Koray’ın Oyun Grubu Maceraları

Okullu olduk.

Ne zamandır aklımda olan ama denemekte kararsız kaldığım oyun grubu aktivitesine, deneyimli bir arkadaşımın tavsiyesi ile Koray’ı dün götürdüm. Oyun ve müzik sınıflarına girdik. İlk dersler deneme olarak kabul ediliyor. Tam 10’da kapısındaydık yuvanın. 22-28 ay grubundayız. Diğer çocukların 4. 5. dersleri. İlk dersine giren Koray’dı sadece. Zaten yaptığı azgınlıklardan anlaşılıyordu. Daha doğrusu öğretmenimiz dersin sonuna doğru benim çileden çıkma hallerimi görünce ‘merak etmeyin, ilk dersler hep böyle oluyor. Sonra alışıyor ve gruba uyum sağlıyorlar.’ dedi. Çünkü Koray’ın gerizekalı, komut almayan bir yaratık olduğunu düşünmeye başlamıştım. Sanki söylenenleri anlamıyormuş gibi bir hali vardı. Tüneller, kaydıraklar, tırmanma oyuncakları, dev toplar… etrafta bunlar varken, Koray 8 kişiyle aynı ipi tutup bir sağa bir sola gider mi? Gitmez. Kadının dediği gibi bir kaç ders sonra belki de denileni yapar.

İşin komiği Koray’ın adrenalin yüklü hareketlerini gören diğer annelerin ‘ay, vay, dur’ seslerine karşılık, benim ağır ve soğuk kanlı davranışlarım oldukça göze battı. Annelerden biri ‘evde de böyle galiba’ demek zorunda kaldı. Ben de ‘evet, baktım tırmanma, hoplama, atlama halinde bari doğru öğrensin de düşmesin, minimum hasar meydana gelsin istedim ve nasıl tırmanılır, nereye basılır kendim gösterdim.’ dedim. Anne dediğine diyeceğine pişman oldu. ‘Benim oğlum çok uslu, tırmanmasına izin vermiyorum’ dedi. Böyle bir cümle var mı? Çok uslu ve izin vermiyorum. Çocuk Koray’ı gördükçe nasıl içi gitti. Hareket etmek, koşmak istiyor. Bizimki tepelerde. İyi mi yaptım, kötü mü bilmiyorum. Ancak Koray’ı biraz takip edenler sonunda kendisini çok güzel kontrol edip koruduğunu fark ediyorlar. Evet tırmanıyor, atlıyor ama bastığı yere o kadar dikkat ediyor ki…

Serbest yetişsin istiyorum. Mutlu olsun, Çocuk olsun sadece.

Neyse, oyun sınıfını bizimkinin en bayıldığı şey olan yüzlerce baloncuk ve ellere kollara Gymbo öpücüğü ile bitirdik.

Yarım saat, kırk beşdakikalık serbest zamanın ardından müzik sınıfı varmış. Onu da deneyelim istedim. Koray’ın ilgisini daha çok çekebilirdi. Serbest zamanda ise tüm oyun odaları açık. Küçük IKEA masalarda ahşap yap-boz oyuncaklar, yerleştirme, bloklar var. Taze taze sıcak poaça ikram ediliyor. Aradaki 45 dakika Koray yine tünellerde, tırmanma oyuncaklarındaydı. Sonra bir kaç çocuk yan yana oturmuşlar. Onları fark etti. Gitti zorla aralarına oturdu ne oluyor diye onları seyretti. Ardından kendi de bir oyuncak seçti. ‘Demek ki böyle oluyormuş’ dedim içimden. Bir süre sonra topluluğun yaptığı aktivite ilgi çekiyor ve ister istemez gruba uyum sağlıyor. Bir bildikleri var tabi öğretmenlerin.

—-

Müzik sınıfı

Önce kocaman bir davulla başladı. Herkes davula vuruyor. Koray bu sefer eğlenceye katıldı. Davulla beraber şarkılar söylendi. Davula ‘güle güle’ dememekte bir bizimki ısrar etti. Ardından hayvan sesleri taklit edildi. Luca sağolsun, köpek sesini ‘wow wow’ diye en güzel bizimki çıkardı. Ardından dans. Her hafta bir başka müzik çeşidiyle 10 dakika dans ediliyor. Tam bu sırada Koray, müzik setinin durduğu dolabın üzerinde balon üfleme aletini fark etti. ‘Oğlum, sonra balon yapacağız’ dedim ama çok kızdı. Neyse öğretmenimiz Koray’ın derdine derman oldu da baloncukları havaya saçtı. Bu sefer müzik eşliğinde balonları patlatmaca. Koray tabi sevinçten delirdi. Bir yandan da hem öğretmenini hem de diğer çocukları dikkatle izlemeye başladı. Bazen etrafındaki insanları görmezden geliyor, bazen de uzun uzun inceliyor hem mimiklerini hem de hareketlerini.

Patlatacak balon kalmayınca içi çeşit çeşit müzik aletleriyle dolu bir kutu çıktı ortaya. Çocuklar kutunun çevresinde yeni sesleri, farklı aletleri keşfe başladı. Koray’ın ilgisini en çok marakaslar çekti. Elinden zor aldık. Biz annelerin kafası şişmişti ama ufaklıklar o kadar keyif alıyorlardı ki, her şeye değerdi suratlarındaki mutluluk. Ardından her çocuktan bir şeyler mümkünse bir şarkı söylenmesi istendi. Grubun sakinleştiği bu anda Koray’a uyku iyice gelmişti. Sürünmeye başladı. Ciddiyim gerçekten de süründe yerde. Şarkı söylemeyi reddetmekle kalmayıp attı kendini yere yüz üstü. ‘Kapa gözünü’ dedim. Kapadı. İki ders üst üste bizimkine ağır geldi. Yerinde durmayıp aradaki 45 dakikada da oynadığı için pili bitmek üzereydi. En son aktivite renk renk kumaş parçalarıyla dans. Koray birden canlandı. Enerjisinin son damlasıyla eğlenceye katıldı. Çocuklar birbirleriyle öyle güzel dans ettiler ki. Kumaşlar havalarda uçuşurken Koray gitti sevimli bir kız çocuğunu yanağından öptü, kendinden küçük bir başkasına da cici yaptı. Sonra da kucağıma çıktı. Biraz da beraber dans ettik ve dersimiz bitti. biz de bitmiştik.

Deneme derslerimizin sonucuna ve saatlerine göre, Koray’ın uyku alışkanlıkları tarafımdan göz önünde bulundurularak 11.30’daki müzik sınıfına yazıldık. Haftada bir gün 45 dakika. yarım saat erken götürürsem de serbest oyun saatinde istediği kadar azabilirdi.

Yuvadan çıkıp eve gittiğimizde benim başım kazan gibiydi, Koray ise bayılmak üzereydi. Tahmin ettiğim gibi yemeğini bile yiyemeden bir şişe ballı sütünü içip öğle uykusuna geçti. Çok uzun uyudu mu? HAYIR. 1.5 saat. Ben zannettim 3.5 saat uyur. Ben kendim dinlenemeden, blog yazısını yazmak için enerji toplayamadan uyandı. Çok mutluydu. Haftaya, ikinci dersimizi ben bile şimdiden merak ediyorum.

Akıllarda soru kalmasın:

Koray ana okuluna mı başlıyor? Hayır. Oyun grubu. 22-28 aylık çocukların anneleriyle katıldığı sınıflar.

Koray’ı bırakıp gidecek miyim? Hayır. Annelerin de aktiviteye katılması bekleniyor. Belki 5-6 ders sonra kenardan izlerim ama her zaman onunla birlikte orada olacağım.

Oyun sınıfı gereksiz mi? Nasıl bir aktiviteye katılmak istediğinize ve çocuğunuzun fiziksel gelişimine bağlı bence. İki ders üst üste olduğu için ben hem oyun hem müziği bir arada yazdırmadım. Tercihimi müzikten yana kullandım.

Haftada bir gün yeterli mi? Elbette. Amaç Koray’ın diğer çocuklarla bir araya gelmesi. Fazla bir beklentim yok. Yaşıtlarıyla oyun oynamayı öğrensin. Gruba ayak uydurmayı öğrensin.

0

Etiketler

Leave a Reply