Bunu hava atmak için, ‘Bravo’ almak için veya kıskandırmak için yazmadım. Hiçbir şey şansla olmadı. Koray’ın yemek problemi pek yok. İştahsız değil ama öyle çok da deli gibi yiyen bir oğlum yok. Yettiği kadar yiyor. ‘Doydum’ dedikten sonra da asla zorlamıyorum. Bazen aç ama çoğu zaman da oldukça tok kalkıyor sofradan. Çünkü hiç dert etmedim. Yemezse yemez, aç kalmaz ya sonunda diye düşünüyorum. Sofrada beni çok yorduğunda da kolundaki saati göstererek ne kadar zamanı kaldığını söylüyorum. Yemediği takdirde de sofrayı kaldırıyorum. Aç yatıyor, hatta ağlıyor. Ben de içten içe ağlıyorum ama bu ayarı arada vermek gerekiyor. Zamanında yemek yenmezse onun keyfinin beklenmeyeceğini biliyor. Aç yattı da ne oldu? Hiç. Bir sonraki öğün arayı kapattı. Bazı çocuklar gerçekten iştahsız oluyor, görüyorum. Belki de genetik, bakıyorum annelerine onlar da iştahsız. Bizim evde öyle olması pek mümkün değil, neredeyse yemek için yaşayan bir aileyiz. Koray’ın da damak tadının bu yüzden geliştiğine inanıyorum. Sonuçta evde ne görüyorsa onu alıyor çocuk. Üstelik biz öyle ‘amaaan her şeyimiz organik olsun, çikolata yemesin, abur cubur bilmesin’ diyen bir aile değiliz. Uygun zamanlarda gerektiği kadar abur cubura izin de var. Yasaklamanın her zaman daha cazip olacağına inananlardanım çünkü. Onun yerine benin kontrolümde kısıtlı miktarlarda yemesini sağlıyorum. Koray da yasak olmadığı için özellikle istemek veya gizlice yemeğe çalışmak gibi bir hamlede bulunmuyor.

Gelelim sebze olayına.

Aslında bu tamamen öğrenmeyle ilgili oldu bizde. Koray’ın en korktuğu şeylerden biri kabızlık. Küçükken başımızdan geçen travmatik kabızlık olayından sonra demek ki çocuğun kafasına nasıl işlemişim ki ‘kakaların rahat çıkması için sebze yemeliyiz’ diyor. Hala. Tuvalette biraz sıkıntı yaşasa ardından bir tabak brokoli istiyor. Yapı meselesi sanırım, canı pek kıymetli. Sorun yaşamamak için ilaç niyetine yediği sebzeler şimdi ona zevk veriyor. İnanamıyorum nasıl keyifle yediğine. Hemen olmadı elbette, kitaplar okuduk, sebzeleri ayıkladık, aldık elimize inceledik. Vücudumuzu anlatan resimlere baktık. Bir de sebze ve meyvelerin ne kadar yararlı olduğunu anlatan bir kitapla tanıştık. Yasemin Bradley ‘Atakan’ dizisinde bit kitaba imzasını atmış, aldık, okuduk defalarca hem de. Bana çok basit gelmişti kitap ama nedense Koray pek beğendi, etkinlendi. Biz çok yararını gördük bu kitabın, belki sizin de işinize yarar:

Bir de bir şey ekleyeyim okulun da çok büyük etkisi var. Neredeyse 2.5 yaşından beri okula gidiyor ve arkadaşlarıyla birlikte yemek yiyor. Daha önceleri yemek istemediği yemekleri de yemeğe ve sonra da benden de talep etmeye başladı. Reddettiği birkaç yiyecek var, okul da onları biliyor. Koray’ın ayrı menü çıkarın demedim, bir sonraki atıştırma öğününde arayı kapatıyor zaten. Ya da eve gelince iki kişilik yiyor. Buyrun okulun bir yararı daha :)

Ben bu sebze meselesini paylaşınca ‘nazar değmesin, sus anlatma’ dedi çoğu kişi. Bu gibi durumlarda nazara da inanmıyorum çünkü şans değil bu dediğim gibi. Tecrübe etti, öğrendi, sevdi. Anne istedi diye, tabağına kondu diye yemiyor. Talep ediyor, yararına inanıyor ve büyük bir zevkle yiyor. Diyeceğim şu ki çocuğunuz anlatılanları kavramaya başladığında uzun uzun anlatın her şeyi. Gerekirse görsel olarak da destekleyin, yaşanmışlıkları hatırlatın. Sadece sözel olarak öğretmeye çalıştıklarımız hiçbir işe yaramıyor çünkü.

 

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

1 Comment

  1. Sanırım ilk defa, yemek konusunda tam da benim gibi düşünen birine rastladım :) benim kızım da sebze sever, aynen sizin gibi, genelde zorlamam, gerekirse bazen aç kalır, bir sonrakinde kapatır.. Ki biz bile bazı öğünler iştahsız olabiliyoruz, o niye her öğün yemek zorunda kalsın? Diğer konularda da o kadar benziyoruz ki, sevindim doğrusu :) Çünkü etraftan hep, “doymadı ki bu çocuk, a, o kadar çorbayla doyulur mu, muhallebi mi yedirsek, yeni bir yemek mi yapsak..” vs. laf işitip duruyorum ama kilosu boyu yerinde sağlıklı bir kızım var, fazlasına ne gerek var değil mi?.. :)

Leave a Response