Uzun zamandır yazmak istiyordum  bunu. Bir türlü başlayamadım çünkü ben yazıyı erteledikçe evdeki dengeler değişmeye başladı. Bazen de her şey tepetaklak oluyordu. Neresinde başlasam bilemiyordum.

Alin’e hamile olduğumu öğrendiğimde sorduğum ilk şey ¨Koray kardeşine nasıl davranacak?¨  oldu. Yani varlığına ne zaman alışacak, ne zaman kabullenecek? Deneyimli arkadaşlarım, doğumdan sonraki birkaç hafta içinde küçük kardeşin varlığına yavaş yavaş alışacağını daha doğrusu eve gelen ufaklığın geri gitmeyeceğini anlayıp biraz daha sakinleyeceğini söylemişlerdi. Ancak asıl sorunun kardeş ayaklanmaya başlayıp Koray’ın evdeki yerini sarsmaya başlamasıyla ortaya çıkacağını da eklemişlerdi. Çünkü küçük olan her zaman ilgi çekiyor. Yaptığı her hareket evde kahkahalarla karşılanıyor. Oluyor, yapıyoruz. Koray’ı yetişkin zannedip onun da bize katılmasını bekliyoruz ama aslında hiç de öyle değil. En az Alin kadar ilgiye ve tezahürata ihtiyacı olduğunu unutuyoruz.

İki çocuklu hayatın en zor kısmı ikisini aynı anda mutlu etmeye çalışmakmış. Küçük, şimdilik çok farkında değil olayların ama kardeş sahibi olmanın bütün yükünü taşıyan Koray’ı mutlu etmek her zaman çok kolay olmuyor. Alin etrafta yokken daha rahat, daha sakin, daha uyumlu. Ne zaman ki Alin ortaya çıkıyor ve ilgiyi dağıtıyor Koray’ı tanıyamıyoruz. Asabi, aksi, huysuz bir çocuk haline geliyor. O aksileşince ben daha da aksileşiyorum ve evde korkunç bir stres ortamında buluyoruz kendimizi. Herkes haklı herkes haksız. Sorunun en büyük kaynağının ben olduğumu da biliyorum. Profesyonel yardım almak aklımın bir köşesinde. Bir yandan da dünyada ilk defa iki çocuk deneyimi yaşan anne baba biz değiliz; ilk defa kardeş sahip olan da Koray değil diyorum. Bu da geçecek nasıl olsa. Büyüyecekler. Kavgalar belki hiç bitmeyecek ama şu an olduğundan daha iyi anlaşacaklar. Anlaşacaklar mı? Yoksa her şey daha kötü olacak, Koray kardeşine bir türlü ısınamayacak, onu her zaman kıskanacak ve ilişkileri hep kötüye mi gidecek? En kötü senaryoyu düşünmeden edemiyorum.

Kardeşimle aramda 6 yaş var. Tam anlamıyla ‘kedi-köpek’ gibi kavga ederdik. Hele uzun seyahatlerde arka koltukta birbirimize girerdik. Ne zaman ki ben liseye başladım ve  abla olma olgunluğuna eriştim o zaman dertler bitti. Aradaki yaş farkı yüzünden arkadaş da olamamıştık küçükken, oyun oynayamadık hep kavga ettik. İkimiz de büyüdük ve kardeş sahibi olmanın güzelliğini anladık. İyi ki kardeşim var diyebiliyorum şimdi.

Peki Koray ve Alin’in ilişkisi nasıl? Yaş farkı 4.5. Az değil ama çok da değil. Arkadaş olmak ve beraber oynamak için şansları var diye düşünüyorum. Alin her küçük kardeş gibi evde en çok ağabeyini seviyor, onu takip ediyor, onu taklit ediyor ve onunla takılmak istiyor. Sabah uyandığında Ağabeyini gördüğünde resmen kahkaha atıyor, günü aydınlanıyor. Koray derseniz Alin’den farklı değil sabahın ilk ışıklarında araları çok iyi. Elinden tutup odasına götürüyor, legoları çıkarıyor, bir şeyler paylaşmaya çalışıyor ama karşısındakinin birkaç dakika içinde ilgisi dağılıp sağa sola saldırınca Koray da sinir oluyor. Bir de Alin sırnaşık bir kız çocuğu, zorla gelip kendini öptürüyor. Evin maskotu oldu ve bunun normal sonucu, ilginin kendi üzerinden kardeşine kaydığını fark ettiği için de Koray’ın ayarları bozuluyor. Bozuluyor ama çok da canını acıtmak istemiyor. Uyarı dokunuşları yapıyor daha çok, sıkıştırıyor seviyormuş gibi. Bazen de ¨çok tatlı¨ deyip parmaklarını ısırıyor hafiften. Alin de olayı çözdü canı acımasa bile ağabeyi tarafından sıkıştırılınca basıyor çığlığı. İlk zamanlar direkt büyüğe bağırıyordum ¨Kardeşinin canını acıtma¨ diye,  artık öğrendim önce soruyorum ¨Ne oldu?¨ Gün böyle geçiyor. Kavga, gürültü, kahkaha, koşuşturma, kavga, gürültü, kahkaha, koşuşturmaca… Şimdi bir de beraber yaramazlık yapmanın keyfine vardılar. 3 dakika sürüyor bu saadet belki ama o bile bana yetiyor. Demek ki diyorum seviyor kardeşini, onunla bir şeyler yapmak, paylaşmak istiyor. Seviniyorum. Sakinleşiyorum. Daha az bağırıyorum artık, sinirlendiğimde içimden 10’a kadar sayıp Koray’ın yanına gidiyorum ve konuşmaya çalışıyorum. Çoğu zaman işe yarıyor. Baktım olmuyor derhal yanından uzaklaşıyorum yoksa her an duvara yapıştırma isteği ile dolabilirim. İtiraf ediyorum içimden geçtiği çok oldu.

İkinci çocuk kolay, iki çocuk aynı anda zor. İki çocuk aynı anda komik de ama.

Kardeşler neden kavga eder?

Kıskançlık, birbirleriyle yarış halinde olma durumu kardeşliğin kitabında yazıyor ama korkuyorum işte ya Alin ile Koray daha kötü olursa diye. Bunu engellemenin yolu var mı? Nerede müdahale etmek gerekir? Kardeş kavgasının en büyük sebeplerinden biri doğal gelişimin getirdikleri sanırım. Değişen ihtiyaçlar, yaşının özellikleri kavgaları tetikliyordur diye düşünüyorum. Alin 2 yaşındayken oyuncak kavgası yaşayacağız büyük ihtimalle. Çünkü vermek istemeyecek gerçi yaş farkından dolayı Koray olgun davranıp kardeşinin çığırtkanlığını gözardı edebilir ki bugün bile zaman zaman yapıyor.

Çocuğun kişiliği de kavganın boyutunu etkiliyor. Sakin ve uzlaşmacı çocuklarla iş tabi ki daha kolaydır. Bizimkiler ne yapacak gerçekten bilmiyorum. Koray çabuk uyum sağlayan, mantıklı açıklama yapıldığında kolay ikna olan bir çocuk. Aslında derdi kardeşi değil çevresindeki yetişkinlerin özellikle  de benim ilgimin dağılması. Bütün bir gün Koray ile ilgilensem sorun kalmayacak ortada ama evde anne ilgisine ihtiyacı olan bir küçük kız var. Onu ne yapacağız? Zaten öyle böyle kendini araya sokuyor, varlığını fark ettiriyor. Demişlerdi bana ¨ikincileri sen sevmek için sıkıştırmazsın, o gelir sana kendini zorla sevdirir.¨

Sorun çözme konusunda ilerleme var aslında bizde. Ben nasıl davranırsam Koray da aynen o şeklide davranıyor. Sakinliğimi korumakta zorlanıyorum ama yapmak zorundayım. Bize bakıyor çünkü. Bizi izliyor. Anne baba birbirine nasıl davranırsa kardeşler de birbirlerine o şekilde davranırlarmış. Çok didişen bir çiftiz daha doğrusu öyleydik ama çocuklardan sonra birbirimizle didişmeye fırsat bulamaz olduk Sarp ile. Sonuçta evde birbirine bağıran anne-baba yok, genel olarak olayı kabullenen ve saçma saçma her şeye gülen bir çift var. Gülmenin iyileştirme etkisine inanıyorum. Kardeşler çok kavga edecekler ama birbirlerini de çok sevecekler. Alin çok şanslı, harika bir ağabeyi var.