Bebeği doğurmanın en kolayı olduğunu zaten bundan önceki uyku ve beslenme maceralarımızda sık sık söz ettim. Meğer bunlardan zor bir şey daha varmış: Evde Çocuk Oyalama. Kış günü evde zamanı iyi geçiremediğimizden de bahsetmiştim. Benim sabırsız,  bu konuda beceriksiz  ve sabit kalmakta problemleri olan bir insan olmamdan kaynaklanıyor.

Bağırmama Rejimi fena gitmiyor. Dün iki kere bağırmışım. Benim için büyük başarı. Fark ettim ki Koray sevdiği oyuncaklara bir kere takıldı mıuzun süre etrafıyla ilgilenmiyor. Buna Luca da dahil. En sevdiği oyuncaklar ne mi? Tabi ki arabalar. Her yerimiz, içimiz dışımız araba. Yastıkların altından, montlarımızın cebinden, çantaların içinden, arabada koltukların arasından topluyorum devamlı. Ben de yeni ve değişik oyuncak almayacağım artık çünkü geçen haftalarda hamur oynasın diye dünya para verip bir süre hamur aparatı aldım; yok hamur fabrikasıymış, yok dondurma yapacakmışız. Bizimki 10 dakika bile ilgilenmedi hiç biriyle. O yüzden ben de araba ve aksesuarlarına, araba ile oynanabilecek oyuncakları dikkate alıyorum bundan böyle. ‘Lego oynamıyor’ diye de şikayet ediyordum ya, onun da yolunu buldum. Legodan araba yolu, tüneller, park yerleri inşa ediyoruz. Böylece herkes mutlu oluyor.

Koray’ın arabadan sonraki en sevdiği oyuncağı ise treni.

Tren dediğim biraz büyükçe bir raylı sistem var bizde. Üşenmedik taşıdık Amerika’dan. Ahşap oluşuydu bizi cezbeden. Koray da her girdiğimiz Barnes&Noble’daki çocuk bölümünde saatlerce oynuyordu aynı tren setiyle. Biz de rahat rahat kitapların arasında kayboluyorduk. En son sefer ağlayarak ayrılınca başından, ne yaptık ettik bulduk. Uçağa verilecek şekilde paketledik ve evimize getirdik. Geçen gün bizim akıllı bücür fark etti ki bu tren yolu, arabaları için de ideal.

Üstelik benim için de eğlenceli bu hal. Arabaları diziyoruz, yıkıyoruz, uyku saatinde park edip üstlerini örtüyoruz, yarıştırıyoruz. Zaten ben ilk 10 dakika oynuyorum sonra Koray kendisi dalıyor oyuna ve beni unutuyor. Ben de alıyorum bilgisayarımı, diğer iletişim araçlarımı, kitap ve dergilerimi yanıma. Hem Koray’ın yanındayım hem değilim. O da memnun bu durumdan. Annesi yanında. Başka bir işle de meşgul olsa anne, sorduğu sorulara anında cevap veriyor, üstelik de sinirlenmiyor.

Bugün günlerdir beklediğimiz kargomuz geldi. Koray arabalarıyla çok daha uzuun süre oynasın diye bir halı aldım. Trafik Halısı deniyor buna. Kabartmalı bir halı. Yollar için ayrılmış yerler, park için bölümler var. Tam araba hastalarına göre. Kızlar için de evcilik halısı varmış pembe renkli. Paketinden çıkarttık. Bir güzel sabunlu suyla sildik ve başladık oyuna. Biz bu halıyı her yere taşırız artık. Bizimki tahmin edersiniz delirdi görünce.

Merak edenlere not:Hepsiburada.com‘dan aldım halıyı. 133X180cm bizimki. Birkaç boyu var. Linke tıkladığınızda göreceğiniz resimlerdeki arabalar ve diğer oyuncaklar elbette paketin içinden çıkmıyor. Halı bebek odası için kullanılabilecek bir halı değil sanki. Açıkçası ben akşamları kenara kaldırmayı düşünüyorum. Kabartmalı olduğundan karanlıkta ayağınızın takılması veya yeni yürümeye başlayan bir ufaklığın takılması mümkün. İyi ki de almışım ama :)

Bu araba konusu bizde ciddi. Geçecek gibi de değil. Genlerde var. Ralli şampiyonu bir dede, tüm çocukluğu motorlu araçların içinde geçmiş neredeyse 5-6 yaşlarında araba kullanmayı öğrenmiş bir baba… Koray ne olacaktı ki? Bizimki forklift başına bile geçti:

İnatlaşmak, karşılıklı bağrışmak hiç bir zaman ve hiç bir yaşta işe yaramıyor. Buyrun işte 2.5 yaşındakinde bile etkili olmuyor. En sonunda anne tıpış tıpış oğlunun dediğine geliyor. Bugün Milliyet.com.tr’nin Bebek ve Çocuk sayfasında benim Bağıran Anne Olmak İstemiyorum yazımın bulunduğu sayfada Çocuğunuzla İnatlaşmayın diye bir yazı vardı. Daha doğrusu İnatlaşılmayan Bebeklerde ‘Özerklik Gelişiyor’ tam başlık. Verilen bilgiye göre kendini ispatlamasına izin verilen, inatlaşılmayan, baskı uygulanmayan çocuklarda ‘özerklik’ duygusu, kendinden emin olma ve irade gelişiyormuş. Çocuk karar verme ve işbirliği yapma yetisi kazanıyormuş. Tam bana göre bir yazı. Bilmediğimiz şeyler değil. Biliyoruz da uygulaması zorluyor. Yerden 1 metre yüksekliğindeki bir veletle baş edememek komik geliyor kulağa ama sonuç bu işte.

Çocuk mutlu, anne mutlu; anne mutlu, çocuk mutlu.