerektiğini düşünüyordum. Bazılarına tuhaf geliyor bu söylediğim ama hem bilişsel hem dil hem de ruhsal gelişimi için bunun böyle olması gerektiğini hissediyorum.

Yeni okuluna başlama ve alışma sürecini hem zor hem de kolay atlattık. Ben üç gün okulda bekledim. O üç gün Koray kendini yabancı ve yalnız hissetti sonra öğretmenine ve fiziksel şartlara alışınca ¨Ben kendim gideceğim okula, sen gelme¨ dedi. Harika, süper, işte bu kadar! dedim ama meğer bu kadar değilmiş. Benim en başta bahsettiğim o zorlanma dönemine henüz girmemiş bile. Son iki hafta biraz sıkıntılı geçti çünkü sınıfındaki çocuklar Koray’ın artık ‘yeni’ bir arkadaş olmadığını onun da bu sınıfta bir yeri olduğunu kavradılar. Onu tanıdılar ve doğal olarak ona olan ilgilerini kaybettiler ve herkes kendi düzenine geri döndü. Hal böyle olunca herkes tarafından sevilmeye, tercih edilmeye alışkın oğlum yalnız kalmış. Tam yalnız değil ama işler istediği gibi ilerlemiyor. Onun tercih ettiği oyunları oynamak istemiyorlarmış örneğin. Koray’ın arkadaş gruplarına girip uyum göstermesi gerekiyor ama o bunu henüz kavrayamadığı için işi fiziksel tepkiye dökmüş durumda. Gidip oyunlarını bozuyormuş veya ittiriyormuş arkadaşlarını. Bir, iki derken en sonunda Koray’ı artık istemez olmuş arkadaşlarının çoğu. Okuldan eve gelirken pek bir şey bahsetmese de ağzından genelde şunlar çıkıyordu ¨Ben Ela’nın oyununu bozdum. Ben Kaan’ı ittirdim…¨ Hatta geçen Cuma günü Koray sırf bu aşırı hareketliliği ve fiziksel tepkileri yüzünden iyice yalnız kalmış sınıfta. Öğretmeni aradı da söyledi. Ne yapacağımı, ne yapacaklarını sorduğumda gelen cevap şaşırtıcı oldu benim için:

¨Sizin yapacağınız tek şey Koray’ın okul dışındaki saatlerde de bu arkadaşlarıyla biraraya gelmesini sağlamak. Beraber dışarıda geçirdikleri vakit sınıfa hemen olumlu olarak yansıyor çünkü çocuklar birlikte geçirdikleri zamanın etkilerini sınıfa da taşıyorlar. Siz bunu sağlayın yeter. Sınıf içindeki sıkıntıyı ki bu çok doğal bir süreç biz çözeceğiz¨ dedi öğretmeni.

Koray’ın kötü bir gün geçirdiğini duyduğumda nasıl üzüldüğümü, kalbimin nasıl parça parça olduğunu kelimelerle anlatmamın imkanı yok.

Normalde geçtiğimiz hafta sonu bambaşka programlarımız olduğu için okuldaki arkadaşından gelen doğum günü davetine katılamayacağımızı bildirmiştik ama bu durumda bizim programımız daha önemli değildi. Koray sınıf arkadaşlarının bir kısmının da bulunduğu doğum gününde çok eğlendi. Kendini iyi hissetti sanırım. İyi ki programımızı bozmuşuz, iyi ki… çünkü Koray Pazartesi günü okuldan acayip keyifli geldi. Servisten inerken heyecanla:

¨Annee ben bugün okulda arkadaşlarıma çok iyi davrandım, oyunlarını hiç bozmadım onlar da beni yanlarına istediler. Çok güzel oynadık!¨ diye haykırdı. Bunu duyunca hem deli gibi sevindim, hem de hüzünlendim yaşadığı bu sıkıntılı anlar yüzünden.

Öğretmeni ile de konuşuyorum devamlı. Bunun çok normal bir süreç olduğunu anlatıyor hep. Gruba sonradan katılan çocukların bu bocalama döneminden geçtiklerini, Koray’ın çok yakında arkadaşlarıyla iyi ilişkiler kurabilmesi için fiziksel hareketlerinden tamamen vazgeçeceğini söylüyor. Çocuk, en sonunda anlayacakmış farklı bir iletişim aracı bulması gerektiğini. Vurarak, ittirerek, oyunlarını bozarak ilişki kuramayacağını öğrenecekmiş. Burada biraz da suçu kendimde buluyorum çünkü fark ettim ki bazı sabahlarımız tartışmalı, didişmeli geçiyor ve Koray’ın okulda o gün çok hırçın olduğunu öğreniyorum. Demek ki evden başlıyor ruh hali. Kendime çeki düzen vermem gerekiyordu zaten. Hamilelik yüzünden de biraz yorgun ve sabırsızım, istemeden çocuğa yansıtıyorum.

O doğum gününe gittiği için mi bilmiyorum, belki de ben kendi davranışlarıma daha çok dikkat ettiğim için Koray okulda son birkaç gününü gerçekten de çok güzel geçiriyormuş. Arıza çıkıyormuş ama eskisine oranla daha iyiymiş. Henüz çok küçük, doğru yönlendirilmeye ihtiyaçlarının en çok olduğu dönemde. Hem ev dışında bir hayatı var hem de evden müthiş bir desteğe ihtiyacı var. Ki biz henüz anaokulu seviyesindeki sıkıntılarla uğraşıyoruz. Bakalım ilkokulda nelerle karşılaşacağız?