Koray’ın hikayesine devam etmek istiyorum çünkü biliyorum kendi çocuğunun okula başlama yaşı hakkında tereddütte olan ve bu yüzden bizi takip eden birçok anne var. Bilmeyenler için kısaca anlatmam gerekirse; biz Koray’ın hazırlığı tekrar etmesine yani ilkokul 1. sınıfa 7 yaşında başlamasına karar verdik. Zor bir süreç oldu hepimiz için. Sıkılır mı, arkadaşlarını görünce morali bozulur mu yoksa öğretmenlerinin söylediği gibi duygusal olgunluğa ulaşması için gerçekten de bu zamana mı ihtiyacı vardı? Aklımızda bir sürü soru ile Koray’ın ilkokula bir sene geç gitmesinin kendisi için en iyisi olacağını düşündük. Yazısını da okula başladığı hafta yazmıştım. 

Şimdi aradan geçen bir buçuk aylık dönemi ve öğretmenleriyle yaptığım ilk görüşmeden biraz bahsetmek istiyorum ki belki bizim gibi kararsız kalan ebeveynlere biraz olsun fikir verebilir yaşadıklarımız.

Verdiğimiz en doğru karar

Hemen hemen her gün bu kararı almamıza neden olan, bize destek veren ve yol gösteren herkese şükrediyoruz çünkü Koray bu sene her zamankinden neşeli geliyor okuldan. ¨Günüm harika geçti anne¨ diyerek giriyor eve. Bir sürü şey anlatıyor, okulda öğrendiklerinden bahsediyor, oyunlarının içine sokuyor konuları. Öylesine heyecanlı ve istekli. Bir de kendine güveni gelişmiş durumda. Fiziksel olarak biraz daha iri olmanın avantajını yaşıyor sanırım.

Tüm bu olumlu gelişmelerin tek sebebi yok elbette. Öncelikle yaşının getirdiği olgunluk, olaylara daha farklı bakması, algılarının biraz daha açılması konusu var. Kardeş sahibi olmaya da biraz daha alışmış durumda, en azından kabullendi. Alin’i sevmeye ve onunla vakit geçirmeye çalışıyor. Hala bizim ilgimizi çekmek için yaramazlık yapıyor ama en azından asabi hali azaldı, sözel iletişime geçmeyi tercih ediyor. Oysa geçen sene verdiği her tepki davranışsaldı, konuşmayı reddediyordu. İçinde yaşıyordu her şeyi. Şimdi daha fazla konuşuyor, daha çok anlatıyor. Birbirimizi anlayabilmek için fırsatımız var artık.

¨Benim çocuğum ilkokul 1’e hazır çünkü daha çok şey öğrenmek istiyor, yazmak okumak istiyor.¨

Benim çocuğum da bundan farklı değil ve ben buna rağmen geç gönderiyorum çünkü akademik olarak bir sıkıntı yok. Okula başlamak için zeka seviyesinden ziyade duygusal olarak belli bir seviyede olması önceliğimiz. Koray okuma yazma öğrenmek için çoğu çocuk gibi hazır. Bizim endişemiz hareketli ve hala oyun çocuğu olan oğlumuzun psikolojik olarak da ilkokula hazır olup olmamasıydı. Okul olgunluğunun yeterli olmadığını, hala zamana ve biraz daha oyunla öğrenmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Çünkü oyun da aslında bir tür öğrenme yöntemi bu yaş için. Oyun oynayarak hem psikolojik olarak gelişiyor çocuk hem de yeni bir şeyler öğreniyor. Oyun kurmayı, sembolleri, hayal etmeyi, beynini çok yönlü çalıştırmayı öğreniyor. Birlikte oyun saatlerinde karşılaştıkları her sorun onların iletişim becerilerinin gelişmesine de yardımcı oluyor. Gerçek malzemeler kullanarak yapılan masa başı çalışmaları meraklarını ve öğrenme isteklerini arttırıyor. Tüm bunlar ilkokul 1 ile başlayacak olan akademik müfredata hazırlanmalarını sağlıyor.

Her çocuk aynı değildir elbette. Bazıları hem fiziksel hem de duygusal olarak hazırdır ve kolaylıkla okula uyum sağlayabilir. Ben yine de sınıfının küçüğü olacağına büyüğü olması taraftarıyım ve her geçen gün bu fikrim güçleniyor.

İlk veli görüşmesinden çıkarken 

Nefesimi tuttum, öğretmeninin notlarını toparlamasını bekliyordum ki bir anda ¨Koray müthiş¨ dedi. ¨İstekli, becerikli, sorun çözücü ve biraz hareketli.¨ Geçen seneki görüşmede Koray ile ilgili duyduğum ne kadar olumsuz bilgi varsa hepsinin tam tersini duyuyordum öğretmeninin ağzından. Gözlerim doldu. Oğlum için mutluydum. Anlamıştım ki sınıf içinde hiç olmadığı kadar rahattı, keyifliydi. Akademik olarak nasıl bir başarı gösterir bilmiyorum ama ruhsal ve duygusal olarak çok daha iyi olacağına eminim. Hem zaten okul başarısı tam olarak nedir ki? Kime göre neye göre başarı? O kısım ayrı bir tartışma konusu zaten.

Sonuç olarak Koray fiziksel olarak avantajlı, oyun oynarken daha bilinçli, konulara daha hakim, arkadaşlarıyla istediği ilişkiyi kurabiliyor ve tüm bunlar sayesinde kendine güveni daha da gelişmiş durumda. Sıkılmıyor mu? Hayır. Geçen sene aklı bir karış havada olduğu için bir sürü şeyi kaçırmış meğer. Bu sene yeni baştan öğreniyor ve çok daha zevk alıyor öğrendiklerinden. Yani mutlu. Huzursuzluğu bitti. Okula gitmeyi çok seviyor. Gerisi ona kalmış.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

5 Comments

  1. Ben tereddütsüz böyle yaptım kararımın da doğru olduğunu gördüm

  2. Kaan ağustos doğumlu olduğu için biz zorunlu kategorisine giriyorduk.. Şu an sınıfının küçüklerinden sayılır ama aralığa kadar ders saatleri daha az tenefüsler daha uzun olarak yarı oyun yarı ders şeklinde geçireceklermiş.. Bu yüzden zorlanmadı..

  3. Ben 4 yasi tekrarlatiyorum ocak 2010 dogumlu ogluma ve bence verdigim en iyi karar! Pedegog ilkokul hazirligi 2 kere tekrarlatmamamizi onermisti

  4. Ortak, ben bu sorunun cevabını seneye verebileceğim sanırım. Şimdilik zaten hazırlık sınıfının keyfini sürüyoruz. Bakalım seneye ilkokul bir mi yoksa tekrar mı?

Leave a Response