Bebek ilk nerededir?

Annesinin taaa içinde. Peki doğduktan sonra nerede olmalıdır? Annesinin kucağında, tam kalbinin üzerinde… Ben Koriş’i kucak bebeği yapmaya kararlıydım. Zaten 2500 gr doğan bu minik varlık başka nerede büyüyebilirdi ki? Hem zayıf, hem de gazlıydı ve sadece benim kollarımda rahattı. Uykuya da kucakta geçiyordu.

Koriş daha 2 aylık bile yoktu, kim olduğunu ve neden bir arada olduğumuzu hatırlayamadım biri(!) ”aman kızım, sen bunu kucağa çok alıştırmışsın, baş edemezsin sonra” demişti. Ben de dayanamayıp ”bebek başka nereye alışmalı ki zaten, adı üstünde bebek, insan yavrusu o” demiştim. Benim hiddetimi görünce geri adım atıp susmuştu ama ben çok sinirlenmiştim. Ben bebeklerin temasla, kucakta, memede, bol bol konuşma ve gülümsemeyle büyüyeceğine inananlardanım. Gıdasına dikkat etmek, doktor kontrollerine götürmek işin göstermelik tarafı. Asıl olan ”anne” olmak değil midir? Zaten puset yerine slingo ile taşımayı tercih etmemin sebebi de bebeğimle daha yakın olmak. Çocuğumuz doğduğu andan itibaren ailesinden sevgi, ilgi ve şefkat gördüğü takdirde, iyi, kendine güvenen ve başarılı bir birey olacağını düşünüyorum. Pozitif olmak pozitifliği getirir. Hayata gülümseyerek bakmak, insanın kalbine de iyi geliyormuş üstelik. Bebeğime dokunarak onu büyütmekten, onu koklayarak, onunla beraber uyuyarak günlerimi geçirmekten aldığım hazzı kelimelerle anlatmam mümkün değil.

”Kucakta uyumaya alıştırmışsın sen bunu, çok fena” diyenler mi olmadı?, ”Bırak, koy yatağına kendi kendine durmayı öğrensin diyenler mi? Bütün bunları duyduğumda Koriş minicik bir bebekti. Kucakta ve memede uyuya kaldığı için gece sık sık kalktığı doğruydu ama annesinin kokusuyla uyumak isteyen 40 günlük bir bebeği duymazlıktan gelip tek başına uyumasını beklemek bana oldukça acımasız geliyor. 5-6 aylık olsun yavaş yavaş tek başına uyumayı öğretecektim ona zaten. 18 yaşına kadar da kucağımda uyuyacak hali yok ya. Annem sık sık ”hele bir ayaklansın kucağında durmak istemeyecek, bu sefer de sen üzüleceksin kucağımda durmuyor diye” derdi. Ne kadar da haklıymış. Koriş şu an 16 aylık, kendisini koltuk tepelerinden, merdivenlerden topluyoruz. Azgınlık zamanlarında, ki genelde günün dörtte üçü bu şekilde geçiyor, asla kucağıma gelmiyor. Karakterini göstermeye çalışarak, sinirleniyor, ittiriyor ve kendini kucağımdan aşağıya atıyor. İlk sefer moralim gerçekten çok bozulmuştu ama 5 dakika sonra kendi kendine üzerime atlayıp bana sevgi gösterisinde bulunmak amacıyla ”yeni” dişleriyle yanağımı ısırması yok mu her şeye değerdi.

Demek istediğim o ki, kucakta uyumaya alışmış yeni doğan bebeğiniz gün gelecek kucağınızda rahat edemeyecek ve yatağını gösterecek ve başını yastığına koyduğu anda uykuya dalacak. Siz de hayretler içinde bakakalacaksınız. Tüm gün kucağınızda taşıdığınız bebeğiniz yüzünden kollarınızın, beliniz ağrıdığı günler çoktan geride kalmış olacak ve siz ”gel bir kucağıma otur da, konuşalım biraz” diyerek peşinden koşturacaksınız.