Hep söylüyorum, teknoloji sınırlı ve güvenli kullanıldığında herkes için gelişim aracıdır, diye. Benim oğlum henüz 2.5 yaşında ve şimdiden evdeki iletişim cihazlarını nasıl kullanacağını çoktan çözmüş vaziyette. Bilgisayar veya konsol oyunlarının çocuklarının gelişiminde olumlu etkisi olduğuna inananlardanım. Koray henüz konsol seviyesinde değil ama iPad ve iPhone’daki yaşına uygun olarak seçtiğim oyunları öyle güzel oynuyor ki hayretler içinde kalıyorum. İnce motor gelişimine katkısı büyük bir kere. Göz-el koordinasyonu fark edilir şekilde ilerliyor. Bu arada içerik olarak öğrendikleri de cabası. Ha diyebilirsiniz o içerikleri siz de öğretebilirsiniz veya yuvada da öğrenebilir. Öyle değil malesef. Bu oyunlarda bir uğraş var. Doğru sonuca ulaşmak için deneme-yanılma yöntemini uyguluyor. Başardığındaki mutluluğunu görmek her şeye değer.

Benim bu, kimilerine göre kötü(!) annelik tarzımın destekleyicilerinden dünyaca ünlü Çocuk Gelişim Uzmanı Jacqueline Harding Türkiye’deydi. Kendisi aynı zamanda Tomorrow’s Child ve Parentchannel.tv direktörü olan Harding, “Video oyunları, çocukların görsel hafıza, dikkat, el ve göz koordinasyonu gibi zihinsel ve motor becerilerini geliştirmenin yanı sıra eğlenerek öğrenmeyi ve ekip çalışmasını da teşvik ettiğinden sosyalleşmesine, özgüvenlerinin ve kendilerini saygılarının da artmasına büyük katkı sağlıyor. Çocuklar, sanal dünyada kazandıkları becerileri, gerçek dünyada da kullanabiliyor, yarına donanımlı bir şekilde hazırlanıyor” diyor.

Jacqueline Harding ve ekibi 8 – 57 yaş grubu, geniş bir coğrafi ve etnik köken dağılımına sahip 50’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen “Video Oyunlarının Çocuk Gelişimi Üzerindeki Olumlu Etkileri” başlıklı küçük ölçekli araştırma yapmış. Raporun özeti:

“Çalışmanın sonunda, en yüksek puanları alanların yüzde 80’i her gün video oyunu oynayanlardı. Hiç video oyunu oynamadığını belirten yüzde 75’lik bir kesim ise en düşük puanı almıştı. Video oyunlarının, çocukların ve yetişkinlerin soyut ve üst düzey düşünce kabiliyeti üzerinde son derece olumlu etkileri bulunuyor. Oyuncular, ellerindeki sınırlı kaynakları en iyi şekilde nasıl kullanabileceklerini hızlı bir şekilde düşünme, hızlıca analiz etme ve hızlı karar verme yeteneği kazanıyor.”

 

Video oyunları, çocukların zihinsel ve sosyal gelişimine olumlu etki ediyor


Strateji oyunları, çocukları çoklu görevlere ve farklı taktiklere hazırlıyor

Strateji oyunları sürprizlerle doludur. Oyun içerisinde hiç beklenmedik bir durumla karşı karşıya kalan çocuk, bu durumu aşmak ya da en iyi şekilde atlatmak için taktiklerini esnek ve hızlı bir şekilde değiştirip, uygulayabilmelidir.

Okuma ve matematik yeteneğini geliştiriyor
Oyuncuların, oyunu en iyi şekilde anlayıp, oynayabilmek için önce oyun içindeki talimatları okuyup, hikayeyi takip etmesi gerekiyor. Bu da çocuklara okuma alışkanlığı kazandırıp, var olan alışkanlığını geliştiriyor. Oyunu kazanmak için kantitatif analizleri yapmak son derece önemli. Bunun için de iyi bir matematik bilgisi ve bu bilgiden yararlanmayı öğrenmek gerekli. Oyunların matematik yeteneğine de katkısı büyük.

Kimse ilk seferde uçamaz
Çeşitli seviyeleri olan oyunların da çocuklara azmetme, sabır ve kararlılıkla oyuna devam etme yetisi kazandırıyor.

Görsel hafıza gelişimi, tümevarım ile akıl yürütme
Her oyunun kendi içinde bir mantığı bulunuyor ve oyuncular bu mantığı, kendi düşünce ve hayal güçlerinden yararlanarak çözümlüyor. Burada da görsel hafıza ve dikkat devreye girerek, çocukların oyunlardaki şekil tanıma becerisi gelişiyor. Bir video oyununu oynamak, bilimsel bir problemi çözmeye benziyor. Oyuncuların, oyunda mutlaka bir hipotezi olması gerekiyor. Ayrıca, hipotezleri işlemezse mutlaka yeni bir hipotez üretmesi de gerekiyor.

Zihninize sağlık
Çocuklar, oyunda, oyun haritalarını kullanmak ya da varsayılan dünyada varlık gösterebilmek, ilerleyebilmek için kendi zihinlerinde haritalar üretmek durumunda. Bu da onların harita kullanımını geliştiriyor. Oyuncular, içgüdüsel olarak ezberlemek ve hatırlamak durumunda olduğu için oyunlar, hafızayı da olumlu etkiliyor. Oyun içinde karar verme yeteneği de bunlara bağlı olarak gelişiyor.

Çocuklar takım çalışmasını öğreniyor, sosyalleşiyor
Pek çok oyun online olarak oynandığından, oyuncular, birden fazla oyuncularla birlikte oynuyor. Bu da çocukların, hedeflerine ulaşmak için başkalarıyla birlikte ekip olarak çalışma duygusunu geliştiriyor. Çocuklar, başkalarının fikirlerini dinlemeyi öğrenirken, diğer ekip arkadaşlarıyla birlikte plan yapmayı ve görev paylaşmayı da gerçekleştiriyor. Hatta bazı online oyunlar sadece ulusal değil, uluslararası olarak da oynandığından çocukların farklı dil ve kültürlerden diğer çocuklarla kaynaşmaları açısından da çok verimli oluyor. Ayrıca, online oyunlar, aileler ve çocuklarına, bir arada oyun oynayabilecekleri güzel platformlar yaratıyor.

Öğrenmeyi, eğlenceli hale getiriyor
Eğlence, doğal bir öğretmendir. Oyunlar da, bunun motivasyon kaynağıdır. Çocuklar, başlangıç seviyesi ile oyuna basit bir şekilde giriş yapıp, sonrasında kademe kademe yeteneklerini geliştirerek, daha zor görevleri gerçekleştirmek için kendilerine karşı güven kazanıyor. Bunu eğlenerek, yapmaları ise öğrenmenin kusursuz olmasını sağlayabiliyor.

Sadece sanalda değil, gerçek dünyada da işe yarayan beceriler kazandırıyor
Çocuklar, video oyunları sayesinde bilgisayar ve internet dünyası ile tanışıyor. Bu da onları daha erken yaştan teknolojiye adapte olmalarını sağlıyor. Ayrıca, video oyunları, çocukların özgüven ve kendine saygı duygularını geliştiriyor. Pek çok oyunda, zorluk seviyesi ayarlanabiliyor. Hata yapma olasılığı düştükçe, çocuk da hata yapmaktan korkmamaya başlıyor. Tüm bu beceri ve kazanımlar, hem sanal hem de gerçek dünyada işe yarıyor.

Jacqueline Harding’in konuyla ilgili son derece değerli akademik çalışmaları var. Yaptığı araştırmaların sonucu beni şaşırtıyor ve bir ebeveyn olarak oğlumu teknolojiden uzak tutmak yerine, ‘teknolojiyi eğitim ve öğretim için nasıl kullanması gerektiğini göstermeliyim’ fikrine yöneltiyor. Bir çok anne-baba çocuğunu televizyon başta olmak üzere, her türlü aygıttan hele hele video oyunlarından tamamen uzak tutmak gerektiğini savunuyor. Çocukları bağımlı hale getirdiğinden, dış dünyadan soyutladığına inanıyorlar. Bir bakıma haklılar. Çocuğun eline nasıl bir paket çikolata verdiğinizde hepsini bitirecekse, bu eğlenceli dünyadan da kendi isteği ile ayrılmayacaktır. Yapılacak şey belli: Kural koymak. Ne zaman, ne kadar ve ne oynayacağına yaşına ve karakterine uygun olarak siz belirleyeceksiniz.

Bir kaç sene önce ana haberlere de konu olmuş bilgisayar oyunu oynayan küçük bir kızın videosunu hatırlarsınız hepiniz. Küçük kız histerik biçimde ağlıyor ve bağırıyordu oyunu geçemediği için. Videoyu çeken annesiydi sanırım, gülüyordu kahkalarla. O zaman uzmanlar ne yorum yapmıştı hatırlayamıyorum ama küçük kızın bağımlı ve sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Evet, bir hedef belirleyip onu aşmaya çalışması harika bir özellik ancak bu kadar saplantı haline getirmesi büyük hata. Orada yapılması gereken, bence, annenin veya babanın çocuğa zamanında müdahale etmesiydi. Ben olsam oyunu kaldırırdım veya yaşına uygun olduğunu düşünüyorsam da yardım ederdim bitirmesi için. Belli ki o kız çocuğuna bir sınır konmamış. Biz, ebeveynler kural koyucuyuz. Çocuklar kendilerini özgür hissetmeliler ancak güvenli sınırlarda olmalılar.

Bize gelirsek, teknolojik bir aileyiz. Bilgisayarı ve diğer iletişim aletlerini severiz, bol bol kullanırız. Gelir kaynaklarımızdan bir bölümünü oluşturur teknoloji. Ancak Koray’ı zannetmeyin ki bütün gün elinde bu cihazlardan biriyle dolanıyor. Günün yarısından çoğunu dışarıda bahçede veya parkta geçiriyor. Evdeyken de kendi kendine çok güzel oynamaya başladığı için genelde sabah saatlerinde ve akşam yemekten banyo saatine olan zaman aralığında alıyor eline bu cihazlardan birini. Yani görme, dokunma, hissetme ve duyma duyularını gün boyu tatmin ediyor.

Televizyon? O da var. Seyrederiz de. Haberler, diziler, filmler… hayır, Koray ayaktayken değil elbette. Üstelik yatak odalarımızda ve mutfakta televizyon yok. Gece yatarken yatak odamıza cep telefonlarını almıyoruz, kablosuz modemi kapatıyoruz.

Sadece benim oğlum değil, yeni çağın yeni bebekleri, hepsi teknolojiye barışık doğuyorlar. Sanki doğal bir yetenek var onlarda. Koyun önlerine bir alet, dakikasında çözerler nasıl açılır, nasıl kapanır. Çocuklarımız yarının çocukları. Bizden çok daha ileride olduklarına inanıyorum. Sırf bir önyargı yüzünden onları bu dünyadan uzak tutmayı doğru bulmuyorum.

Sadece doğru yönlendirilmeye ihtiyaçları var.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

2 Comments

  1. Çok güzel yazmışsınız. Var olan şeyleri yok saymaktansa, onlardan faydalanabiliriz diye düşünüyorum ben de. Her şeyde olduğu gibi, bunda da azı karar çoğu zarar. Seneler evvel okumuştum bir yerde, Amerika’da bir şirket işe alımlarda sanal poker oynatıyormuş. Strateji becerilerini bu şekilde ölçüyorlarmış. TV’ye külliyen zararlı, bilgisayar öcü, kağıt oyunları kumar-zaman kaybı deyip kestirip atmazsak, faydalı bir araç da olabiliyor demek ki… Öpülesi bir yazı :)

  2. Kesinlikle katılıyorum, saatini sınırlayıp yaşına uygun oyunlar bulduktan sonra hiçbir sakınca görmüyorum ben de.

Leave a Response