Tematik parklarda hayatta kalma rehberi

slingomom-disneyland-koray

Birisi bana ¨Disneyland¨ veya ¨Universal Studios¨ dediğinde aklıma gelen ilk şey bitmek bilmeyen uzun kuyruklar oluyor. İstanbul trafiği gibi geliyor bana. Hele yazın güneşin altında geçirdiğim dakikaları ve hatta saatleri düşününce ‘Deli miyiz?’  diyorum. Gerek var mı? Değer mi? Maddi manevi çöküyoruz resmen ama şimdi merak edenlere, gitmek isteyenlere de asla ¨Gitmeyin¨ demek haksızlık gibi geliyor çünkü eğlenceli yerler bu tematik parklar. Her yaş için bir aktivite oluyor. Değişik bir dünya. Hele çocuklar için. Kitaplardan ve televizyon ekranlarından tanıdıkları sevdikleri karakterleri, mekanları görünce suratlarında oluşan ifade için bile ‘değer’ diyor insan. O yüzden yolu düşeceklere, gitmek isteyenlere, plan yapanlara Tematik Parklarda Hayatta Kalma Rehberi hazırladım. Üstelik sadece Disneyland veya Universal Studios için değil hemen hemen benzer her yer için size yol göstereceğini düşünüyorum bu yazının. Bu arada Walt Disney World yazısı da geliyor, yakında.

Uzun kuyruklar, pahalı yiyecekler, hesapta olmayan harcamalar yüzünden büyük bir hevesle çıktığınız tatiliniz burnunuzdan gelebilir ve ¨Neden neden geldik?¨ diye cinnetlik olabilirsiniz. Fakat doğru bir planlamayla her şeyin istediğiniz gibi gitmesi ve en az hasarla tatilinizi bitirmeniz mümkün.

slingomom-universal-studiosslingomom-sixflags slingomom-universal

1. Gitmeden önce mutlaka araştırma yapın.
Günler öncesinden başlayın çalışmaya. Abartmıyorum tek gecelik veya yola çıkmadan hemen yapılacak bir araştırmadan bahsetmiyorum. İnternette bu parklarla ilgili her türlü bilgiye ulaşmak mümkün. Haritalar, aktiviteler, restoranlar, sergiler, gösteriler yani ne nerede öğrenebilirsiniz. Çocuklarınız için hangi ride’ın uygun olduğunu araştırıp kendinize bir gezi planı hazırlayabilirsiniz. Ayrıca parkların açılış ve kapanış saatleri her gün değişebiliyor. Bunları da öğrenip açılıştan yarım saat önce giderseniz kuyruk oluşmadan her bir aktiviteye dahil olabilmeniz mümkün. Yine de yaz aylarında, tatillerde kalabalık olacağını hem de çok kalabalık olacağını unutmayın.

2. Gideceğiniz tarihleri, saatleri iyi belirleyin.
Araştırmaya yapmaya gideceğiniz tarihleri belirlemekle başlayın derim. Yukarıda da bahsettiğim gibi yaz ayları ve tatiller gerçekten çok ama çok kalabalık oluyor. Tatiller derken Türkiye’den bahsetmiyorum. ABD’nin kendi tatil günlerinde parklar dolup taşıyor tam anlamıyla.

Parkların web sitelerinde genellikle dolulukla ilgili bilgiler de veriliyor ama tahmin edeceğiniz üzere hafta sonları daha kalabalık özellikle de Cumartesi günleri.

Sabah erken gidin. Açılıştan önce mümkünse. Kapının önündeki kuyruğun ne kadar önünde olursanız istediğiniz atraksiyonlara da o kadar çabuk hatta beklemeden girebilirsiniz.

Bir diğer önerim de sabah erken gidip öğleden sonra çıkmak ardından akşama doğru tekrar parka girmek. Bunun için de geç saate kadar açık olan günleri tercih ediyoruz. Böylece öğleden sonra sıcağı ve yoğunluğundan kurtulmak, dinlenmek için fırsat oluyor. Akşam serinliğinde parkı gezmek, havai fişeklerle günü bitirmek çok daha keyifli her zaman. Elbette bunu parklara yakın bir yerde kaldığınızı düşünerek yazıyorum. Zaten çocukla gidiyorsanız yakınlarda bir otel tercih etmek en mantıklısı.

3. Her şeye hazır olun.
Kalabalığa, sıra beklemeye, sıcağa, yağmura, yorgunluğa, hesapta olmayan harcamalara… Bütün bir günün parkta geçeceğini varsayarsak başınıza her şey gelebilir. Bunları bilir de az çok önlem alabilirseniz sorun büyük ölçüde hallolur.

4. Acil durumlar için
Benim en çok korktuğum şey kalabalıkta birbirimizi kaybetmek. Koray’a telefon numaramızı ezberlettim. Bizi kaybederse ne yapması, nereye gitmesi gerektiğini anlatıyorum. Hem de defalarca. Neyse ki o da korkar bizi kaybetmekten, asla alıp başını gitmez. Yine de acil durumlar için buluşma yeri belirliyoruz ve bir de park görevlilerin kimler olduğunu gösteriyorum.

5. Park haritasını iyi okuyun

Park haritasını elinize alınca strateji belirleyin. En çok görmek istediğiniz, girmek istediğiniz akraksiyonları, roller coaster’ları listeleyin. En popüler olanları zaten internetten de öğrenebilirsiniz. Sabah erken saatte parka girince kuyruk olmadan hemen bunlara girin. Yürümekten yorulacağınız için dinlenme bahanesiyle de çocuk oyun parklarına gidebilirsiniz. Bazılarında fıskiyeler de var. Çocuklar zaten bence en çok buralarda eğleniyorlar. Ve asla Türkiye’deki gibi güneşin altında kalmıyorsunuz. Mutlaka ya ağaçlık ya da branda ile gölgelik yapılmış durumda. Dinlenmek, solunlanmak, şarj olmak için en ideal yerler tematik parkların içinde.

6. Saatlerce sıra beklemek – FastPass

Tematik park demek kuyruk demek, beklemek demek. Bazı zamanlar gün erken saatlerinde gitseniz bile sıradan kurtulamadığınız oluyor. Bunlardan kurtulmanın bir başka yolu da çoğu parkta olan ‘fastpass’ seçeneği. Size istediğiniz atraksiyona, gösteriye gün içindeki başka bir zaman diliminde sıra beklemeden girme imkanı veriyor bu servis. Disney’de parasız ama Six Flags veya Universal Studios Florida’da giriş ücretinin haricinde de para vermek durumundasınız. Fast-pass almaya para ayırmam diyorsanız da hemen hemen her parkın telefon uygulamasını indirerek bekleme zamanlarını öğrenerek plan yapabilirsiniz. Biz fastpass ücretliyse kendi yolumuza gidip ücret vermeden devam ediyoruz güne. Çok kalabalıksa da pas geçiyoruz. Açıkçası hiçbir eğlence için 90 dakika beklemeyi akıllıca bulmuyorum kendi adıma. Hele çocuklarla.

7. Yiyecek sorunu

Parkta aç kalınmayacağı kesin ama ben her zaman sırt çantamda kuru meyve, büyük boy su, granola barlar ve bisküviler taşıyorum. Parklarda yemekler pahalı ve bizim alışık olmadığımız kadar fast-food. Her şey. İlk gün zevkli oluyor hatta ikinci gün de yeniyor keyifle ama üçüncü gün sıkılmaya değişik bir şeyler aramaya başlıyorsunuz. O yüzden benim çantamda her zaman kuru meyve bulunuyor. Çocuklara makarna, haşlanmış sebze ve yoğurttan oluşan menü alarak öğleni geçiriyoruz genelde. Hamburger veya pizza da diğer seçenek zaten. Amerika ile ilgili sevmediğim diğer şey de içme suyunun kola ve benzerlerinden daha pahalı olması. Musluk suyu içme alışkanlıkları herkese göre değil. Örneğin ben içiyorum ama Sarp asla içmez ve ısrarla şişe su sipariş eder.

8. Telefon, şarj, wifi
Telefonlarını her zaman şarjlı tutun. Yanınıza bir de harici pil alın çünkü çocuklarınızın her anını fotoğraflamak ve videoya kaydetmek isteyeceksiniz. Çocuklara da gerek yok aslında tek başınıza gitseniz bile her santimi, her eğlenceyi kaydetmek istiyor insan.

Parkların çoğunda kablosuz internet ücretsiz. Parka girer girmez online olabiliyorsunuz. Eğer lokal bir telefon numarası ve data paketiniz yoksa wifi hayat kurtaracaktır.

9. Kıyafetler ve yedekler
Genel olarak parkların bulunduğu coğrafyalar ılıman ve sıcak iklim oluyor.  O yüzden açık renk kıyafetler, güneş gözlüğü, şapka almayı ihmal etmeyin. Terlikle gezmek zevkli olabilir ama gün boyu yürüyeceğiniz için rahat bir spor ayakkabı ile gitmenizi terliklerinizi çantanıza atmanızı öneririm. Bu arada kendiniz için değil belki ama çocuklar için mayo alın. Mutlaka ıslanacakları bir yer bulacaklardır. Hoş unutsanız bile mayo, terlik, havlu satılıyor ama elbette çok daha yüksek fiyata.

Kıyafetlerin yanı sıra güneş kremi yanınıza alın. Aslında yüksek korumalı kremlerin zararlı olduğuna inanıyorum ben ama kollara, omuzlara biraz olsun sürmekte fayda var yoksa benim gibi 2.derece yanık olmanız mümkün. Sabah otelden çıkarken sürün sonra da öğleden sonra bir kez daha. Ben spf 30 olan ürünler kullanıyorum.

http://instagram.com/slingomom

10. Diğerleri

Eğer otomobille gitmişseniz park ettiğiniz yerin fotoğrafını çekmeyi unutmayın. Hele ki sabah gittiğinizde bomboş gördüğünüz park alanının akşam üstü çıkarken milyonlarca araba ile dolduğunu görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Çocukluysanız parklara yakın otellerde kalmayı tercih edin. Böylece otomobile de ihtiyacınız olmaz çünkü otellerden parklara ücretsiz servisler var.

Parklarda kaykay, scooter, bisiklet kullanmak yasak. Yanınızda götürmeyin sonra elinizde taşımak zorunda kalıyorsunuz.

Parklarda puset kiralama şansınız da var. Tekli, ikili pusetler tüm gün sizin.

http://instagram.com/slingomom

Dünyanın en eğlenceli yerleri de olabilir en sıkıcı yeri de. Hayatınızın en muhteşem tatilini de geçirebilirsiniz en kötüsünü de. Dediğim gibi iyi bir planlamayla çoğu sıkıntının önüne geçmek mümkün. Ancak genel olarak söyleyebilirim ki temiz ve rahat edeceğiniz mekanlar buralar. Pusetliler, engelliler için yollar, merdivenler var. Pusetinizi park ediyorsunuz hatta üzerinde çantanızla birlikte, döndüğünüzde aynı yerde buluyorsunuz. Özellikle Disney Park’lar çocuklu aileler için ideal yerler ve zaten ayrıca yazacağım.

 

Universal Stüdyoları’nda bir günümüz böyle geçti:

0

2 Yorum

  • Sinem says:

    Merhaba kasım ayında iş için gideceğim seyahtin bir kısmında 5,5 yaşındaki eşim ve oğlumla tatili uzatarak bu parkları da dahil etmeyi planlıyoruz. Otel konusundaki tavsiyenizi de paylaşabilirseniz çok sevinirim. Ekim sonu kasım başı çok ölü sezon sayılır mı?

  • Tematik parklarin cocuklar acisindan cazibesi tartisilmaz ama tabi kosup oynayabilecekleri parklarin artmasi tercihimiz

Leave a Reply