Koriş evine dönüyor.

Aralık 1. Koriş bey 23 günlükken ilk uçak yolculuğunu yapacak. Hepimiz çok heyecanlıyız. Özellikle de Türkiye’de yolumuzu bekleyenler. Ancak macera evde başlıyor. Alışverişin ucunu kaçırınca ve bebek arabası, araba koltuğu, portatif bebek yatağı gibi büyük parçalar  da işin içine girince bagajları toparlamak ve onları uçağa kabul ettirmek nasıl olacak diye düşünmeye başladık. Annem ağırlıktan dolayı valizleri almayacaklarına o kadar emin ki. Bende nedense bir rahatlık. Sanki THY benim şirketim. ”alacaklar, en fazla 2-3 kilo geçmişizdir” diyordum. Sarpy her zamanki titizliği ile valizleri duzenlemeye başladı. Kutuları paketledi. Sardı, sardı, sardı. Her bir valiz oldukça ağırdı. Ne benim ne de annemin onları taşıma şansı yok. Yani benim zavallı kocam valizleri tam 4 kat aşağıya arabaya taşımak zorundaydı tek başına. Liste şu şekilde:

  • 4 adet buyuk Samsonite valiz (kendisi ağır zaten)
  • 2 adet dev duffle bag
  • 1 adet mutsy puset
  • 1 adet maxi cosi araba koltuğu
  • 2 adet küçük tekerlekli valiz (kabine girecek cinsten)
  • 1 adet park yatak
  • 2 adet sırt çantası
  • son olarak da 1 adet sling içinde Koriş bebek.

Bir şekilde arabaya sığdık, havaalanı yolunu tuttuk. Check-in işlemleri sırasında nefesimizi tutup beklemeye başladık. Hepsi 32 kg sınırındaydı. Bebekli grup olduğumuz için puset, bebek yatağı ve araba koltuğu için ekstra para almadılar. 2-3 kg fazla olan valizlerden diğerlerine aktarım yapabileceğimizi söylediler. Neyse büyük parçaları vermiştik. Geriye ıvır zıvırlar kalmıştı ki, en kötüsü de alanda ve uçakta küçük eşyalarla gezmekti. İki omuz, iki el dolu olur. Paltoyu taşımamak için giymek zorunda kalırsın. Bu sefer daha vahim durumdaydık. Koriş’in pusetinin üzerine araba koltuğunu sıkıştırdık. İçine de paltoları koyduk. Koriş bende slinginin içinde, en rahat o ve ben. Olan yine Sarpy’e olmuştu. Uçakta hiç problem olmadı. 10-11 saatlik yolculuk boyunca Koriş uyudu, uyandı, emdi. Sesini bile duymadık. Hostesler inanamadılar. Sling’e de bir o kadar şaşırdılar ama Koriş’in huzurunu ve mutluluğunu görünce bunun harika bir ürün olduğunu ve nereden bulduğumu sordular.

Tekerlekler yere değdi. Kalbim atmaya başladı. Aylar sonra kucağımda minicik bir bebekle evime dönüyordum. Otomatik kapılar açıldığında gördüğüm manzarayı ömrüm boyunca unutmayacağım. Kalabalık bir grup, ellerinde uzun bir pankart çığlık çığlığa bizi karşıladılar. Kuzenler, dedeler, dayılar… Bütün havaalanı anlamaya çalışıyordu hangi ünlü şahsın geldiğini :)

0

Etiketler

Leave a Reply