Bana öyle geliyor ki oyuncaklardaki cinsiyet ayrımı git gide artıyor. Hem üreticiler hem de tüketiciler kız/erkek ayrımını daha çok vurguluyorlar. Görüyorum okuyorum, anne babalar oyuncağın çocuğun yaşından çok cinsiyetine uygun olup olmadığıyla ilgileniyorlar. Üstelik kız çocuklarından ziyade erkek çocuklar daha fazla hassasiyetle karşılaşıyorlar.

Şimdi bir oğlum bir de kızım olduğu için oyuncaklardaki bu cinsiyet farkı konusu daha çok ilgimi çekmeye başladı. Koray, araba seviyor. Arabalar hakkında konuşmayı, resim çizmeyi, film seyretmeyi tercih etti her zaman. Başka çeşit bir oyuncak isteği veya beklentisi olmadı ancak kız arkadaşlarının bebekleri, mutfak takımları ile oynadığında ise hiçbir zaman ¨sen erkeksin bebekle oynayamazsın¨ demedim. Sadece merak ettim ne yapacak diye. Bebeklerin anatomik yapısıyla daha çok ilgilendi diyebilirim:) Konuya cinsiyetçilikle yaklaşmadığım için üzerinde hiç düşünmemiştim.

Gelelim Alin’e. Ona bir şey almaya kalktığımda -ki Koray’dan kalan bir sürü oyuncak vardı- anladım ki kızlar ve erkeklerin ilgi alanları, ruh halleri gerçekten çok farklı. İhtiyaçları olan oyun ve oyuncaklar da haliyle farklı olacak. Her ne kadar ağabeyinin araba, lego ve minecraft* oyunlarına katılmaya çalışsa da Alin için çekmece, çanta karıştırma fikri her zaman cazip geliyor. Şimdilerde ise hediye gelen ‘kızsal oyuncaklar’ ile yemek yapma, kahve ikram etme, bebekle oymaya keyfini yaşamaya başladı. Alin bunlarla haşır neşir olmaya başlayınca Koray da oynamak istediğini söyledi. En sevdiği ise pembe puset.

Hem pembe hem de puset. Online satış yapan sitelere göre bir erkek çocuğun oynaması hiç uygun olmaz çünkü kategoriler oldukça keskin şekilde ayrılmış çoğunda: Kız çocuk oyuncakları ve Erkek çocuk oyuncakları. Satın alma esnasında ¨Oyuncağı kimin için alıyorsunuz?¨ sorusunu görsem şaşırmayacağım artık.

alinoyuncak copy

Bu ayrım neden var?

Bence son derece can sıkıcı. Hayal dünyası gelişsin, yeteneklerini keşfetsin, becerilerini geliştirsin ve elbette güzel vakit geçirsin diye çocuğu oyun oynamaya yöneltiyoruz ama bir yandan da neyle, nasıl oynayacağına da karar veriyoruz. Oyun oynamak çocuğun dünyayı anlamasını sağlaması açısından da önemlidir. Hareket, inşa etme ve teknolojiye göz kırpan oyuncakların, çocukların karşılaştıkları sorunların üstesinden gelme, çok daha kolay problem çözme ve daha fazla aktif olmalarını sağladıkları gözlemlenirken evcilik oyuncaklarının da sosyal becerileri geliştirdiği ortaya çıkmış. Bunların yanında sanat ve el işi oyuncaklarının ise ince motor gelişimini desteklediğini rahatça söyleyebiliriz. Hem kızların hem de erkeklerin bütün bu becerileri kazanması gerekiyorken oyuncakları ayırmak aslında son derece anlamsız ve yanlış. Üstelik çocuklara şimdiden ne olmaları, ne olabilecekleri mesajı da veriliyor bu şekilde. Kalıpları belli çevre ve katı toplumsal kurallarla henüz çocukluk çağında tanışıyorlar. Kadınlar ev işleriyle ilgilenir, çocuk bakar; erkekler de inşaat yapar, araba kullanır, kavga eder, savaşa gider. Benim anladığım bu.

Bir erkek çocuk mutfak oyuncaklarıyla oynasa, pusetle gezinse; kız çocuk da arabalar ve aksiyon figürlerle kendine bir dünya kursa ne olur ki?
Konuyla ilgili birkaç makale okudum. Bu tip ayrımın biraz da pazarlama taktiği olduğunu yazıyorlar. Bütün diğer şirketler gibi oyuncak firmalarının da amacı kar etmek. Piyasadaki ürünleri kız-erkek diye ayırarak çok daha fazla satış yaptıkları, kar ettikleri ortaya çıkınca biraz da olayı onlar şekillendirmiş. En azından yazılı olmayan kuralları desteklediler diyebiliriz. Neyse ki etrafımda oğulları istiyor diye pilli elektrik süpürgesi; kızları merak ediyor diye de transformers robot-araba alan ebeveynler var.

Bizde ise son durum şöyle: Alin’e gelen puset ile Koray da çok ilgilendi. Öyle ki eve ilk geldiği günlerde kardeşinin elinden alıp kaçıyordu. Bu sırada aile büyüklerimizden biri duruma müdahale etmek Alin’e oyuncağını verebilmek için ¨Koray bırak bakalım o puseti. Kız oyuncağı o. Erkekler oynar mı hiç?¨ demez mi. Bir gün önce aynı tepkiyi veren Sarp’a ¨Oyuncakların cinsiyeti mi olur? Merak ediyor, elleme!¨ demiştim. O da ¨Haklısın¨diyerek Koray’ı rahat bırakmıştı. Ertesi gün ¨kız oyuncağı¨ ifadesi yeniden ortaya çıkınca bu sefer Koray kendisi duruma müdahale etti: Merak ettim, bakacağım sadece.

Irem Erdilek
Fenerbahçe tutkunu, sosyal medya bağımlısı. Okur, yazar. Blog lover, dreamer & mother. Teknolojik Anne, ALLYN

9 Comments

  1. bu mevzudan ben de hiç hoşlanmıyorum hatta Hüma’ya evcilik oyuncakları ve bebek alma konusunda hep tereddütlüydüm fakat baktım ki çocuk onlarla oynamak istiyor yapacak bişi yok. Tabii ki araba, lego vb oyuncakları da var bol miktarda… Ama gerçekten de çocukların ilgili alanları farklı olabiliyor bu da bir gerçek ve kız/erkek ayrımı da bir anlamda doğuştan.. yine de bunu desteklemeye gerek yok.
    ama yetişkinleri yersiz müdahaleleri insanı çıldırtır.

  2. Cinsiyetçiligin pazarlama stratejisi olarak sunulduğu dunyamizda “insan yetiştirmek” artik en zoru… Roller önemli kimlikler değil… Her noktada bizler de bu baskinin altindayiz…

  3. Düşünüyorum da rahmetli babam çocukken Şimşek kurmalı takla atandı araba almıştı bana en en sevdigim oyuncağımdi keyifle oynardik kimse de o erkek oyuncağı demezdi sonra bebeklerim sanal oyuncak köpeğim de vardı ayrım yoktu şimdi kaygılar ticari ve ne yazık ki bunu çocuklar üzerinden yapıyorlar. .

  4. Toplumsal sınırları çocuklarımıza da uyguluyoruz ya, pes doğrusu! Özellikle oyuncakların satış aşamasında iki ayrı kategori olarak sunulmasında rahatsızlık duyuyorum. Çocuklarda da ister istemez bir algı yaratıldığını düşünüyorum bu şekilde.

Leave a Response