Yaramaz anne ve bebeği

Bu aralar yazılarıma baktım. Fazla ciddi konular üzerinde yoğunlaşmışım ama evde tam tersi bir gevşeklik var. Bizim minik adam nerdeyse 18 aylık olduğundan ve iyice muzur bir çocuk haline geldiğinden her gün yeni bir macera yaşıyoruz. O her an yeni bir şey öğrendiği için biz de onun gözünden dünyayı yeniden keşfediyoruz. Katı disipline inanmayan bir anneyim ben. Daha doğrusu pozitif disiplin taraftarıyım. Çocuğun kendi yeteneklerinin farkına varması, çevresini öğrenmesi için ne gerekiyorsa yapmak istiyorum. Amacım mutlu, kendine güvenen ve kendi başının çaresine bakabilecek bir çocuk

yetiştirmek.Öyleyse onun küçük yaramazlıklarına göz yummak hatta ona eşlik edip yenilerini öğretmek şart! Hafta sonu havanın güzelliğini fırsat bilip kendimizi bahçeye attık.  Koray bey’i babasına teslim ettiğim 2.dakika bahçeden Koray’ın neşeli çığlıklarına eşlik eden su sesi gelmeye başladı. Bizimkiler hortumla birbirlerini ıslatıyorlar. Güya çiçek sulamasını öğretecekmiş babası, minik adam hortumu aldığı gibi başına tutmaz mı!! Sonra da şampuan varmış gibi kafasını karıştırıyordu. Çocuk akıllı, her akşam banyoda,  bir eline duş başlığını verip bir eline de şampuan döktükten sonra kendi kendini yıkamasına izin veriyoruz. Bahçedeki sululuk da hem bizi, hem de onu çok eğlendirdi. Üstelik bir şey başarıyor olmasının haklı gururunu da yaşıyordu yaramaz minik.

Aynı durum yemeklerde de geçerli. Koray’ın döke saça, eliyle yemek yemesine izin verdiğim için öğünlerimiz oldukça keyifli geçiyor. Daha da güzeli, ellerini nasıl kullanacağını öğrendiğinden ve önüne konan yiyecekleri Luca’ya vermek yerine kendi ağzına götürmesi gerektiğini anladığından artık çatal-bıçak kullanmaya bile başladı. Bir eliyle yemeği alıp çatala batırıyor, tam ağzına götürecekken yarısı, Koray’ın sandalyesinin tam altında hazırda bekleyen canlı süpürgenin ağzına düşse de(!) asla müdahale etmiyorum. İstiyorum ki kendisi başarsın. Ben bu arada ağzına tıkıştırıyorum kalanları. Büyüdü de adam oldu ya bizimki, süt hariç biberonu da istemiyor. İlla koca koca bardaklardan (benim IKEA bardaklarım) içecek suyu, ayranı.. Ben de pipetle içirerek her ikimiz için de daha güvenli bir yol buldum. Tabi o pipet nerelere girmiyor bazen ama olsun. Biberon kullanmadığı için çok mutlu oluyor.

Koltuklara nasıl çıkılıp, oradan nasıl inileceğini, merdivenleri… vs daha yürümeden öğrettim. İstedim ki doğrusunu öğrensin. İlla ki tırmanmak vekoltuklardan, yataklardan aşağıya inmek isteyecek, basamakları merak edecek bari nasıl olduğunu öğrensin ki düşüp de bir yerlerini incetmesin böylece. Bunu duyanlar, ”İrem sen de aranıyorsun” dediler. Tabi babamı ve beni tanıyanlar değildi bunları söyleyen. Zira sevgili babacım henüz 9 aylıkken bana bebek karyolasından nasıl inileceğini öğretmiş, zifiri karanlıkta saklambaç oynarmışız. Komik değil mi? Koray bugün mutfaktaki portatif merdiveni salonun ortasına taşıyıp üstüne çıkıyor ve uzanmak istediği bir yer varsa hedefine de ulaşıyor. Şimdi ben bu çocuğa kızabilir miyim??? Tabi ki de HAYIR. Yanlış bir şey yapmıyor ki. Benim ona öğrettiklerimi kendi ihtiyaçları için kullanıyor. Kocaman bir AFERİN ona!

Bana göre çocuk suyla çamurla oynayabilir, kedi-köpekle alt alta üst üste yaşayabilir, hortumla bahçe yerine beni sulayabilir, çorapsız çıplak ayak gezebilir, her akşam banyo yapabilir, düz duvara tırmanabilir, kış günü eve tıkılmaz, kat kat giydirilmez,  zorla yemek yedirilmez, çikolata ile tanışabilir , annesi ile Nutella’yı kaşıklayabilir:)

0

Leave a Reply