Son birkaç aydır ‘korkuyorum’ kelimesini duyuyoruz Koray’dan. Karanlıktan korktuğundan bahsediyor. Bugüne kadar onu hiçbir konuda korkutmamaya, o kelimeyi bile kullanmamaya özen gösteren anne baba için sıkıntılı bir durum. Neden olduğunu, nasıl öğrendiğini çözmeye çalışıyorum aylardır. Okula gidiyor acaba orada mı bir şey oldu diye merak ettim. Hani olur ya okudukları bir kitap, anlatılan bir hikaye veya başka bir çocuktan duyduğu bir söz.

Sorup anlamaya çalışıyorum ama nasıl soracağımı da tam bilemiyorum. ‘Sakın korkma!’ diye söz başlamak da durumu tetiklermiş.

Dün tüm bu karanlıktan korma olgusunun ne zaman hayatımıza girdiğini anladım. Yaz tatilindeki Amerika seyahatimizin fotoğraflarına bakıyorduk Koray ile. Disneyland özellikle en sevdiğimiz kısım. Sonra ‘anne bak korktum ben’ dedi. ‘Neden korktun oğlum?’ diye atladım hemen elbette. Fotoğrafta Disneyland’de girdiğimiz masal tüneli gözüküyordu. Bir anda jeton(!) düştü bende. Bir masal kitabının içine giriyorsunuz, raylı bir sistemde yavaş yavaş ilerliyorsunuz. Hikaye korkutucu değil ama karanlık bir ortamdı. Gerçekten de bu yüzden başlamış olabilirdi.

Artık karanlıkta kalmak istemiyor, gece yarısı kalktığında ‘anne geeel’ diye ağlıyor. Gidiyorum yanına ‘korktum’ diyor. Bir de odasında dolabının üzerinde duran oyuncak bir kardan adam var. Ondan da korkuyormuş meğer. Sanırım tam olarak ne olduğunu göremediğinden karanlıktaki silüetinden korkuyormuş. Alıp verdim eline. Rahatladı ama ben yine de endişeliyim.

Peki şimdi ne yapacağım?

Dün gece üç dört saatimi bu konuyu araştırarak geçirdim. Okuduklarımı sizinle de paylaşmak istiyorum:

Çocuklar 2-3 yaşlarındayken karanlıktan korkma gündeme gelir. Hayal edebildikleri fakat fantazi ile gerçeği ayırt edemedikleri yaştalar çünkü.

Bu yaş grubundan bilinmeyen korkutucu hale geliyor. Çocukların beynini bembeyaz bir sayfa olarak kabul edelim, kötü ve korkutucu hiçbir şey ile karşılaşmamış beyin odanın köşesindeki karaltıyı kim bilir ne olarak algılıyordur.

Televizyon çocukların karanlık korkusunu en çok tetikleyen şeylerden biri. Sesler, görüntüler gerçeği hayalden ayıramayan küçük bir çocuk için çok korkutucu olabilir.

Her çocuk belli seviyelerde karanlık korkusu yaşar ve büyüdükçe bu ortadan kaybolur.

Anne babanın çocuğun karanlık korkusu hakkında konuşmaları, çocuğa saygı göstermeleri ve onu anladıklarını göstermeleri çok önemli.

İletişime geçince çocuk neden korktuğunu anlatmaya başlar. Asla ‘bundan mı korkuyorsun?’ gibi sözler sarf etmeyin. Korkusunu azaltmayacağı gibi utanmaya da başlayacaktır.

Çocuğun korkusu hakkında konuşurken sakin olmalı. Onu heyecanlandıracak davranışlarda bulunmamalıyız.

Gece yarısı kalkıp ‘anne’ diye ağladığında ona sakın kızmayın, ‘neden ağlıyorsun?’ diye soru sormayın. Yanına gidin. Sizin varlığınız güvende olduğunu hissetmesine yardım edecektir.

Çocuğunuzu karanlıkla baş etmesi için yüreklendirin. Örneğin koltuğun altını veya saat başı kontrol etmek istiyorsa yapın. Elinden tutun ve o ne istiyorsa, nasıl rahat edecekse onu yapın.

Çocuklarınız sizin istemediğiniz bir davranışta bulunduğunda onları hikayeler masallarla korkutmayın.

Televizyonun yanı sıra son derece masum gözüken masal kitapları bile bu korkuyu tetikleyebilir. Kitaplardaki resimlere dikkat etmeliyiz.

Uyku öncesi sakinleştirici aktivitelerde bulunmalı. Televizyon seyrettirmeyin, içinde korku unsuru olan kitapları okumayın.

Anne babanın mümkün olduğunca anlayışlı ve destekleyici olması çocuğun karanlıktan korkma sorununu çözmesini sağlayacaktır.

 

Benim anladığım, çocuklarımızın korkularının üstesinden gelebilmeleri için onlarla iletişime geçmeli, onları dinlemeli, onlara saygı göstermeliyiz. Altı yaşında kadar hayal ile gerçeği ayırt edemeyen bu küçük beyinlerin mümkün olduğunca huzurlu olmalarını ve her zaman güvende olduklarını hissettirmeliyiz. Anne baba olarak en önemli görevimiz her ne olursa olsun her an yanlarında olmalı ve bunu bilmelerini sağlamalıyız.

Kaynak:  webmd.com